HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَنْعَامِ  ١٣٦ 
الجزء ٧

وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ لِاَب۪يهِ اٰزَرَ اَتَتَّخِذُ اَصْنَامًا اٰلِهَةًۚ اِنّ۪ٓي اَرٰيكَ وَقَوْمَكَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ﴿ ٧٤ ﴾ وَكَذٰلِكَ نُر۪ٓي اِبْرٰه۪يمَ مَلَكُوتَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلِيَكُونَ مِنَ الْمُوقِن۪ينَ ﴿ ٧٥ ﴾ فَلَمَّا جَنَّ عَلَيْهِ الَّيْلُ رَاٰ كَوْكَبًاۚ قَالَ هٰذَا رَبّ۪يۚ فَلَمَّٓا اَفَلَ قَالَ لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ ﴿ ٧٦ ﴾ فَلَمَّا رَاَ الْقَمَرَ بَازِغًا قَالَ هٰذَا رَبّ۪يۚ فَلَمَّٓا اَفَلَ قَالَ لَئِنْ لَمْ يَهْدِن۪ي رَبّ۪ي لَاَكُونَنَّ مِنَ الْقَوْمِ الضَّٓالّ۪ينَ ﴿ ٧٧ ﴾ فَلَمَّا رَاَ الشَّمْسَ بَازِغَةً قَالَ هٰذَا رَبّ۪ي هٰذَٓا اَكْبَرُۚ فَلَمَّٓا اَفَلَتْ قَالَ يَا قَوْمِ اِنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَ ﴿ ٧٨ ﴾ اِنّ۪ي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذ۪ي فَطَرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ حَن۪يفًا وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۚ ﴿ ٧٩ ﴾ وَحَٓاجَّهُ قَوْمُهُۜ قَالَ اَتُحَٓاجُّٓونّ۪ي فِي اللّٰهِ وَقَدْ هَدٰينِۜ وَلَٓا اَخَافُ مَا تُشْرِكُونَ بِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ رَبّ۪ي شَيْـًٔاۜ وَسِعَ رَبّ۪ي كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًاۜ اَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ ﴿ ٨٠ ﴾ وَكَيْفَ اَخَافُ مَٓا اَشْرَكْتُمْ وَلَا تَخَافُونَ اَنَّكُمْ اَشْرَكْتُمْ بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِه۪ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًاۜ فَاَيُّ الْفَر۪يقَيْنِ اَحَقُّ بِالْاَمْنِۚ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَۢ ﴿ ٨١ ﴾

سُورَةُالْاَنْعَامِ  ١٣٦ 
الجزء ٧
En`âm Sûresi  136 
Cüz  7

74  Hani, İbrâhîm babası Âzer’e: “Sen birtakım putları ilâhlar mı ediniyorsun? Şüphesiz ki ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum!” demişti.
İbrâhîm (Aleyhisselâm)`ın babasının adının Âzer olduğu ve bu isme sahip olan kişinin, onun amcası değil de babası olduğu görüşü ulemânın cumhûru tarafından kabul görmüştür. Bazılarının Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in nesebini şirkten ve kâfirlikten berî tutmak için, Âzer’in, İbrâhîm (Aleyhisselâm)`ın babası olmadığını söylemeleri, nassların zâhiriyle çelişmektedir. Ayrıca Âzer’in kâfir olması Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in şânına bir zarar getirmez. Zira Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): “Câhiliyet ehl-i zinasından hiçbir şey beni doğurmamıştır. Beni ancak İslâm nikâhı gibi bir nikâh doğurmuştur!” (Taberânî, el-Mu’ce mu’lkebîr, No: 10812, 10/329; el-Evsat, No: 4725, 5/366) buyurarak, nesebinin temizliğinin, gayr-i meşrû ilişkilerden korunmuş olduğu manasına geldiğini açıklamıştır ki bu, nesebinde bir müşrik bulunmayacağı anlamını taşımaz. Celâleyn muhaşşîsi Allâme Sâvî (Rahimehullâh)ın beyanı vechile bazı müfessirler: “Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in babalarının şirkten korunması, Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in nuru onların sulbünde kaldığı sürecedir. O nur bir diğerine intikal ettikten sonra ise bu korunma kaldırılmış olabilir!” şeklindeki ifadeleriyle meseleyi vuzûha kavuşturmuşlardır. İbrâhîm (Aleyhisselâm)ın babasının ismi ve kimliği hakkındaki tartışmalar ve Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in neseb-i şerîfi için bakınız: Rûhu’l- Furkan: 10/147-154

