HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْمَائِدَةِ  ١٢٤ 
الجزء ٧

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا اِلٰى مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَاِلَى الرَّسُولِ قَالُوا حَسْبُنَا مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَاۜ اَوَلَوْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ لَا يَعْلَمُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ ﴿ ١٠٤ ﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا عَلَيْكُمْ اَنْفُسَكُمْۚ لَا يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ اِذَا اهْتَدَيْتُمْۜ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعًا فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ﴿ ١٠٥ ﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا شَهَادَةُ بَيْنِكُمْ اِذَا حَضَرَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ ح۪ينَ الْوَصِيَّةِ اثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ اَوْ اٰخَرَانِ مِنْ غَيْرِكُمْ اِنْ اَنْتُمْ ضَرَبْتُمْ فِي الْاَرْضِ فَاَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةُ الْمَوْتِۜ تَحْبِسُونَهُمَا مِنْ بَعْدِ الصَّلٰوةِ فَيُقْسِمَانِ بِاللّٰهِ اِنِ ارْتَبْتُمْ لَا نَشْتَر۪ي بِه۪ ثَمَنًا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۙ وَلَا نَكْتُمُ شَهَادَةَ اللّٰهِ اِنَّٓا اِذًا لَمِنَ الْاٰثِم۪ينَ ﴿ ١٠٦ ﴾ فَاِنْ عُثِرَ عَلٰٓى اَنَّهُمَا اسْتَحَقَّٓا اِثْمًا فَاٰخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ الَّذ۪ينَ اسْتَحَقَّ عَلَيْهِمُ الْاَوْلَيَانِ فَيُقْسِمَانِ بِاللّٰهِ لَشَهَادَتُنَٓا اَحَقُّ مِنْ شَهَادَتِهِمَا وَمَا اعْتَدَيْنَاۘ اِنَّٓا اِذًا لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ ﴿ ١٠٧ ﴾ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ يَأْتُوا بِالشَّهَادَةِ عَلٰى وَجْهِهَٓا اَوْ يَخَافُٓوا اَنْ تُرَدَّ اَيْمَانٌ بَعْدَ اَيْمَانِهِمْۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاسْمَعُواۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ۟ ﴿ ١٠٨ ﴾

سُورَةُالْمَائِدَةِ  ١٢٤ 
الجزء ٧
Mâide Sûresi  124 
Cüz  7

104  Onlara: “(Helâl ve haramları anlayabilmeniz için) Allâh’ın indirmiş olduğu şey(in hükmün)e ve o Rasûl(ün sünnetin)e gelin!” denilince (akıllarının kıt lığından ve körü körüne taklitten başka dayanakları ol madığından): “Babalarımızı üzerin de bulduğumuz şey bize (yol olarak) yeter!” derler. Peki ya babaları (hak ve hidâyet adına) hiçbir şey bilmeyenler ve (hiç bir hakikate) hidâyet bulamayanlar olmuşlarsa da mı (atalarının yolu onlara yeterli olacak)?

105  Ey iman etmiş olan kimseler! Siz kendiniz(i ıslah etmey)e bakın! Siz (iyiliği emredip kötülükten nehyederek) hidâyet üzere bulunursanız, (doğru yoldan) sapmış olan kimse(nin düşeceği azap) size zarar vermez. Hepinizin birlikte dönüşünüz ancak Allâh’adır. Sonra O, yapmakta bulunmuş olduklarınız(ın ne karşılık kazandırdığın)ı size tamamen haber verecektir.
Ekseri ulemânın benimsediği görüşe göre; âyet-i celîleden, iyiliği emretmenin terk edilebileceği gibi bir mana çıkartılamaz. Ancak kastedilen mana; itaat eden kimsenin isyankârların günahından mesul tutulmaya cağıdır. İyiliği emredip kötülükten nehyetme vazifesinin farz oluşu birçok âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfle sabitken, buradan kimsenin nemelâzımcılığa delil çıkarması mümkün değildir. Zira burada, sapıtanların müminlere zarar veremeyeceği konu edilirken, inananların hidâyette olmaları şartı getirilmiştir. Hidâyette olmak ise, kişinin hem kendisi hem de başkaları hakkında iyiliği emredip kötülükten nehyetmesi durumunda ancak gerçekleşir. Tabi ki bu durumda üzerine düşen görevi yerine getiren kimseye, sapıtanların yaptığı yanlışlar zarar vermeyecektir. Fakat nemelâzımcılık yapıldığın da, yaşla kurunun birlikte yanacağına dair birçok âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf mevcuttur. Âyet-i kerîmenin iniş sebebiyle ilgili görüşler; iyiliği emredip kötülükten nehyetme vazifesinin ehemmiyetini ifade eden hadîs-i şerîf ve rivayetler, bu konuda bazı hükümler ve hikmetler, ayrıca bu vazifenin hangi durumlarda terk edilebileceğiyle alâkalı ha dîs-i şerîf ve rivayetler için bakınız: Rûhu’l-Furkan: 8/197- 223

