HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَنْعَامِ  ١٣٨ 
الجزء ٧

وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِه۪ٓ اِذْ قَالُوا مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ عَلٰى بَشَرٍ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ مَنْ اَنْزَلَ الْكِتَابَ الَّذ۪ي جَٓاءَ بِه۪ مُوسٰى نُورًا وَهُدًى لِلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُ قَرَاط۪يسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَث۪يرًاۚ وَعُلِّمْتُمْ مَا لَمْ تَعْلَمُٓوا اَنْتُمْ وَلَٓا اٰبَٓاؤُ۬كُمْۜ قُلِ اللّٰهُۙ ثُمَّ ذَرْهُمْ ف۪ي خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ ﴿ ٩١ ﴾ وَهٰذَا كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ مُصَدِّقُ الَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِ وَلِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَاۜ وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِه۪ وَهُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ ﴿ ٩٢ ﴾ وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَوْ قَالَ اُو۫حِيَ اِلَيَّ وَلَمْ يُوحَ اِلَيْهِ شَيْءٌ وَمَنْ قَالَ سَاُنْزِلُ مِثْلَ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُۜ وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الظَّالِمُونَ ف۪ي غَمَرَاتِ الْمَوْتِ وَالْمَلٰٓئِكَةُ بَاسِطُٓوا اَيْد۪يهِمْۚ اَخْرِجُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ اَلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ بِمَا كُنْتُمْ تَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ وَكُنْتُمْ عَنْ اٰيَاتِه۪ تَسْتَكْبِرُونَ ﴿ ٩٣ ﴾ وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَادٰى كَمَا خَلَقْنَاكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَتَرَكْتُمْ مَا خَوَّلْنَاكُمْ وَرَٓاءَ ظُهُورِكُمْۚ وَمَا نَرٰى مَعَكُمْ شُفَعَٓاءَكُمُ الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ اَنَّهُمْ ف۪يكُمْ شُرَكٰٓؤُ۬اۜ لَقَدْ تَقَطَّعَ بَيْنَكُمْ وَضَلَّ عَنْكُمْ مَا كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ۟ ﴿ ٩٤ ﴾

سُورَةُالْاَنْعَامِ  ١٣٨ 
الجزء ٧
En`âm Sûresi  138 
Cüz  7

91  O (Yahudi ola)nlar Allâh’ı hak ettiği tazimle takdir etmediler. (Bu yüzden O’nun peygamber gön derip kitap indirme nimetinin büyüklüğünü ve inkâr edenlere yapacağı azabın şiddetini anlayamadılar.) Zira: “Allâh hiçbir beşer üzerine (vahiy olarak) bir şey indirmedi!” dediler. (Habîbim!) De ki: “Mûsâ’nıninsanlara bir nur ve hidâyet olarak getirmiş olduğu o (Tevrât) kitab(ın)ı kim indirdi ki, siz (işinize geleni açıklayıp, gelmeyeni gizleme imkânı bulmanız için) onu kâğıtlar haline getiriyor ve onları (parçalayarak iç lerinden işinize geleni) açıklıyordunuz, (Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in tarifini ve recim gibi ağır hükümleri içeren bölümlerden) birçoğunu da giz liyordunuz? (Ey Ehl-i Kitap!) Hâlbuki (Tevrât’a ilave olarak ve onda çözemediğiniz hükümleri beyan gayesiyle Kur’ân-ı Kerîm’de) size öyle şeyler öğretilmiştir ki ne siz ne de atalarınız (onları) bilmemekteydiniz.” (Habî bim! Onlar doğru cevap verirlerse ne â’lâ; değilse, cevap inkâr edilemeyecek şekilde belli olduğu için) Artık sen: “(Peygamberlere kitapları indirmiş olan Zât ancak) Allâh’tır!” de, sonra onları o (bâtıl inançlara) dalış ları içerisinde oynar oldukları halde bırak! (Çünkü gerçeği tebliğ ederek aleyhlerine hüccet ikame ettikten sonra, sana düşen bir sorumluluk kalmamıştır.)

