HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَعْرَافِ  ١٥٣ 
الجزء ٨

يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ خُذُوا ز۪ينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُواۚ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِف۪ينَ۟ ﴿ ٣١ ﴾ قُلْ مَنْ حَرَّمَ ز۪ينَةَ اللّٰهِ الَّت۪ٓي اَخْرَجَ لِعِبَادِه۪ وَالطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِۜ قُلْ هِيَ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ ﴿ ٣٢ ﴾ قُلْ اِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَالْاِثْمَ وَالْبَغْيَ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَاَنْ تُشْرِكُوا بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِه۪ سُلْطَانًا وَاَنْ تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿ ٣٣ ﴾ وَلِكُلِّ اُمَّةٍ اَجَلٌۚ فَاِذَا جَٓاءَ اَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ ﴿ ٣٤ ﴾ يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ اِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ اٰيَات۪يۙ فَمَنِ اتَّقٰى وَاَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿ ٣٥ ﴾ وَالَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ﴿ ٣٦ ﴾ فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَوْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ يَنَالُهُمْ نَص۪يبُهُمْ مِنَ الْكِتَابِۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْۙ قَالُٓوا اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا وَشَهِدُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ اَنَّهُمْ كَانُوا كَافِر۪ينَ ﴿ ٣٧ ﴾

سُورَةُالْاَعْرَافِ  ١٥٣ 
الجزء ٨
A`râf Sûresi  153 
Cüz  8

31  Ey Âdemoğulları! Her secde vaktinde (namaz kılacağınız veya tavaf yapacağınız zaman avret yerlerinizi örtecek) elbisenizi/ziynet(li ve süslü giyecekler)inizi/alı(p giyini)n! (Helâllerden hoşunuza giden tüm etli ve yağlı yiyecekleri) yiyin, için, ama (helâli haram ederek yahut harama bulaşarak veya tokluk sınırını aşarak) israf etmeyin Şüphesiz ki O (Rabbiniz), israfçı kimseleri sevmez (ve onların bu yaptıklarına asla rıza göstermez).
Rivayete göre; Âmir oğullarının, hac günlerinde ölmeyecek kadar az yemek yediklerini, özellikle yağlı yiyeceklerden sakındıklarını ve böylece haclarına tâzim ettiklerine inandıklarını işiten bazı Müslümanların da böyle yapmaya meyletmesi üzerine bu âyet-i celîle nâzil olmuştur. Bu âyet-i celîleden anlaşıldığı üzere; hakkında âyet ve hadis gibi yasaklayıcı bir nass bulunmadığı sürece, yiyecek ve içeceklerin tamamı helâldir. Zira eşyada aslolan ibâhadır, ancak müstakil bir delille şerî’atin yasaklamış olduğu şeyler bu serbestliğin dışındadır. Bu konu da İbni Abbâs (Radıyallâhu anhümâ): “İsraf ve kibirden ibâret iki haslete sâhip olmadığın sürece, istediğini ye, dilediğini iç ve istediğini giyin!” buyurmuştur.

32  (Habîbim! Çırılçıplak tavaf eden müşriklere) de ki: “Allâh’ın, kulları için (ortaya) çıkarmış olduğu o ziynetini (süslü elbiseleri, mübâh olan güzellik malzemelerini) ve lezzetli rızıkları kim haram kılmıştır (ki onları giyinmekten imtinâ ediyorsunuz)?” (Rasûlüm!) De ki: “O en alçak (dünya) hayat(ın)da onlar (dan kâfirler yararlansa bile, aslında o güzel yiyecek ve içecekler), iman etmiş olan kimseler içindir, kıyâmet gününde ise (kâfirler mahrum olacağı için sadece onlara) hâlis kalarak! İşte (Kur’ân’ın hak olduğunu) bilmekte olan bir toplum için (bu hükmü beyan ettiğimiz gibi, diğer hükümleri ihtivâ eden) âyetleri (de) böylece ayrıntılı olarak açıklıyoruz.”
Âyet-i celîlede geçen ziynet tâbiri hakkında iki görüş bulunmaktadır; müfessirlerin cumhûruna göre; buradaki ziynetten maksat, avret yerlerini örtecek olan elbisedir. Bu manaya göre âyet-i celîle, günah işledikleri elbiselerle tavaf edemeyeceklerini savunarak Kâ`be’yi çıplak vaziyette tavaf etmekte olan müşrikleri zemmetmektedir. Fahrurrâzî (Rahimehullâh)ın beyanına göre bu ifâde, ziynet türlerinin tamamını içine aldığından, tüm giyecekler ve takılar buraya dâhildir. Ancak erkeklerin altın ve ipek kullanmalarının haramlığına dâir hadîs-i şerîflerde açık nasslar vârid olduğu için, süs eşyaları arasında bu ikisi sadece erkeklere yasaklanmıştır.

