HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَنْعَامِ  ١٤٨ 
الجزء ٨

وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَت۪يمِ اِلَّا بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُۚ وَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْم۪يزَانَ بِالْقِسْطِۚ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا وَاِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُوا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۚ وَبِعَهْدِ اللّٰهِ اَوْفُواۜ ذٰلِكُمْ وَصّٰيكُمْ بِه۪ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَۙ ﴿ ١٥٢ ﴾ وَاَنَّ هٰذَا صِرَاط۪ي مُسْتَق۪يمًا فَاتَّبِعُوهُۚ وَلَا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَب۪يلِه۪ۜ ذٰلِكُمْ وَصّٰيكُمْ بِه۪ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ ﴿ ١٥٣ ﴾ ثُمَّ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ تَمَامًا عَلَى الَّذ۪ٓي اَحْسَنَ وَتَفْص۪يلًا لِكُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لَعَلَّهُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ۟ ﴿ ١٥٤ ﴾ وَهٰذَا كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ فَاتَّبِعُوهُ وَاتَّقُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَۙ ﴿ ١٥٥ ﴾ اَنْ تَقُولُٓوا اِنَّمَٓا اُنْزِلَ الْكِتَابُ عَلٰى طَٓائِفَتَيْنِ مِنْ قَبْلِنَاۖ وَاِنْ كُنَّا عَنْ دِرَاسَتِهِمْ لَغَافِل۪ينَۙ ﴿ ١٥٦ ﴾ اَوْ تَقُولُوا لَوْ اَنَّٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْكِتَابُ لَكُنَّٓا اَهْدٰى مِنْهُمْۚ فَقَدْ جَٓاءَكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌۚ فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَصَدَفَ عَنْهَاۜ سَنَجْزِي الَّذ۪ينَ يَصْدِفُونَ عَنْ اٰيَاتِنَا سُٓوءَ الْعَذَابِ بِمَا كَانُوا يَصْدِفُونَ ﴿ ١٥٧ ﴾

سُورَةُالْاَنْعَامِ  ١٤٨ 
الجزء ٨
En`âm Sûresi  148 
Cüz  8

152  (Ergenlik dönemindeki) güçlü çağına erişinceye kadar, o en güzel şeyin ta kendisi olan (koruma ve kâr kazandırma yolların) dan başka bir suretle yetimin malına yaklaşmayın! Ölçüyü ve tartıyı adâletle (tastamam işleterek) yerine getirin! (Ölçü ve tartıda fazla ve noksan yapmadan, kılı kılına adâlet yapmak çok zor ise de) Biz hiçbir nefse gücünün dışındakini yüklemeyiz. (Bu yüzden siz gücünüz nispetinde titizlik gösterirseniz, kasıtsız olarak vuku bulan hatalarınız bağışlanır.) Bir de siz (insanlar hakkında verilecek hükümlerle alâkalı herhangi bir konuda) söz söylediğiniz zaman, (hakkında konuştuğunuz kişi soyca) yakınlık sahibi biri (olup, vereceğiniz hüküm onun aleyhine) de olsa doğru olun! (Adâleti gözetme, emir ve yasaklarını koruma hususlarında) Allâh’ın (size yaptığı emir ve) ahdini de hakkıyla yerine getirin! İşte size! O (Allâh-u Te`âlâ) bunları (korumanızı) size kuvvetlice emir buyurmuştur. Tâ ki siz (bu hükümleri) iyice düşünesiniz (de gereğiyle amel edesiniz)!

