HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالنِّسَاءِ  ١٠٢ 
الجزء ٦

فَبِمَا نَقْضِهِمْ م۪يثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَقَتْلِهِمُ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ طَبَعَ اللّٰهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَل۪يلًاۖ ﴿ ١٥٥ ﴾ وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلٰى مَرْيَمَ بُهْتَانًا عَظ۪يمًاۙ ﴿ ١٥٦ ﴾ وَقَوْلِهِمْ اِنَّا قَتَلْنَا الْمَس۪يحَ ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّٰهِۚ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلٰكِنْ شُبِّهَ لَهُمْۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اخْتَلَفُوا ف۪يهِ لَف۪ي شَكٍّ مِنْهُۜ مَا لَهُمْ بِه۪ مِنْ عِلْمٍ اِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّۚ وَمَا قَتَلُوهُ يَق۪ينًاۙ ﴿ ١٥٧ ﴾ بَلْ رَفَعَهُ اللّٰهُ اِلَيْهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزًا حَك۪يمًا ﴿ ١٥٨ ﴾ وَاِنْ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِه۪ قَبْلَ مَوْتِه۪ۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَه۪يدًاۚ ﴿ ١٥٩ ﴾ فَبِظُلْمٍ مِنَ الَّذ۪ينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ اُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ كَث۪يرًاۙ ﴿ ١٦٠ ﴾ وَاَخْذِهِمُ الرِّبٰوا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَاَكْلِهِمْ اَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِۜ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ مِنْهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا ﴿ ١٦١ ﴾ لٰكِنِ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَالْمُق۪يم۪ينَ الصَّلٰوةَ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَنُؤْت۪يهِمْ اَجْرًا عَظ۪يمًا۟ ﴿ ١٦٢ ﴾

سُورَةُالنِّسَاءِ  ١٠٢ 
الجزء ٦
Nisâ Sûresi  102 
Cüz  6

155  İşte sağlam sözlerini bozmaları, Allâh’ın (peygamberlerinin doğruluğuna delâlet eden) âyetle rini inkâr etmeleri, (kendilerince bile) haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve: “Bizim kalplerimiz (yapılan vaaz u nasihatlere karşı kapalı ve) kılıflı şey lerdir!” demeleri sebebiyle (onları lâ netlemişizdir). Doğrusu (onlara vaaz u nasihatin kâr etmemesi, ya ratılıştan perdeli ve mühürlü olduklarından dolayı de ğildir. Bilakis) Allâh kâfirlik (yolunu seçme)leri sebe biyle (sonradan) onlar üzerine mühür basmıştır. Artık (Abdullah ibni Selâm gibi) bir azınlık dışında onlar(ın çoğu) iman edemezler./(Dinî konularda) pek az şey dışında (birçok hükme) inanamazlar./

156  Yine onların (Mûsâ (Aleyhisselâm)dan sonra, Îsâ ve Muhammed (Sale vâtullâhi Alâ Nebiyyinâ ve Aleyhim Ecma’în) gibi peygamberleri) inkâr etmeleri ve Mer yem’in aleyhine (zina suçu isnâd ederek) pek büyük bir iftira söylemeleri yüzünden (kendilerini lânete müstehak kıldık).

157  Bir de onların: “Biz Allâh’ın ra sûlü (geçinen) Meryem oğlu Îsâ Me sîh’i gerçekten öldürdük!” de me leri sebebiyle (onların kalplerini mühürledik)! Hâlbuki ne onu öldürebildiler, ne de onu asa bildiler! Velâkin onlar(ın kafalarını karıştırmak) için (onu öldürmeye gönderdikleri Ya hudi’nin görüntüsü, Allâh tarafından Îsâ (Aleyhisselâm)ın suretine) iyice benze tildi (de, onu çarmıha gerince Îsâ (Aleyhisselâm)ı astık sandılar). Şüphesiz o (Yahudi ve Hristiyanlara mensup) kim seler ki onun (öldürülmesi) hakkında ihtilâfa düş müşlerdir; elbette on(un asılmış olup olmadığın) dan büyük bir şüphe içindedirler. Kendileri için bu hususta tamamen zanna (ve tahmine) uymaktan başka (gerçek inanç ifade eden) hiçbir ilim yoktur. Ve onlar onu (öldürdüklerini söylüyorlarsa da, kendilerince de kesinkes ve) yakînen öldürmüş değillerdir.

