v02.01.25 Geliştirme Notları
Mâide Sûresi
117
Cuz 6
58﴿ Birbirinizi (ezanla) namaza seslediğinizde ise (o kâfirler) onu (ezanı ve namazı) bir eğlence ve bir oyun (vesîlesi) edinirler. (Habîbim!) İşte sana! Bu (şekilde alay etmeleri), şu sebepledir ki gerçekten onlar öyle (kötü) bir toplumdurlar ki akıllarını kullanmazlar. (Zîrâ akıl bu gibi yanlışlardan insanı engellediği gibi beyinsizlik de, hakkı bilmemeye ve onunla dalga geçmeye sebep olur.) İbnü Abbâs (Radıyallâhu Anhümâ)dan rivâyet edildiğine göre; Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in müezzini ezan okuyup Müslümanlar namaza kalktığında Yahûdîler: “Kalktılar, kalkamaz olasıcalar” dediler. Onları rükû ve secde yaparken gördüklerinde de alay edip gülmeye başladılar, işte bunun üzerine Allâh-u Te‘âlâ bu âyet-i celîleyi indirdi. Bu yüzden ulemâ: “Ezan sırf rüyâ ile değil, Kur’ân’ın açık nassıyla da sâbittir” demişlerdir. Âyet-i kerîmenin sebeb-i nüzûlüyle ilgili farklı rivâyetler; ezanla ilgili görülen rüyâlar; ezanla ilgili bâzı hükümler; ezan ve müezzinliğin fazîleti hakkındaki hadîs-i şerîf ve rivâyetler için bakınız: Rûhu’l-Furkān Tefsîri, 7/239-258
59﴿ (Habîbim!) De ki: “Ey Kitap Ehli! Siz bizim ancak Allâh’a, bize indirilmiş olan (Kur’ân)a ve daha önce indirilmiş bulunan (tüm kitap)lara îmân etmiş olmamızı beğenmiyorsunuz, bir de (dînimizi beğenmemeniz) şu nedenle(dir) ki; ekserîniz (Müslüman olmadığı için) gerçekten (yoldan çıkmış) fâsık kimselersiniz.”
60﴿ (Habîbim! Müslümanlara: “Sizin dîninizden daha şerli bir din bilmiyoruz” diyen o Yahûdîlerden her birine) de ki: “İşte sana! (Hoş görmediğiniz îmânımızdansa) Allâh nezdinde cezâsı (sizce de) bundan şerli olan bir şeyi size haber vereyim mi?! (Cumartesi yasağını ihlâl eden ve Îsâ (Aleyhisselâm)a gelen sofrayı inkâr eden Yahûdîler içerisinden) o kimse(lerin cezâsı daha şerlidir) ki; Allâh ona lânet etmiştir, üzerine gazap indirmiştir, onlardan bir kısmını(n sûretlerini değiştirerek) maymunlar ve domuzlar yapmıştır ve o kişi (buzağı, şeytan ve kâhinler gibi, Allâh’a mâsiyet uğrunda kendisine itâat edilen) tâğûta tapmıştır, işte sana! O (melû)nlar, (diğer kâfirlere nispetle) konum bakımından daha kötüdür(ler) ve yolun doğrusundan en çok sapan(lar)dır.”
61﴿ (Ey Müslümanlar! Yanınıza münâfıkça sokulan Yahûdîler ve diğer münâfıklar) size geldikleri zaman: “Biz (size gelen dîne) îmân ettik” derler. Hâlbuki onlar (sizin yanınıza) muhakkak kâfirlikle girmiştirler ve yine kendileri şüphesiz onunla çıkmıştırlar. Ama Allâh onların sürekli gizlemekte bulunmuş oldukları (kâfirlik ve münâfıklık gibi) şeyleri çok iyi bilendir.
62﴿ (Habîbim!) Onlardan birçoğunu görürsün ki (yalan gibi büyük) günahlar, zulümler ve (özellikle) haram yemeleri içerisinde koşuşmaktadırlar. Onların sürekli yapmakta bulunmuş oldukları o şey, andolsun ki; elbette ne kötü olmuştur.