106  Ey iman etmiş olan kimseler! Aranızdaki şâhitlik, vasiyet zamanı sizden birine (memleke tindeyken) ö lüm (sebeplerinden biri) gelip çattığı zamandır.(1) (Bunu) ya siz(in akrabanız olan kişiler)den adâlet sahibi iki kimse yahut siz yer(yüzün)de yolculuk ettiğiniz zaman size ölüm musibeti vurmuşsa, siz den olmayan diğer iki kişi (yerine getirir)! Eğer (bu iki kişinin güvenilirliğinden) şüphe etmek teyseniz, ikisini de (insanların toplanma vakti olan) o (ikindi) namaz(ın)dan sonra alıkoyarsınız da, onlar: “(Hakkında şahitlik yaptığımız kişi soy bakımından) yakınlık sahibi de olsa, O (Allâh-u Te`âlâ adı)na (yapa cağımız yemine) karşı (dünyevi az) bir pahayı satın almayız ve Allâh’ın (önemli tutulup korunmasını em rettiği) şahitliğini gizlemeyiz, o (şahitliği gizleyip hâ inlik yaptığımız) takdirde gerçekten de biz, elbette (bile bile) günah işleyen kimselerdeniz.” diye Allâh’a yemin ederler.(1)(ed-Dürru’l-Masûn)

107  Sonradan bu ikisinin gerçekten (yalan söyle yerek) bir günah kazanmış olduklarına vâkıf olunursa, (o zaman, ölecek kişi tarafından vasîliğe seçilme hususunda)(2) onlara karşı haklı durumda bulunan kimselerden (ve ölüye) en yakın (olan mirasçılar ara sından haksızlığa uğratılan) diğer iki kişi (yalan yere şahitlik yapan) o ikisinin yerine geçerler de (aynı onlar gibi ikindi namazından sonra durdurularak): “Elbette bizim (yeminli) şahitliğimiz o ikisinin şa hitliğinden daha doğrudur ve biz (bu yeminimizde kimsenin hakkına tecavüz ederek) haddi aşmadık. O (yalan yere yemine teşebbüs ettiğimiz) zaman şüphesiz ki biz elbette (bâtılı hak yerine geçiren) zâ limlerdeniz.” diye Allâh’a yemin ederler.(Âlûsî)

108  İşte bu (şahitleri yemin ettirmekle ilgili usûl), onların (hâinlik yaparak) şahitliği (değiştirme yip, bi lakis yüklendikleri) aslî şekli üzere yerine getir melerine, ya da yeminlerinden sonra (diğer şahitler tarafından yapılacak) başka yeminlerin tekrarlan (ması sebebiyle yalancılıklarının mey dana çık)masından kork(up da şahitliği doğru yap)malarına/ yemin lerin (vârislere) çevrilmesinden korkmalarına/ da ha yakındır. (Yalan yere yemin ve yalancı şahitlik gibi konularda) Allâh’tan hakkıyla sakının ve (yapılan vasiyetleri kabul kulağıyla iyice) dinleyin! (Eğer böyle yapmazsanız, Allâh’a itaat dairesinden çıkmış fâsık bir toplum olursunuz.) Allâh da o fâsıklar toplumunu (cennet yoluna) hidâyet etmez!

Mâide Sûresi  124 
Cüz  7
cihanyamaneren