HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالنِّسَاءِ  ١٠٣ 
الجزء ٦

اِنَّٓا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ كَمَٓا اَوْحَيْنَٓا اِلٰى نُوحٍ وَالنَّبِيّ۪نَ مِنْ بَعْدِه۪ۚ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَع۪يسٰى وَاَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهٰرُونَ وَسُلَيْمٰنَۚ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُورًاۚ ﴿ ١٦٣ ﴾ وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِنْ قَبْلُ وَرُسُلًا لَمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَۜ وَكَلَّمَ اللّٰهُ مُوسٰى تَكْل۪يمًاۚ ﴿ ١٦٤ ﴾ رُسُلًا مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللّٰهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزًا حَك۪يمًا ﴿ ١٦٥ ﴾ لٰكِنِ اللّٰهُ يَشْهَدُ بِمَٓا اَنْزَلَ اِلَيْكَ اَنْزَلَهُ بِعِلْمِه۪ۚ وَالْمَلٰٓئِكَةُ يَشْهَدُونَۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا ﴿ ١٦٦ ﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ قَدْ ضَلُّوا ضَلَالًا بَع۪يدًا ﴿ ١٦٧ ﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَظَلَمُوا لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَر۪يقًاۙ ﴿ ١٦٨ ﴾ اِلَّا طَر۪يقَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرًا ﴿ ١٦٩ ﴾ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمُ الرَّسُولُ بِالْحَقِّ مِنْ رَبِّكُمْ فَاٰمِنُوا خَيْرًا لَكُمْۜ وَاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًا ﴿ ١٧٠ ﴾

سُورَةُالنِّسَاءِ  ١٠٣ 
الجزء ٦
Nisâ Sûresi  103 
Cüz  6

163  Şüphesiz ki Biz Nûh’a ve ondan sonraki (Hûd, Sâlih, Şu`ayb ve diğer ) peygamberlere vahiy gön derdiğimiz gibi, sana da vahiyde bulunduk! (Dolayısıyla vahye mazha riyette senin durumun onlardan farklı değildir. Allâh bunlardan hiçbirine topluca bir kitap indirmemiştir. O halde müşriklerin, senden böyle bir ta lepte bulunmaları yersizdir.) Biz İbrâhîm’e, İsmâ`îl’e İshâk’a, Ya`kûb’a, o (İbrâhîm ile İshak (Aley himesselâm) ın) torunlar(ı olan on iki boydan peygamber olanlar)a, Îsâ’ya, Eyyûb’e, Yûnus’a, Hârûn’a ve Sü ley mân’a da vahiy gönderdik. Dâ vûd’a da Zebûr’u Biz verdik!

164  Yine bu (sûrenin indiriliş zamanı)ndan önce nice rasûllere (vahiy gönderdik) ki sana gerçekten onları(n kıssalarını) anlatmışızdır, ayrıca birçok peygamberlere ki, sana onları(n hallerini) anlatmamışızdır! Allâh Mûsâ ile de (vasıtasız olan) özel bir konuşmayla mükâlemede bulunmuştur.
Bu âyet-i kerîmeden anlaşıldığına göre; Kur’ân-ı Kerîm’de isimleri zikredilmeyen birtakım peygamberler mevcuttur, ancak bu konuda bir sayı bildirilmediğinden farklı görüşler ortaya çıkmıştır. İmâm-ı Kurtubî’nin beyanı vechile; peygamberlerin sayısı hakkında rivayet edilen hadîs-i şerîflerin en sahihi, Ebû Zerr (Radıyallâhu anh)ın hadîsidir. Nitekim bir keresinde o, Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) mescitte tek başına oturuyorken yanına girmiş ve kendisine nebîlerin sayısını sormuştur, Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) de: “Yüz yirmi dörtbin!”buyurmuş, içlerinden rasûllerin sayısını sorunca da: “Büyük bir topluluk olarak üçyüz onüçtür!” buyurmuştur. (Hâkim, el-Müstedrek, No: 4166, 2/652) Ancak sayı konusu itikada tealluk etmediğinden dolayı, Allâh-u Te`âlâ’nın gönderdiği nebî ve rasûllerin tamamına inanılıp, belirli sayılar üzerinde takılıp kalmamak lâzımdır. Kur’ân-ı Kerîm’de isimleri açıklanmış olan peygamberler yirmi beş tane olup bunlar; Âdem, İdrîs, Nûh, Hûd, Sâlih, İbrâhîm, İs mâ`îl, İshâk, Ya’kûb, Yûsuf, Eyyûb, Şu`ayb, Lût, Yahya, Zekeriyyâ, Mûsâ, Hârûn, Dâvûd, Süleymân, Yûnus, İlyâs, Elyesâ’, Zülkifl, Îsâ ve Muhammed (Salâvâtüllâhi Alâ Nebiyyinâ ve Aleyhim Ecma`în) hazarâtıdır! Kur`ân-ı Kerîm’de isimleri geçen Uzeyr, Lokmân, Zülkarneyn, Tübba` ve kıssası zikredilen Hızır (Aleyhimüsselâm) ın peygamberlikleri ise ihtilaflı olduğundan, bu konularda tartışmaya girmek uygun değildir.