63﴿ (Allâh’a bağlı geçinen) o rabbânî kimseler ve âlimler onları günah (olan yalan)ı söylemelerinden, bir de (rüşvet ve fâiz gibi) haramı yemelerinden nehyetseydi ya! Onların sanat hâlinde sürekli işlemiş oldukları bu (nemelâzımcılık)(i), kasem olsun ki; gerçekten ne kötü olmuştur.
64﴿ (Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) gönderilinceye kadar insanların en zengini olan Yahûdîler, onu inkâr ettikleri zaman, Allâh tarafından bir belâ olarak darlığa düşürülünce, içlerinden Fenhâs ve onun sözüne râzı olan) Yahûdîler: “Allâh’ın yedi (ve nîmet verme sıfatı) bağlı (ve sıkı)dır” dedi. (Fakirlik, cimrilik ve esirlik çekerek) elleri bağlanasıcalar ve söylemiş oldukları şey yüzünden lânet olasıcalar! Hayır! O’nun iki yedi de (cömertlik ve nîmet vermesini temsîl eden iki sıfatı da) geniş tutulmuştur ki, O dilediği şekilde infâk eder (istediğine istediği kadar verir). Andolsun ki; sana Rabbinden indirilmiş olan o şey(i; dîni ve kitabı inkâr) elbette onlardan birçoğunu azgınlık ve kâfirlik bakımından artıracaktır. Biz de (buna mukābil) onların arasına kıyâmet gününe kadar (devâm edecek) bir düşmanlık ve kin bıraktık. (Bu yüzden onlar zâhiren toplu görünseler de, aslâ kalpleri ve sözleri birleşmeyecektir.) Onlar her ne zaman (Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)e ve diğer insanlara) harp için bir ateş yakmışlar (ve bir fitne çıkartmışlar)sa Allâh onu söndürmüştür. Onlar yer(yüzün)de (hîlekârlık, harp çıkartma, fitne uyandırma ve İslâm’ı zayıflatma gibi) fesat(ları körüklemek) için çalışırlar. Allâh ise fesat çıkaran o kimseleri sevmez (onların bu işine rızâ göstermez)!
سُورَةُ الْمَائِدَةِ
الجزء ٦
١١٧
وَاِذَا نَادَيْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ اتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًاۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ ﴿٥٨
قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ هَلْ تَنْقِمُونَ مِنَّٓا اِلَّٓا اَنْ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْنَا وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلُۙ وَاَنَّ اَكْثَرَكُمْ فَاسِقُونَ ﴿٥٩
قُلْ هَلْ اُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكَ مَثُوبَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ مَنْ لَعَنَهُ اللّٰهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَاز۪يرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَۜ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضَلُّ عَنْ سَوَٓاءِ السَّب۪يلِ ﴿٦٠
وَاِذَا جَٓاؤُ۫كُمْ قَالُٓوا اٰمَنَّا وَقَدْ دَخَلُوا بِالْكُفْرِ وَهُمْ قَدْ خَرَجُوا بِه۪ۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا كَانُوا يَكْتُمُونَ ﴿٦١
وَتَرٰى كَث۪يرًا مِنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِي الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ﴿٦٢
لَوْلَا يَنْهٰيهُمُ الرَّبَّانِيُّونَ وَالْاَحْبَارُ عَنْ قَوْلِهِمُ الْاِثْمَ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَصْنَعُونَ ﴿٦٣
وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللّٰهِ مَغْلُولَةٌۜ غُلَّتْ اَيْد۪يهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُواۢ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِۙ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ وَلَيَز۪يدَنَّ كَث۪يرًا مِنْهُمْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًاۜ وَاَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۜ كُلَّمَٓا اَوْقَدُوا نَارًا لِلْحَرْبِ اَطْفَاَهَا اللّٰهُۙ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَادًاۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ ﴿٦٤
