HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْمَائِدَةِ  ١١٥ 
الجزء ٦

وَقَفَّيْنَا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ بِع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرٰيةِۖ وَاٰتَيْنَاهُ الْاِنْج۪يلَ ف۪يهِ هُدًى وَنُورٌۙ وَمُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّق۪ينَ ﴿ ٤٦ ﴾ وَلْيَحْكُمْ اَهْلُ الْاِنْج۪يلِ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ ف۪يهِۜ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ ﴿ ٤٧ ﴾ وَاَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْ عَمَّا جَٓاءَكَ مِنَ الْحَقِّۜ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًاۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَكُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ لِيَبْلُوَكُمْ ف۪ي مَٓا اٰتٰيكُمْ فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِۜ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعًا فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَۙ ﴿ ٤٨ ﴾ وَاَنِ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْ وَاحْذَرْهُمْ اَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكَۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمْ اَنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُص۪يبَهُمْ بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْۜ وَاِنَّ كَث۪يرًا مِنَ النَّاسِ لَفَاسِقُونَ ﴿ ٤٩ ﴾ اَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَۜ وَمَنْ اَحْسَنُ مِنَ اللّٰهِ حُكْمًا لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ۟ ﴿ ٥٠ ﴾

سُورَةُالْمَائِدَةِ  ١١٥ 
الجزء ٦
Mâide Sûresi  115 
Cüz  6

46  Biz, Meryem oğlu Îsâ’yı, öncesinde bulunan Tevrât’ı tasdik eden biri olarak o (kendinden önce peygamber ola)nların izleri üzere peşlerinden gön derdik. İçerisinde (doğru yolu gösteren) büyük bir hidâ yet ve (karanlıkta kalmış hükümleri açığa çıkaran) tam bir nur mevcut olan ve öncesinde bulunan Tevrât’ı doğrulayan İncîl’i de ona, (peygamberliğini ispat etmek, bir de) takvâ sahipleri için tam bir reh ber ve büyük bir öğüt olsun diye verdik!

47  İncîl ehli Allâh’ın onda indirmiş olduğu (hükümler) ile hüküm versin. Her kim Allâh’ın indirmiş olduğu şeyler ile hüküm vermezse, işte ancak onlar (verdikleri kararlarda Allâh’ın şerî`atinin dışına çıkmış olan) fâsıkların ta kendileridir!
Ulemânın beyanına göre; bu âyet-i celîlenin manası: “İncîl ehli, Allâh-u Te’âlâ’nın İncîl’de Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in peygamberliği hakkında indirdiği delillerle hükmetsin!” demektir. Nitekim ileride gelecek: “Ey Ehl-i Kitap! Siz Tevrât’ı, İncîl’i ve Rabbinizden size indirilmiş olan Kur’ân’ı hakkıyla uygulamadıkça doğru bir şey üzere değilsiniz!” (Mâide Sûresi: 68) âyet-i kerîmesinde Yahudi ve Hristiyanlara, Kur’ân’a uymadıkça hak yolu bulamayacakları açıkça bildirilmiştir. Yine böylece: “Yanlarındaki Tevrât ve İncîl’de yazılı buldukları o Rasûle; o ümmî peygambere uyanlar... Ona inananlar, saygı gösterenler, kendisine yardım edenler ve onunla birlikte indirilmiş olan o (Kur’ân) nur(un)a hakkıyla uyanlar, işte kurtuluşa erenler ancak onlardır!” (A’râf Sûresi: 157) kavl-i şerifinde de, Ehl-i Kitabın Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e inanmadıkça ve Kur’ân’a tam manasıyla uymadıkça felah bulamayacakları açıklanmıştır. Dolayısıyla bu âyet-i celîleden İncîl’in hâlâ yürürlükte olduğu ve Hristiyanlardan onunla amel etmeleri istendiği gibi bir mana asla anlaşılamaz. Zira burada on lardan istenen, İncîl’in kendilerine müjdelemiş olduğu Ahmed adındaki âhir zaman peygamberiyle ve kitabıyla ilgili hükümlerle amel ederek İslâm’a girmeleridir.

48  (Habîbim!) Biz sana da o kitabı; öncesinde bulunan kitab(lar)ı tasdik edici ve (değişmemesi için) onu gözetici/ve (doğruluğuna dâir) ona şâhit lik edici/ olarak hak(kı ispat ve doğruyu yanlıştan ayırma hikmeti) ile indirdik! Artık sen o (insa)nlar arasında Allâh’ın (sana Kur’ân’da) indirmiş oldu ğu (hükümler) ile hüküm ver ve sana gelmiş olan haktan uzaklaşarak onların kötü arzularına uyma! (Ey insanlar!) Sizden her biriniz için bir şerî’at ve (din hususunda) açık bir yol (Allâh’a ulaştıracak bir tarikat(1)) tayin ettik. Allâh dileseydi elbette sizi (tüm asırlarda aynı dinde birleşen) tek bir ümmet yapardı. Velâkin size vermiş olduğu şeylerde (ve farklı şerî`atların her asra münâsip olan hükümlerinde) sizi imtihan (etmek is teyenin muâmelesine tâbi) etsin diye (bunu dilemedi, aksine her döneme uygun farklı hükümler belirlemek istedi)! Öyleyse (ölüp de fırsatı kaçırmadan önce, Allâh’ın emrettiği) hayırlı işlere koşun! Zira hep birlikte dönüşünüz ancak Allâh’adır. O da kendisi hakkın da ihtilaf etmekte bulunmuş olduğunuz şeyler (de kimin haklı kimin haksız olduğunu, dolayısıyla hangi karşılığı hak ettiğin)i size haber verecektir.(1)Fahrur râzî, et- Tefsîru’l-Kebir

49  Bir de (sana) şunu (vahyettik) ki: “Onların arasında Allâh’ın indirmiş olduğu şeylerle hüküm ver, onların kötü isteklerine uyma ve Allâh’ın sa na indirmiş olduğu şeylerin birinden bile seni çe virirler diye onlardan sakın!” Eğer onlar hâlâ (başka hükümler arayışına girip, Allâh’ın indirdiği kanunlardan) yüz çevirirlerse, ar tık sen bil ki Allâh ancak onlara günahlarının bir kısmını(n cezasını dünyada da) isabet ettirmek is tiyor! (Nitekim Nadîr oğullarını sürgüne göndererek, Kureyza oğullarını katlettirerek, Kaynukâ’, Hayber ve Fedek ahâlisini de mağlup ederek onlara bu günahla rının vebalini tattırmıştır. Günahlarının bir bölümünün cezası buysa, ya diğer günahlarının cezasını bulduk larında halleri nice olur?) Gerçekten de insanlardan birçoğu elbette (Allâh tarafından tespit edilen hüküm leri tat bik etme dâiresinden çıkmış) fâsık kimselerdir.

50  Yoksa onlar (Allâh’ın sana indirdiği hükümleri kabulden yüz çevirip de) hâlâ (İslâm öncesi) câhiliyet (döneminin, nefsâni arzulara göre yamulmaya müsâit bulunan bâtıl) hükmünü mü arıyorlar? (Gerçeklere ulaşmak için fikir yorarak meselelerin iç yüzü hakkında) şüphesiz bir bilgiye sahip bulunmak ta olan değerli bir toplum için, hüküm (ve kanun koy ma) yönünden Allâh’tan daha güzel kim olabilir?!

Mâide Sûresi  115 
Cüz  6
cihanyamaneren