153  Bir de (şunu size okuyayım ki:) gerçekten işte bu (sûre-i celîlede anlatılan tevhîd ve nübüvvetin ispatı, ayrıca şerî`at hükümlerinin beyanı hakkındaki konular), benim dosdoğru yolumdur, öyleyse siz ona hakkıyla uyun! (Onu bırakıp da, Yahudilik, Hristiyanlık gibi bâtıl dinlere yahut ona uymuş gibi gözüküp de, benim ve ashâbımın temsilcisi konumundaki Ehl-i Sünnet ve’l-cemâat yolundan başka) yollara ise asla uymayın, sonra onlar sizi O (Allâh-u Sübhânehû)nun (biricik) yolundan ayırır. İşte size! O (Allâh) bu (dosdoğru yolu)nu (izlemenizi) size kuvvetlice emir buyurmuştur. Tâ ki siz (haktan ayrılarak sapıklığa düşmekten) iyice sakınasınız!”
Sahâbe ve tâbi`înin farklı müfessirleri tarafından âyet-i celîlede işaret edilen “Yol” hakkında; İslâm, Kur’ân, öncesindeki iki âyet-i kerîmede geçen emir ve yasaklar, bu sûrede anlatılan konular, vahye uymak, Allâh-u Te`âlâ’nın dinine yardım ve düşmanlarıyla cihat gibi birbirine yakın manalar nakledilmiştir. Semerkandî (Rahimehullâh)ın beyanına göreyse bu yol, Ehl-i Sünnet ve’l-cemâat yoludur. Nitekim Abdullah ibni Mesûd (Radıyallâhu anh) şöyle anlatmıştır: Bir kere Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) düz bir çizgi çizerek: “İşte bu, Allâh’ın dosdoğru yoludur!” buyurdu. Sonra o çizginin sağından ve solundan birtakım çizgiler çizerek: “İşte bunlar (uyulmaması emredilen) birtakım yollardır, onlardan her bir yolun başında o yola davet eden bir şeytan mevcuttur!” buyurduktan sonra bu âyet-i kerîmeyi okudu. (Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, No: 4142, 2/132; İbni Mâce, Mukaddime: 1, No: 11, 1/6) Diğer bir rivayete göreyse; Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) o düz çizginin her iki kenarına eğri büğrü altışar çizgi çizmiştir ki daha sonra bu oniki yoldan her biri kendi aralarında altı yola ayrılmıştır, böylece bu sayı: “Benim ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır, tek bir fırka dışında hepsi ateştedir!” (Tirmizî, İman: 18, No: 2641, 5/26; İbni Mâce, Fiten: 17, No: 3992, 2/1322) hadîs-i şerîfinde cehenneme girecekleri bildirilen yetmiş iki fırkaya ulaşmaktadır. (Nesefî: 1/548-549) 151. Âyet-i kerimeden buraya kadar olan emirler; “On emir” diye bilinen vasiyetlerdir ki, bütün peygamberlerin şerî’atlerinde değişmez kurallardır. Ehl-i Sünnet mezhebi ile diğer bâtıl fırkalar hakkında tafsîlâtlı bilgi için bakınız: Rûhu’l-Furkan: 12/265-391

154  (Geçmiş peygamberlere verdiğimiz sayfalar dan) sonra Mûsâ’ya; o (tebliğ vazifesi hakkında) güzel davranmış olan kimseye (nimet ve ikramımızı) ta mamlamak, (din adına bilinmesi gereken) her şeyi (kullara) ayrıntılı bir şekilde açıklamak, (onları sapıklıktan kurtarıp) hidâyete eriştirmek ve büyük bir rahmet olmak üzere o (Tevrât) kitabı(nı) Biz verdik, tâ ki o (Yahudi ola)nlar Rablerine kavuşacaklarına inansınlar!

155  İşte bu (Kur’ân, faydası ve hayrı bol olan) çok mübârek bir kitaptır ki, onu (size) Biz indirdik! Öy leyse siz o (Kur’â)na hakkıyla uyun ve (hükümlerine muhalefetten) iyice sakının, tâ ki siz (gönderdiği kitapla amel ettiğiniz için Allâh-u Te`âlâ tarafından) merhamet olunasınız!

156  Sonra siz: “(Meşhur olan semâvî) ki tap- (lar) ancak bizden önceki iki tâife üzerine (Kitap ehli olan Yahudi ve Hristiyanlara) indirilmiştir. Bizler ise gerçek ten onların (kendi kitaplarını) okumasından elbette (bilgisiz ve) gâfil kimseler olmuştuk!” demeyesiniz.

157  Yahut siz: “(Bizim zihinlerimiz Ehl-i Kitap’tan daha keskin, anlayışımız daha incedir. Nitekim okuma-yazma bilmeyen ümmî bir toplum olmamıza rağmen, kıssalar, şiirler ve fasîh hitâbetler gibi nice ilim türlerine vâkıf bulunmaktayız.) Eğer biz, gerçekten de bizim üzerimize bir kitap indirilseydi, elbette onlardan daha hidâyet sahibi olurduk!” demeyesiniz. (Eğer kendinizi methettiğiniz vasıflara hakikaten sahipseniz ) işte gerçekten size Rabbinizden, çok değerli apaçık bir delil, (inanıp amel edenlere doğruyu gösteren) büyük bir hidâyet ve (mükellefler hakkında) üstün bir rahmet (eseri olan Kur’ân) gelmiştir. Artık Allâh’ın âyetlerini (anlama imkânı bulup doğruluğunu gördük ten sonra, bile bile) yalanlamış olan ve onlardan yüz çevirmiş bulunan/ engellemiş olan (böylece, sapıtma ve saptırmayı birlikte yürüten)/ kimseden daha zâlim kim olabilir? Âyetlerimizden yüz çevirmekte olan o kişileri, yüz çevirmekte bulunmuş olmaları sebebiyle ya kında en kötü (ve çok şiddetli bir) azapla cezalandıracağız.

En`âm Sûresi  148 
Cüz  8
cihanyamaneren