75  İşte biz göklerin ve yerin (yaratılışındaki eşsiz incelikleri, onların büyük mülk ve) melekûtunu İbrâhîm’e böylece gösteriyorduk. Taki o (kendisine gelen vahiyle kesinkes inandığı gibi gözle görerek de) yakînen iman edenlerden olsun diye (bunu böyle yapmıştık).
“Melekût” kelimesi, büyük mülk anlamına gelmekte olup, burada kastedilen mana hakkında: “Göklerin ve yerlerin saltanatı”, “Göklerde ve yerlerde bulunan âyetler”; özellikle “güneş, ay ve yıldızların, bir de dağların, ağaçların ve denizlerin mâhiyetleri” gibi görüşler farklı müfessirler tarafından açıklanmıştır ki buna göre; Allâh-u Te`âlâ İbrâhîm (Aleyhisselâm)`a göklerde ve yerde yarattığı mahlûkatı, onlarda bulunan büyük saltanatını göstermiş ve ona bütün işlerin görünen ve görünmeyen taraflarını açıklamıştır. Süddî (Rahimehullâh)dan nakledildiğine göre; Allâh-u Te`âlâ İbrâhîm (Aleyhisselâm)ı bir kayanın üzerine yerleştirip, Arş’ı, Kürsî’yi ve maddî âlemin en üst tarafının son bulduğu noktaya kadar tüm varlıkları görsün diye yedi kat gökleri, ayrıca madde âleminin nihâyet bulduğu noktaya kadar yedi kat yerleri yarıp açmış, böylece o bu âlemlerde bulunan son derece şaşırtıcı hâri kulâde şeyleri görmüş, hatta cennetteki yerini ve yedi kat yerin altında bulunan kayayı dahi gözüyle görmüştür. (Taberî, No: 13452-55, 5/242; İbni Ebî Hâtim, No: 7501-502, 4/1326)

76  Derken gece(nin karanlığı) onun üstünü örtün ce, (İbrâhîm (Aleyhisselâm)) bir yıldız gördü de: “(Size sorsam) işte bu, benim rabbimdir (dersiniz)!” dedi. Ne zaman ki o (yıldız) battı: “Ben batan (ve bir halden diğerine intikal ettiği için ibadetimi hak etmeyen bâtıl ilâh)lar(a tapınmay)ı sevmem!” dedi.

77  Sonra ayı doğarken görünce: “(Sizce) işte bu be nim rabbimdir!” dedi. O (ay) da (yıldız gibi) batınca: “Andolsun ki; Rabbim beni hidâ yet(te sabit) et meseydi, elbette ben de mutlaka o sapıklar toplu luğundan olurdum!” dedi.

78  Daha sonra güneşi doğar halde görünce: “(Si zin inancınıza göre) işte benim rabbim budur! İşte bu en büyüktür!” dedi. O (güneş) battığında ise dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ki ben sizin (bütün bu ec râm-ı se mâviyyeyi yaratan Allâh’a) ortak koşmakta olduğunuz şeylerden (uzak ve) berîyim!

79  Gerçekten de ben (bâtıl ilâhları bırakıp, gerçek Rabbime yönelici) bir hanîf olarak yüzümü, gökleri ve yeri yoktan yaratmış olan Zât’a yönelttim. Zaten ben (hiçbir hususta) şirk koşanlardan değilim!”

80  (Bunun üzerine) kavmi onunla tartışmaya girişti. O da dedi ki: “O (Rabbim) beni gerçekten hidâyete kavuşturmuşken, Allâh(ın birliği) hakkında mı be nimle mücadele ediyorsunuz? (Siz beni ilâhlarınız tarafından çarpılmakla tehdit ediyorsunuz ama) Rabbimin bir şey dilemesi dışın da, ben sizin Kendisine ortak koşmakta olduğunuz şeylerden (hiçbir zaman) korkmam! (Çünkü) benim Rabbim ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ (açıkladığım bu kadar delilleri) iyice düşü n(üp de ilâhlarınızın bana hiçbir zarar veremeyeceğini fark et)meyecek misiniz?

81  Siz O’nun, kendisi(nin ilâhlığı) hakkında üze rinize bir delil indirmediği şeyleri Allâh’a ortak koşmuş olmanızdan hiç mi hiç korkmazken, ben sizin (Allâh’a) ortak tanımış olduğunuz şeylerden nasıl korkarım? Şimdi (söyleyin bakalım;) iki fırkanın hangisi gü venmeye daha lâyıktır? Eğer siz (gerçekte kimden korkulması gerektiğini) biliyor olduysanız (bu soru nun doğru cevabını bulursunuz)!”

En`âm Sûresi  136 
Cüz  7
cihanyamaneren