Mâide Sûresi
117
Cuz 6
وَاِذَا نَادَيْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ اتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًاۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ ﴿٥٨
58﴿ Birbirinizi (ezanla) namaza seslediğinizde ise (o kâfirler) onu (ezanı ve namazı) bir eğlence ve bir oyun (vesîlesi) edinirler. (Habîbim!) İşte sana! Bu (şekilde alay etmeleri), şu sebepledir ki gerçekten onlar öyle (kötü) bir toplumdurlar ki akıllarını kullanmazlar. (Zîrâ akıl bu gibi yanlışlardan insanı engellediği gibi beyinsizlik de, hakkı bilmemeye ve onunla dalga geçmeye sebep olur.) İbnü Abbâs (Radıyallâhu Anhümâ)dan rivâyet edildiğine göre; Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in müezzini ezan okuyup Müslümanlar namaza kalktığında Yahûdîler: “Kalktılar, kalkamaz olasıcalar” dediler. Onları rükû ve secde yaparken gördüklerinde de alay edip gülmeye başladılar, işte bunun üzerine Allâh-u Te‘âlâ bu âyet-i celîleyi indirdi. Bu yüzden ulemâ: “Ezan sırf rüyâ ile değil, Kur’ân’ın açık nassıyla da sâbittir” demişlerdir. Âyet-i kerîmenin sebeb-i nüzûlüyle ilgili farklı rivâyetler; ezanla ilgili görülen rüyâlar; ezanla ilgili bâzı hükümler; ezan ve müezzinliğin fazîleti hakkındaki hadîs-i şerîf ve rivâyetler için bakınız: Rûhu’l-Furkān Tefsîri, 7/239-258
قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ هَلْ تَنْقِمُونَ مِنَّٓا اِلَّٓا اَنْ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْنَا وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلُۙ وَاَنَّ اَكْثَرَكُمْ فَاسِقُونَ ﴿٥٩
59﴿ (Habîbim!) De ki: “Ey Kitap Ehli! Siz bizim ancak Allâh’a, bize indirilmiş olan (Kur’ân)a ve daha önce indirilmiş bulunan (tüm kitap)lara îmân etmiş olmamızı beğenmiyorsunuz, bir de (dînimizi beğenmemeniz) şu nedenle(dir) ki; ekserîniz (Müslüman olmadığı için) gerçekten (yoldan çıkmış) fâsık kimselersiniz.”
قُلْ هَلْ اُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكَ مَثُوبَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ مَنْ لَعَنَهُ اللّٰهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَاز۪يرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَۜ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضَلُّ عَنْ سَوَٓاءِ السَّب۪يلِ ﴿٦٠
60﴿ (Habîbim! Müslümanlara: “Sizin dîninizden daha şerli bir din bilmiyoruz” diyen o Yahûdîlerden her birine) de ki: “İşte sana! (Hoş görmediğiniz îmânımızdansa) Allâh nezdinde cezâsı (sizce de) bundan şerli olan bir şeyi size haber vereyim mi?! (Cumartesi yasağını ihlâl eden ve Îsâ (Aleyhisselâm)a gelen sofrayı inkâr eden Yahûdîler içerisinden) o kimse(lerin cezâsı daha şerlidir) ki; Allâh ona lânet etmiştir, üzerine gazap indirmiştir, onlardan bir kısmını(n sûretlerini değiştirerek) maymunlar ve domuzlar yapmıştır ve o kişi (buzağı, şeytan ve kâhinler gibi, Allâh’a mâsiyet uğrunda kendisine itâat edilen) tâğûta tapmıştır, işte sana! O (melû)nlar, (diğer kâfirlere nispetle) konum bakımından daha kötüdür(ler) ve yolun doğrusundan en çok sapan(lar)dır.”