92  İşte bu (Kur’ân-ı Kerîm), öncesinde bulunan (geçmiş kitap)ları doğrulayıcı, çok değerli ve pek mü barek (; fayda ve menfaati çok) olan büyük bir kitap tır ki; Biz onu sana (âlemler kendisiyle bereketlensin diye) indirdik, bir de şehirlerin anası (mesâbesinde olan Mekke halkı)nı ve çevresinde olanları uyarasın diye! O kimseler ki âhirete inanmaktadırlar, onlar (âkı betlerinden korktuklarından, bu endişe de kendilerini ince düşünmeye sevk ettiği için) bu (peygambere ve Kur’â)na inanırlar ve onlar namazlarını (hakkıyla kılmaya devam etmek suretiyle) muhafaza ederler.

93  (“Allâh hiçbir beşere bir şey indirmedi!” diyerek) Allâh’a karşı bir yalan uydurmuş olan (Mâlik ibni Sayf Yahudi’siyle, bu görüşte olan diğer inkârcılar)dan yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmadığı halde: “Bana da vahiy gönderildi!” demiş olan (Müseyleme ve Esved gibi yalancılar)dan, bir de: “Allâh’ın indirmiş olduğu şeyin bir benzerini yakında ben de indireceğim (istesek biz de Kur’ân’a benzer şeyler söyler dik)!” demiş olan (Nadr ibni Hâris gibi inkârcılar)dan daha zâlim kim olabilir?! (Habîbim!) Sen o zâlimleri ölümün zorlukları içerisindeyken bir görecek olsaydın (elbette çok büyük bir iş görmüş olurdun)! (O sıra) melekler (ken dilerine göz açtırmayıp, canlarını almak üzere) ellerini uzatıcı oldukları halde (ölümlerini zorlaştırmak için onlara diyecekler ki:) “Çıkarın canlarınızı! Allâh’a karşı doğru olmayanı söylemekte bulunmuş olduğunuz için ve O’nun âyetlerin(e iman etmek)den uzaklaşıp, (onlara karşı) çokça kibirlenmekte bulunmuş olduğunuzdan dolayı, işte bu gün alçaklık azâbıyla cezalandırılacaksınız.”
Katâde (Radıyallâhu anh)dan rivayete göre; bu âyet-i kerîme Müseylemetü’l-Kezzâb ve Esved-i Ansî gibi peygamberlik taslayan kimseler hakkında inmiştir. Benû Hanîfe kabilesinden olan Müseyleme, Yemâme’de kâhinlik yapar, peygamberlik iddiasında bulunur, yalan-yanlış kâfiyeler düzerek Kur’ân-ı Kerîm’e muârazalar yapmaya kalkışırdı ve: “Muhammed büyük işler için gönderildi, ben de ufak tefek işler için gönderildim!” derdi. Esved ise Benû Müdlic kabilesinden olup, Yemen’de peygamberlik iddiasına kalkışan bir kâhin idi. Yemen havâlisin deki bazı bölgeleri istila edip, Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in zekât tahsildarlarını oralardan çıkardı. Müşriklerden Nadr ibni Hâris de, Fâris diyarından Acem hikâyelerini ve Rüstem kıssalarını nüshalar halin de Mekke’ye getirir, Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in Kur’ân okurken geçmiş kavimlerin kıssalarını nakletmesi sırasında: “İstesem ben de bunun söylediğinin benzerlerini söylerdim!” derdi. Bu kişiler hakkındaki diğer bazı malumat ve âyet-i kerîmenin sebeb-i nüzûlü hakkındaki diğer rivayetler için bakınız: Rûhu’l-Furkan: 10/341-349

94  (Allâh-u Te’âlâ o müşriklere kıyâmet günü şöyle buyuracak:) Andolsun ki; gerçekten sizi ilk sefer yarattığımız gibi(, eşten, dosttan, maldan ve evlattan ayrı vaziyette yapayalnız) teker teker Bize geldiniz ve size ihsân etmiş bulunduğumuz şeyleri sırtlarınızın arkasında bıraktınız(, onlardan en ufak bir şeyi bile yanınızda getiremediniz), o şefaatçilerinizi de sizinle birlikte görmüyoruz ki, kendilerinin siz(in ibadetiniz)de gerçekten ortaklar olduklarını boşu boşuna sanmıştınız. Yemin olsun; muhakkak ki aranızda (bulunan irtibat bağları açısından) tam bir kopukluk olmuştur ve (ilâh oldukları) davasını gütmekte bulunmuş olduğunuz şeyler sizden kaybolmuştur.

En`âm Sûresi  138 
Cüz  7
cihanyamaneren