165  Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olan birçok rasûllere (de vahiy yolladık, tâ) ki o peygamberlerin (gönderilişinin) ardından insanlar için (“Bize bir elçi gönderseydin de, bizi gaflet uykusundan uyarıp gere kenleri öğreteydi!” gibi laflarla) Allâh’a karşı (öne sü rebilecekleri) bir mazeret (ve bahâne) bulunmasın! Allâh (inkâra ceza verme hususunda) dâima (üstün güce sahip olan bir) Azîz ve (her işinde hikmet sahibi olduğu için, uyarıcı olarak peygamberler gönderip her birine farklı bir mûcize veren bir) Hakîm olmuştur.

166  (Onlar Kur’ân-ı Kerîm’in Allâh tarafından indirildiğini inkâr ettikleri için, sana gözleri önünde topye kûn bir kitap indirilmesini talep etmektedirler,) lâkin Allâh sana indirmiş olduğu (Kur’ân nâmındaki) o şey(in gerçekliğin) e dâir şâhitlik etmektedir ki; O onu Kendi(sine mahsus olan dosdoğru) bilgisiyle indirmiştir. (Buna dâir) melekler de şâhitlikte bulunmaktadırlar. (Kimse şâhit olmasa da,) zaten şâhit olarak Allâh yeterli olmuştur!

167  Şüphesiz o (Yahudi olan) kimseler ki; (Mu ham med (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`i inkâr ederek) kâfir olmuşlardır ve (“Biz kitabımızda onun peygamber liğine dâir bir delil bulamıyoruz!” diyerek insanları) Allâh’ın yolundan engellemişlerdir; gerçekten de onlar (sapma ve saptırmayı cem ettikleri için, dönüşü düşünülemeyecek şekilde) pek uzak bir sapıklıkla (hak yoldan) sapmışlardır.

168  O kimseler ki; kâfir olmuşlardır ve (nübüv vetini inkâr ederek Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e haksızlık yapmış ve insanların ona inanmasına mâni olarak tüm halka) zulmetmişlerdir; şüphesiz ki Allâh (bu kâfirliklerinde ısrar ettikleri sürece) onları bağışlayacak da değildir ve kendilerini (kurtuluşa ulaştıran) bir yola iletecek de değildir!

169  (Bu durumda Allâh onları) ancak içinde son suza kadar ebedî kalacakları cehennem yoluna (kavuşturur)! İşte bu (kimselere cehennemde ebe diyyen azap etmek), Allâh’a göre pek kolay bir şey olmuştur.

170  Ey insanlar! Muhakkak o Rasûl size Rabbi nizden hakk (Olan İslâm’ı ve Kur’ân)ı getirmiştir. Ar tık iman edin! Sizin için hayırlı olanı (tercih edin)! Ama inkâr ederseniz (Allâh’a bir zarar veremezsiniz), şüphesiz ki göklerde ve yerde bulunanlar sadece Allâh’a âittir. (Böyle bir Zât imanınızdan fayda görme yeceği gibi, inkârınızdan da zarar görmez!) Allâh (inananı da inkâr edeni de) dâima (çok iyi bi len bir) Alîm ve (müminle kâfirin karşılıklarını eşit ola rak vermeyecek derecede hikmet sahibi bir) Hakîm olmuştur.

Nisâ Sûresi  103 
Cüz  6
cihanyamaneren