33  (Habîbim!) De ki: “Rabbim ancak (zina ve fâiz gibi) son derece çirkin işleri, onların açık olanını ve gizli kalanını, (içki ve kumar gibi) günah(lar)ın tümünü, (zulüm, kibir ve insanların haklarına el uzat ma gibi ) haksız yere saldırıyı/haksız istekte bulun mayı/, (ilâhlığı) hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allâh’a ortak koşmanızı ve bilme mekte olduğunuz şeyleri Allâh’a karşı söyle(yerek, O’na yakışmayacak sıfatlar isnat etmenizi ve Kendisi adına dilediğiniz şekilde helâl-haram hükmü ver)me nizi haram kılmıştır.”

34  (Peygamberlerini inkâr eden) her bir ümmet(e ulaşacak azap) için (belirlenmiş) bir ecel vardır. (Kendilerine verilen süre bitip) ecelleri geldiğinde ise, bir an bile geri kalamazlar, öne de geçemezler/(karşılaştıkları sıkıntıdan dolayı) ne bir an geri kal mayı, ne de öne geçmeyi isteyemezler/.

35  Ey Âdemoğulları! Eğer size içinizden birtakım rasûller gelecek olur da, onlar gerçekten size âyetlerimi anlatırlarsa, artık her kim (şirkten ve onlara muhâlefetten) hakkıyla sakınır ve (amelini) ıslahta bulunursa, işte (başkalarının korkacağı kıyâ met gününde) onlar üzerine hiçbir korku yoktur ve (kaçırdıkları dünya nimetlerinden dolayı) ancak on lar mahzun olmayacaklardır.

36  Ama o kimseler ki âyet lerimizi yalanlamışlardır ve on lar(a inanmak)dan uzaklaşıp büyüklük taslamışlardır, işte onlar da ancak, o ateşin ayrıl maz arkadaşlarıdır. Kendileri orada (hiç çık mamak üzere) ebediyyen kalıcılardır.

37  Allâh (adın)a (birtakım helâl ve haramlar tayin ederek O’na) karşı bir yalan uydurmuş olandan, ya da O’nun âyetlerini yalanlamış bulunandan daha zâlim kim olabilir? İşte onlar ki; (rızık ve ecelleriyle ilgili) yazılan nasipleri/o (Levh-i Mahfûz) Kitab(ın)daki nasip leri/ kendilerine ulaşacaktır (böylece belirli bir süre onunla faydalanacaklardır). Nihâyet (ölüm meleği ve yardımcılarından oluşan) elçilerimiz kendilerine gelip onları vefat ettirirler ken: “Allâh’ı bırakıp da tapmakta bulunmuş oldu ğunuz şeyler nerede? (Şimdi size yardım etseler ya!)” derler. Onlar (da cevâben): “Bizden kayboldular (en zor zamanımızda onları yanımızda göremiyoruz)!” derler ve böylece onlar kendilerinin gerçekten kâfir kim seler olduklarına dâir nefisleri aleyhine şâhitlik etmiş olurlar.

A`râf Sûresi  153 
Cüz  8
cihanyamaneren