HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَنْعَامِ  ١٤٦ 
الجزء ٨

ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍۚ مِنَ الضَّأْنِ اثْنَيْنِ وَمِنَ الْمَعْزِ اثْنَيْنِۜ قُلْ آٰلذَّكَرَيْنِ حَرَّمَ اَمِ الْاُنْثَيَيْنِ اَمَّا اشْتَمَلَتْ عَلَيْهِ اَرْحَامُ الْاُنْثَيَيْنِۜ نَبِّؤُ۫ن۪ي بِعِلْمٍ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَۙ ﴿ ١٤٣ ﴾ وَمِنَ الْاِبِلِ اثْنَيْنِ وَمِنَ الْبَقَرِ اثْنَيْنِۜ قُلْ آٰلذَّكَرَيْنِ حَرَّمَ اَمِ الْاُنْثَيَيْنِ اَمَّا اشْتَمَلَتْ عَلَيْهِ اَرْحَامُ الْاُنْثَيَيْنِۜ اَمْ كُنْتُمْ شُهَدَٓاءَ اِذْ وَصّٰيكُمُ اللّٰهُ بِهٰذَاۚ فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا لِيُضِلَّ النَّاسَ بِغَيْرِ عِلْمٍۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ۟ ﴿ ١٤٤ ﴾ قُلْ لَٓا اَجِدُ ف۪ي مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيَّ مُحَرَّمًا عَلٰى طَاعِمٍ يَطْعَمُهُٓ اِلَّٓا اَنْ يَكُونَ مَيْتَةً اَوْ دَمًا مَسْفُوحًا اَوْ لَحْمَ خِنْز۪يرٍ فَاِنَّهُ رِجْسٌ اَوْ فِسْقًا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِه۪ۚ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَاِنَّ رَبَّكَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿ ١٤٥ ﴾ وَعَلَى الَّذ۪ينَ هَادُوا حَرَّمْنَا كُلَّ ذ۪ي ظُفُرٍۚ وَمِنَ الْبَقَرِ وَالْغَنَمِ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ شُحُومَهُمَٓا اِلَّا مَا حَمَلَتْ ظُهُورُهُمَٓا اَوِ الْحَوَايَٓا اَوْ مَا اخْتَلَطَ بِعَظْمٍۜ ذٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِبَغْيِهِمْۘ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ ﴿ ١٤٦ ﴾

سُورَةُالْاَنْعَامِ  ١٤٦ 
الجزء ٨
En`âm Sûresi  146 
Cüz  8

143  (Davarlardan) sekiz eşi; koyundan ikiyi, keçiden de ikiyi (Allâh-u Te`âlâ yaratmıştır)! (Habîbim! O davarların kâh erkeklerini, kâh dişilerini, bazen de ay rım yapmadan tüm yavrularını, kimi zamanda karışık şekilde bir kısım yavrularını haram saymayı meşrûlaş tırmak için: “Bunları Allâh haram etti!” diyen o müşrikleri rezil etmek ve cevap veremeyecek hale getirmek üzere) de ki: “İki erkeği mi, yoksa iki dişiyi mi, ya da iki dişinin rahimlerinin kendisini kapla(yıp taşı)mış olduğu şeyleri mi (Allâh size) haram kılmıştır? (Allâh tarafından bunların harâ mi yetini ifade eden bir delil varsa, bu hususta) bana bir bilgiyi haber ve rin! Eğer (bu hayvanların haramlığına dâir iddianızda) doğru kimseler olduysanız (bunu bir delile dayan dırmalısınız)!”

144  Deveden de ikiyi, sığırdan da ikiyi (O yarat mıştır). (Rasûlüm!) de ki: “İki erkeği mi, yoksa iki di şiyi mi, ya da iki dişinin rahimlerinin kendisini kap la(yıp taşı)mış olduğu şeyleri mi (Allâh size) haram kılmıştır? Yoksa Allâh size işte bunu (emir ve) vasi yet etmişti de, o zaman siz (orada hazır bulunan) şâ hitler mi olmuştunuz (Ama böyle bir vasiyet söz konu su olmadığına göre siz bunları nereden uydurdunuz)?” (Birtakım helâller hakkında: “Bunları Allâh haram etti”diyerek) insanları bilgisizce saptırsın diye Allâh’a karşı bir yalan uydurmuş olan kimseden daha zâlim kim olabilir? Şüphesiz ki Allâh (hidâyet bulmak istemeyen) o zâlimler toplumunu (doğru yola) hidâyet etmez.