158  Doğrusu Allâh onu Kendisin(in yönetiminde olan gökler)e yükseltmiştir. Allâh (istediğinin gerçekleşmesine engel olunamayacak derecede güçlü olduğundan, Îsâ (Aleyhisselâm)a saldıran Yahudilerden intikam almaya) dâima (muktedir bir) Azîz ve (onu göklere yükseltme gibi kararlarında hikmet sahibi bir) Hakîm olmuştur.
Bu âyet-i kerîmelerden anlaşıldığı üzere; Yahudiler Îsâ (Aleyhisselâm)ı öldürememişlerdir, dolayısıyla çarmıha gerilen kişi, onu öldürmek üzere gönderdikleri Yahudi’dir ki, Allâh-u Te`âlâ onun yüzünü Îsâ (Aleyhisselâm)a benzeterek, Îsâ (Aleyhisselâm)ı da diri bir halde göklere kaldırarak bu konuyu onlar için içinden çıkılmaz bir hâle sokmuştur. Bu yüzden Hristiyanlar da büyük çelişkide dirler, zira onlar da Îsâ (Aleyhisselâm)ın çarmıha gerilerek öldürüldüğü gibi yanlış bir inanca sahiptirler. Allâh-u Te`âlâ’nın Müslümanlara lütfettiği doğru inanç ise, Hasen (Radıyallâhu anh)dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere: “Îsâ (Aleyhisselâm)ın ölmemiş olduğu ve kıyâmetten önce tekrar döneceği” (Taberî, No: 7129, 3/288) şeklindedir. Bir sonraki âyette de Îsâ (Aleyhisselâm)ın vefâtından önce Ehl-i Kitab’ın tamamının ona Allâh’ın kulu ve rasûlü olarak doğru bir inançla iman edeceği bildirilmiştir ki, bu da âhir zamanda Deccal’ı öl dürmek ve Hazret-i Mehdî’ye yardım ederek İslâm’ı dünyaya hâkim etmek için ineceği vakit gerçekleşecektir. Zira o zaman İslâm dininden başka bir din kalmayacaktır. Zaten Îsâ (Aleyhisselâm) da peygamberlik vasfıyla değil, Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e ümmet olma şerefini elde etmek üzere inecektir.

159  Andolsun ki; Ehl-i Kitap (olan Yahudi ve Hris tiyanlar)dan hiçbiri hâriç olmamak üzere hepsi de (Îsâ (Aleyhisselâm)ın) ölümünden önce (kıyâmete yakın yeryüzüne indiğinde) mutlaka o(nun, Allâh’ın oğlu değil de, kulu ve rasûlü olduğu)na inana(rak Müslü man ola) caktır.Kıyâmet gününde ise o onlar aley hine bir şâhit olacaktır. (Böylece o, kendisini inkâr etmiş Yahudilerin ve ona ilâhlık pâyesi vermiş olan Hristiyanların kâfirliğine şâhitlik edecektir).

160  O Yahudi olmuş kimselerin (buzağıyı ilâh edinme ve inanmaları için Allâh’ı görme şartı koşmaları gibi) büyük bir zulmü nedeniyle ve Allâh’ın yolun dan birçoklarını/Allâh’ın yolundan çokça/ engellemeleri sebebiyle, (evvelce) kendileri için helâl edilmiş olan birçok lezzetli şeyleri onlara haram ettik.

161  Kendisinden kesinlikle nehyo lunmuşlar ken fâiz almaları ve (rüşvet gibi haksız ve) bâtıl (yol lar)la insanların mallarını yemeleri nedeniyle de (ceza olarak birçok lezzetli şeyden kendilerini mah rum bıraktık)! Böylece içlerinden (tevbe edip iman edenlere de ğil de) kâfir(likte ısrar eden)lere (âhirette) çok acı verici pek büyük bir azap hazırladık.

162  Lâkin içlerinden (Abdullah ibni Selâm ve arkadaşları gibi) ilimde (derinleşerek üstün seviyeye ulaşmış) râsih kimseler ve (Allâh’a da tüm peygam berlerine de iman etmiş olan) müminler, sana indi rilmiş olan (Kur’ân)a da, senden önce indirilmiş bu lunan (kitap)lara da inanırlar. Hele o namazı hakkıyla kılanları (özellikle methederim)! Zekâtı verenlerle, Allâh’a ve o son güne inananlar ise; işte onlar, gerçekten de onlara pek büyük bir ecir vereceğiz.

Nisâ Sûresi  102 
Cüz  6
cihanyamaneren