وَاِذَا جَٓاؤُ۫كُمْ قَالُٓوا اٰمَنَّا وَقَدْ دَخَلُوا بِالْكُفْرِ وَهُمْ قَدْ خَرَجُوا بِه۪ۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا كَانُوا يَكْتُمُونَ ﴿٦١
61﴿ (Ey Müslümanlar! Yanınıza münâfıkça sokulan Yahûdîler ve diğer münâfıklar) size geldikleri zaman: “Biz (size gelen dîne) îmân ettik” derler. Hâlbuki onlar (sizin yanınıza) muhakkak kâfirlikle girmiştirler ve yine kendileri şüphesiz onunla çıkmıştırlar. Ama Allâh onların sürekli gizlemekte bulunmuş oldukları (kâfirlik ve münâfıklık gibi) şeyleri çok iyi bilendir.
وَتَرٰى كَث۪يرًا مِنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِي الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ﴿٦٢
62﴿ (Habîbim!) Onlardan birçoğunu görürsün ki (yalan gibi büyük) günahlar, zulümler ve (özellikle) haram yemeleri içerisinde koşuşmaktadırlar. Onların sürekli yapmakta bulunmuş oldukları o şey, andolsun ki; elbette ne kötü olmuştur.
لَوْلَا يَنْهٰيهُمُ الرَّبَّانِيُّونَ وَالْاَحْبَارُ عَنْ قَوْلِهِمُ الْاِثْمَ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَصْنَعُونَ ﴿٦٣
63﴿ (Allâh’a bağlı geçinen) o rabbânî kimseler ve âlimler onları günah (olan yalan)ı söylemelerinden, bir de (rüşvet ve fâiz gibi) haramı yemelerinden nehyetseydi ya! Onların sanat hâlinde sürekli işlemiş oldukları bu (nemelâzımcılık)(i), kasem olsun ki; gerçekten ne kötü olmuştur.
وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللّٰهِ مَغْلُولَةٌۜ غُلَّتْ اَيْد۪يهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُواۢ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِۙ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ وَلَيَز۪يدَنَّ كَث۪يرًا مِنْهُمْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًاۜ وَاَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۜ كُلَّمَٓا اَوْقَدُوا نَارًا لِلْحَرْبِ اَطْفَاَهَا اللّٰهُۙ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَادًاۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ ﴿٦٤
64﴿ (Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) gönderilinceye kadar insanların en zengini olan Yahûdîler, onu inkâr ettikleri zaman, Allâh tarafından bir belâ olarak darlığa düşürülünce, içlerinden Fenhâs ve onun sözüne râzı olan) Yahûdîler: “Allâh’ın yedi (ve nîmet verme sıfatı) bağlı (ve sıkı)dır” dedi. (Fakirlik, cimrilik ve esirlik çekerek) elleri bağlanasıcalar ve söylemiş oldukları şey yüzünden lânet olasıcalar! Hayır! O’nun iki yedi de (cömertlik ve nîmet vermesini temsîl eden iki sıfatı da) geniş tutulmuştur ki, O dilediği şekilde infâk eder (istediğine istediği kadar verir). Andolsun ki; sana Rabbinden indirilmiş olan o şey(i; dîni ve kitabı inkâr) elbette onlardan birçoğunu azgınlık ve kâfirlik bakımından artıracaktır. Biz de (buna mukābil) onların arasına kıyâmet gününe kadar (devâm edecek) bir düşmanlık ve kin bıraktık. (Bu yüzden onlar zâhiren toplu görünseler de, aslâ kalpleri ve sözleri birleşmeyecektir.) Onlar her ne zaman (Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)e ve diğer insanlara) harp için bir ateş yakmışlar (ve bir fitne çıkartmışlar)sa Allâh onu söndürmüştür. Onlar yer(yüzün)de (hîlekârlık, harp çıkartma, fitne uyandırma ve İslâm’ı zayıflatma gibi) fesat(ları körüklemek) için çalışırlar. Allâh ise fesat çıkaran o kimseleri sevmez (onların bu işine rızâ göstermez)!