HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْبَقَرَةِ  ١٠ 
الجزء ١

قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا هِيَۙ اِنَّ الْبَقَرَ تَشَابَهَ عَلَيْنَاۜ وَاِنَّٓا اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَمُهْتَدُونَ ﴿ ٧٠ ﴾ قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ لَا ذَلُولٌ تُث۪يرُ الْاَرْضَ وَلَا تَسْقِي الْحَرْثَۚ مُسَلَّمَةٌ لَا شِيَةَ ف۪يهَاۜ قَالُوا الْـٰٔنَ جِئْتَ بِالْحَقِّۜ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُوا يَفْعَلُونَ۟ ﴿ ٧١ ﴾ وَاِذْ قَتَلْتُمْ نَفْسًا فَادّٰرَءْتُمْ ف۪يهَاۜ وَاللّٰهُ مُخْرِجٌ مَا كُنْتُمْ تَكْتُمُونَۚ ﴿ ٧٢ ﴾ فَقُلْنَا اضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَاۜ كَذٰلِكَ يُحْيِ اللّٰهُ الْمَوْتٰى وَيُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ﴿ ٧٣ ﴾ ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِيَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ قَسْوَةًۜ وَاِنَّ مِنَ الْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الْاَنْهَارُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَٓاءُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ﴿ ٧٤ ﴾ اَفَتَطْمَعُونَ اَنْ يُؤْمِنُوا لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَر۪يقٌ مِنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَامَ اللّٰهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ مِنْ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ ﴿ ٧٥ ﴾ وَاِذَا لَقُوا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قَالُٓوا اٰمَنَّاۚ وَاِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ قَالُٓوا اَتُحَدِّثُونَهُمْ بِمَا فَتَحَ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَٓاجُّوكُمْ بِه۪ عِنْدَ رَبِّكُمْۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ ﴿ ٧٦ ﴾

سُورَةُالْبَقَرَةِ  ١٠ 
الجزء ١
Bakara Sûresi  10 
Cüz  1

70  (O zaman) onlar: “Bizim için Rabbine dua et de, onun (dinç mi, yorgun mu,) ne mâhiyette olduğunu bize iyice açıklasın. Çünkü gerçekten o (sarı ve orta yaşlı) sığırlar (çokça bulunduğundan,) birbirine benzeşti de (, aradığımız sığırı belirlemek) bize karışık geldi. Şüphesiz ki biz, Allâh dilerse elbette (aradığımız sığırı bulma hususunda maksadımıza) hidâyet bulacak kimseler (olabilir)iz!” demişlerdi.

71  O demişti ki: “Şüphesiz O (Rabbim): ‘Gerçekten o, öyle bir inektir ki; (zor işlerde çalıştırılan, boyunduruğa vurulan ve) arazi sürmekte olan zillete uğratılmış bir şey değildir, ekin de sulamaz, (bütün ayıplardan) tamamen sâlim kılınmıştır ve kendisinde hiçbir renk karışımı yoktur!’ buyuruyor!” Onlar da: “İşte şimdi (bize, o inekle ilgili) hakk (ve doğru olan malûmât)ı getirdin!” demişlerdi ve bunun üzerine onu (çok aradıktan sonra bulmuşlar, derisi dolusunca altın ödeyerek satın alıp) boğazlamışlardı. Hâlbuki onlar (çok sorup işi uzattıklarından ve aşırı masraflı olduğundan dolayı, emrolundukları bu işi) yapar olmaya hiç de yakın değillerdi.

72  (Ey İsrâîloğulları!) Hani bir kişiyi öldürmüştünüz de, onun (katilinin tespiti) hakkında (suçu) birbirinize atmıştınız. Oysa Allâh (katilin kimliği hakkında) gizlemekte bulunmuş olduğunuz o şeyi (açığa) çıkarıcıydı.

73  Bunun üzerine Biz de (kâtili ortaya çıkartmak için kesilen ineğin bir parçasını ölüye vurdurtmak üzere): “Onun bir parçasıyla ona vurun.” Buyurmuştuk. (Siz bu emri yerine getirdiğiniz anda ölü canlanıp, miras meselesi yüzünden iki amcaoğlunun kendisini öldürdüğünü ve ardından yalan yere ağladıklarını haber vermişti.) (Ey dirilmeyi inkâr eden insan!) İşte Allâh böylece (eşsiz bir kudretle) ölüleri diriltmekte ve (üstün gücünün) âyetlerini size göstermektedir; tâ ki siz (bir kişiyi diriltmeye Kâdir olanın, bütün canlıları ihya etme gücüne sahip olduğunu) anlayasınız.
(Beyzâvî, Nesef î, Âlûsî)

74  İşte sonra bu (ölünün dirilip konuşması kadar açık bir mûcizenin zuhûru)nun ardından kalpleriniz (öyle bir) katılaştı (ki); artık onlar taşlar gibidir yahut katılık bakımından daha da kuvvetli (bir halde)dir. Çünkü şüphesiz taşlardan elbette öylesi vardır ki, kendisinden ırmaklar kaynamaktadır. Yine muhakkak onlardan elbette öylesi vardır ki, (enine boyuna) genişçe yarılmaktadır da kendisinden su çıkmaktadır. Şüphesiz onlardan elbette bazısı da vardır ki, Allâh korkusundan (dolayı, yukarıdan aşağı doğru) düşmektedir. Allâh ise sizin yapmakta olduklarınızdan asla gâfil (ve habersiz) değildir.

75  (Ey Habîbim ve müminler! Yahudiler, kurtarıcıları olan Mûsâ (Aleyhisselâm)` a bile inanmamışlarken,) siz hâlâ onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa muhakkak içlerinden bir fırka vardı ki; (Mûsâ (Aleyhisselâm) ile birlikte) Allâh’ın kelâmını duyuyorlardı da, sonra onu(n doğruluğunu şüphesiz bir şekilde) anlamalarının ardından onu değiştiriyorlardı; halbuki kendileri de (yaptıkları işin yanlış olduğunu) biliyorlardı.

76  (Yahudilerin münafıkları) o iman etmiş olan kimselere rastladıkları zaman: “(Muhammed’in, Tevrât’ta müjdelenen Zât olduğuna) biz (de) inandık.” derler. Onların (münafıklık yapmayan) bir kısmı (münafık olan) diğer bir kısımla tenhada kaldığında ise: “Allâh’ın (Tevrât’ta) size (Muhammed’in vasıfları hakkında) açmış olduğu şeyleri (bugüne dek sır gibi saklarken), (müminler) bununla Rabbiniz katında size (karşı) delil getirsinler (de sizi mağlup etsinler) diye mi (şimdi) onlara anlatıyorsunuz? Siz (onların bu sırları bilmeleri halinde düşeceğiniz vahim durumu) hiç anlayamıyor musunuz?” derler.

Bakara Sûresi  10 
Cüz  1
cihanyamaneren