HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَنْعَامِ  ١٣٠ 
الجزء ٧

بَلْ بَدَا لَهُمْ مَا كَانُوا يُخْفُونَ مِنْ قَبْلُۜ وَلَوْ رُدُّوا لَعَادُوا لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ﴿ ٢٨ ﴾ وَقَالُٓوا اِنْ هِيَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوث۪ينَ ﴿ ٢٩ ﴾ وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ وُقِفُوا عَلٰى رَبِّهِمْۜ قَالَ اَلَيْسَ هٰذَا بِالْحَقِّۜ قَالُوا بَلٰى وَرَبِّنَاۜ قَالَ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ۟ ﴿ ٣٠ ﴾ قَدْ خَسِرَ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِلِقَٓاءِ اللّٰهِۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَتْهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً قَالُوا يَا حَسْرَتَنَا عَلٰى مَا فَرَّطْنَا ف۪يهَاۙ وَهُمْ يَحْمِلُونَ اَوْزَارَهُمْ عَلٰى ظُهُورِهِمْۜ اَلَا سَٓاءَ مَا يَزِرُونَ ﴿ ٣١ ﴾ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا لَعِبٌ وَلَهْوٌۜ وَلَلدَّارُ الْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لِلَّذ۪ينَ يَتَّقُونَۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ ﴿ ٣٢ ﴾ قَدْ نَعْلَمُ اِنَّهُ لَيَحْزُنُكَ الَّذ۪ي يَقُولُونَ فَاِنَّهُمْ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلٰكِنَّ الظَّالِم۪ينَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ يَجْحَدُونَ ﴿ ٣٣ ﴾ وَلَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِنْ قَبْلِكَ فَصَبَرُوا عَلٰى مَا كُذِّبُوا وَاُو۫ذُوا حَتّٰٓى اَتٰيهُمْ نَصْرُنَاۚ وَلَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِ اللّٰهِۚ وَلَقَدْ جَٓاءَكَ مِنْ نَبَا۬ئِ الْمُرْسَل۪ينَ ﴿ ٣٤ ﴾ وَاِنْ كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ اِعْرَاضُهُمْ فَاِنِ اسْتَطَعْتَ اَنْ تَبْتَغِيَ نَفَقًا فِي الْاَرْضِ اَوْ سُلَّمًا فِي السَّمَٓاءِ فَتَأْتِيَهُمْ بِاٰيَةٍۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى الْهُدٰى فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ ﴿ ٣٥ ﴾

سُورَةُالْاَنْعَامِ  ١٣٠ 
الجزء ٧
En`âm Sûresi  130 
Cüz  7

28  Hayır! (Onlar bu temennîyi dünyaya geri dö nüp de iman etme azmiyle yapmadılar. Bilakis) daha önce (dünyadayken insanlardan) gizlemekte bulun muş oldukları (münafıklık ve kötü amelleri gibi) şey ler kendilerine belirdi (de, dara düşünce bu temen nîyi yaptılar). Ama (cehennemi gördükten sonra dün yaya) geri döndürülecek olsalar bile, kendisinden nehyolunmuş oldukları o (kötü) şey(ler)e elbette dönerlerdi. Şüphesiz ki onlar (her hususta olduğu gibi, dünyaya döndürülüp iman etme vaadinde de) elbette yalancıdırlar.

29  Onlar (dünyadayken): “Bu (hayat denen şey, varsa yoksa) ancak (bize) en yakın (olan dünyadaki) hayatımızdır ve biz (bu hayattan sonra) diriltilecek kimseler değiliz!” demişlerdi.

30  (Habîbim! O müşriklerin) Rablerinin (hüküm ve cezasının) karşısında durduruldukları ânı bir görecek olsaydın (ne büyük bir hâdiseye şahit ol muş olurdun)! O: “İşte bu (diriltilip cezalandırılma hâdisesi), ger çekten hak değil miymiş?” buyuracak da, onlar: “Rabbimize andolsun ki evet (âhiret azâbı gerçek miş)!” diyecekler. O da: “İnkâr etmekte bulunmuş olmanız sebe biyle tadın (bakalım) bu azâbı!” buyuracak.