145  (Habîbim!) De ki: “(Kur’ân’da) bana vahyolunanlar arasında; bir leş, yahut (kesim esnasında fışkırarak) dökülen kan, veya domuz eti ki o gerçek ten bir pisliktir– ya da kendisiyle (ilgili yanlış tasarrufta bulunulmak üzere) Allâh’tan başkası için ses yükseltil(erek kesil)miş (olduğundan) bir fısk(a bulaşmış) olan dışında, (kadın-erkek fark etmeksizin) yiyecek olan herhangi bir kimseye kendisini yemesi haram kılınmış bir şey bulamıyorum!” Ama (bununla birlikte) her kim ne (kendisi gibi zor da kalmış birine saldırıp) azgınlık eden ne de (ölmeyecek kadar yemesi gereken) sınırı aşan biri olmadığı halde (bahsedilenlerden herhangi bir şeyi yemek) zor(un)da bırakılırsa, şüphesiz ki senin Rabbin (zorda kalanların yaptıklarını çokça bağışlayan bir) Ğafûr’dur, (onlara ceza vermeyecek derecede merhamet sahibi olan bir) Rahîm’dir.
Bazılarının bu âyet-i kerîmeye yanlış mana vererek: “Burada zikredilenler dışında İslâm’da bir haram yoktur.” şeklinde hüküm vermeleri asla doğru değildir. Zira diğer bazı âyet-i kerîmelerde ve birçok hadîs-i şerîfte başka haramlar zikredilmiştir. Görüldüğü üzere bu âyet, yiyeceklerle ilgili haramları; lâşe, dökülen kan, domuz eti ve Allâh’tan başkası adına kesilen olmak üzere dört sınıfta sınırlamıştır. Halbuki yiyeceklerle ilgili haramların bunlardan çok daha fazla olduğu herkesin malumudur. Nitekim şarabın içilmesi, yiyecek alış-verişinde hâsıl olan fâiz ve insan tabiâtının nefret duyacağı pis şeylerin haram oluşu diğer âyet-i kerîmelerle sabittir. (Mâide Sûresi: 90, Bakara Sûresi: 275, A’râf Sûresi: 157) Ayrıca azı diş sahibi yırtıcılarla gagalı kuşlar gibi birçok hayvanın yenmesinin harâmiyeti hadîs-i şerîflerle sabittir ki, Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in haram ettikleri de Allâh-u Te`âlâ’nın haramları gibidir. Nitekim Mikdâm ibni Ma`dî Keribe (Radıyallâhu anh)`dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allâh’ın Rasûlünün haram ettikleri, Allâh’ın haram ettikleri gibidir. Dikkat edin! Bana Kur’ân verildi, onunla birlikte bir misli de (sünnet) verildi. Âgâh olun! Yakındır ki midesi tok bir halde rahat koltuğunda oturan bir kimse: ‘Siz Kur’ân’a bakın, onda helâl bulduğunuzu helâl kabul edin, haram bulduğunuzu da haram sayın’ diyecektir. Şunu bilin ki; ehlî eşeklerle azı diş sahibi yırtıcılar size helâl olmaz. (Bu hükümleri Kur’ân’da bulamasanız da, işte ben bunu size açıklıyorum. Helâl ve haram hükümlerini Kur’ân’dan aldığınız gibi benim hadîslerimden de alın!)(Ebû Dâvûd, Sünnet: 6, No: 4604, 2/610; Tirmizî, İlim: 10, No: 2664, 5/38) Bu âyet-i celîle ile diğer âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler arasında bir çelişki bulunmadığını ifâde eden Taberî ve Nesef î gibi birçok müfessir: “Bu âyette geçen kasır ve tahsis, daha önce bahsi geçen davarlara ve ona benzeyen hınzır gibi büyük baş hayvanlara mahsustur. Zira âyet, davarları kendilerine yasak eden müşriklere red gâyesiyle nâzil olmuştur. Dolayısıyla: Bu âyette anlatılanların dışında bir haram bulamıyorum! şeklinde değil de, ancak: ‘Ey müşrikler! Sizin davarlar hususunda yasak saydıklarınızdan hiçbirini bana vahyolunanlar arasında haram olarak bulmuyorum, bu konuda ancak kendi kendine öleni, dökülen kanı ve Allâh’tan başkası adına kesileni, bir de yemeye alışkın olduğunuz domuz etini yasak buluyorum!’ şeklinde anlaşılmalıdır.” demişlerdir. (Taberî, No: 14082, 5/378; Hâzin; Nesefî)

146  O Yahudi olmuş kimselere ise bütün tırnaklı/(yarık) parmaklı/ (hayvan)ları (yemeyi) yasaklamıştık. Sığırdan ve koyundan da, sırtlarının yahut bağırsaklarının taşıdıkları ya da bir kemikle karışmış olan (yağ)lar dışındaki iç yağlarını kendilerine haram kılmıştık. İşte (peygamberleri öldürmek ve fâiz yemek gibi) zulümleri sebebiyle bunu onlara ceza yaptık. Gerçekten de Biz elbette (haberlerimiz, müjde ve tehditlerimiz dâhil tüm buyruklarımızda) doğru olanlarız!

En`âm Sûresi  146 
Cüz  8
cihanyamaneren