31  (Dirileceklerine inanmayıp) Al lâh’a kavuş mayı yalanlamış bulunan kimseler (inanmaları durumunda ebedî cennetlerde nimetlenecekleri yer de, inkârları yüzünden cehennemin dibini boylaya cakları için) muhakkak (en büyük zarar ve) hüsra na uğramıştır. Nihâyet kendilerine o (kıyâmet) ân(ı) ansızın geldiği zaman: “O (dünya hayatı)nda (imkânımız varken, İlâhî emirlerden) eksik yaptığımız şeylere karşı ey bizim hasret (ve nedâmet)imiz (gel, şimdi tam senin zamanındır)!” derler, bir yandan da ken dileri (günah) yüklerini sırtlarının üzerinde ta şırlar. Dikkat edin! Yüklenmekte oldukları o şey ne kötü olmuştur!

32  (Kâfirlerin kendisinden başka bir hayat tanı madıkları) o en alçak (dünya) hayat(ı, sürekli fayda lara ve gerçek lezzetlere kavuşturacak sâlih ameller den insanları alıkoyan) bir oyun ve bir eğlenceden başka bir şey değildir. Ama andolsun ki, o son yurt(ta bulunan karışık sız ve dâimî lezzetlerin mahalli olan cennet, şirkten, oyun ve eğlenceden) hakkıyla sakınmakta olan kim seler için elbette (dünyadan) daha iyidir. Hâlâ (iki taraftan hangisinin hayırlı olduğunu) an la(yıp da, hayırlı olanı kazanmak için çalış) mayacak mısınız?

33  Biz şu hakikati gerçekten çokça bilmekte yiz ki; onların (İslâm’ın yanlışlığına dâir) söylemek te oldukları şey elbette seni üzmektedir. Şüphe siz ki onlar (senin doğruluğunu bildikleri için, as lında) seni yalancı çıkarmıyorlar, lâkin o zâlimler Allâh’ın âyetlerini(n doğru olduğunu) bile bile (ina dına) inkâr ediyorlar.

34  Andolsun ki; senden öncede nice değerli peygamberler yalanlanmıştı. Fakat onlar yalancı çıkarılmalarına ve eziyet olunmalarına karşı elbette sabırlı davranmıştılar ve nihâyet kendilerine yardımımız gelmişti. Allâh’ın (peygamberlerine yardım edeceğine dâir vaatlerini ifade eden) kelimelerini değiştirebilecek (hiçbir kuvvet) yoktur. Kasem olsun ki; o gönderilen (peygamber)lerin (ümmetlerinden neler çektiğiyle alâkalı) haberlerinden bir kısmı şüphesiz sana gelmiştir. (Öyleyse sen onları örnek alıp sabra devam et!)

35  Eğer onların (senden ve getirdiğin dine inan maktan) yüz çevirmeleri senin üzerine (ağır ve) büyük gelecek olursa ve sen yerde bir geçit yahut gök te bir merdiven aramana ve böylece onlara (iste dikleri) bir mucize getirmene imkân bulabilirsen (haydi hemen bunu yap)! (Ama Benim iznim olmadan senin buna gücünün yetmeyeceği aşikârdır. Ancak on ların Müslüman olmasına son derece düşkün olduğun için, inanırlar ümidiyle yerin altından ve göğün üstün den bir mucize getirip göstermeye imkânın olsa, bunu da yapacağın bellidir. Fakat onların inkârlarından dolayı kendini bu kadar üzmene değmez. Zira) Allâh (onların doğru yolu seçtiklerini görüp de, kendilerini imana muvaffak kılmayı) dileseydi elbette onları hidâyet üzere toplayabilirdi. (Velâkin kâfirliği seçtiklerini gör düğü için, iradesi onların imanda birleşmesi yönünde tecelli etmedi.) Artık sakın sen (bu gerçeği) bilmeyenlerden olma!

En`âm Sûresi  130 
Cüz  7
cihanyamaneren