HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَعْرَافِ  ١٥٩ 
الجزء ٨

وَاذْكُرُٓوا اِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَٓاءَ مِنْ بَعْدِ عَادٍ وَبَوَّاَكُمْ فِي الْاَرْضِ تَتَّخِذُونَ مِنْ سُهُولِهَا قُصُورًا وَتَنْحِتُونَ الْجِبَالَ بُيُوتًاۚ فَاذْكُرُٓوا اٰلَٓاءَ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ ﴿ ٧٤ ﴾ قَالَ الْمَلَاُ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ لِلَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا لِمَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ اَتَعْلَمُونَ اَنَّ صَالِحًا مُرْسَلٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قَالُٓوا اِنَّا بِمَٓا اُرْسِلَ بِه۪ مُؤْمِنُونَ ﴿ ٧٥ ﴾ قَالَ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُٓوا اِنَّا بِالَّذ۪ٓي اٰمَنْتُمْ بِه۪ كَافِرُونَ ﴿ ٧٦ ﴾ فَعَقَرُوا النَّاقَةَ وَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ وَقَالُوا يَا صَالِحُ ائْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ ﴿ ٧٧ ﴾ فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دَارِهِمْ جَاثِم۪ينَ ﴿ ٧٨ ﴾ فَتَوَلّٰى عَنْهُمْ وَقَالَ يَا قَوْمِ لَقَدْ اَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَةَ رَبّ۪ي وَنَصَحْتُ لَكُمْ وَلٰكِنْ لَا تُحِبُّونَ النَّاصِح۪ينَ ﴿ ٧٩ ﴾ وَلُوطًا اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَم۪ينَ ﴿ ٨٠ ﴾ اِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَٓاءِۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ ﴿ ٨١ ﴾

سُورَةُالْاَعْرَافِ  ١٥٩ 
الجزء ٨
A`râf Sûresi  159 
Cüz  8

74  Hatırlayın o zamanı ki O (Allâh-u Te`âlâ), Âd (toplumun)dan sonra sizi (onların yerine geçirip, istediği gibi tasarrufta bulunan) halifeler kılmış ve sizi (Hıcr adındaki) o toprakta yerleştirmişti ki, siz oranın düzlüklerinden birtakım köşkler edinmekteydiniz, dağlarını da evler halinde yontuyordunuz! Artık Allâh’ın nimetlerini hatırlayın da, bozguncular olarak yer(yüzün)de fesat çıkartmayın.”

75  Kavmi içerisinden o ileri gelen büyüklük taslamış kimseler, o hor görülmüş olan kişilere, içle rinden iman etmiş olanlara (alay yoluyla): “Siz ger çekten Sâlih’in, Rabbinden gönderilmiş bir kişi oldu ğunu mu biliyorsunuz?” dedi(ler). Onlar da: “(Evet!) Şüphesiz ki biz onun (dîn olarak) kendisiyle gönde rilmiş olduğu şeye inanıcı kimseleriz!” dediler.

76  O büyüklük taslamış olanlar ise: “Muhakkak ki biz sizin inanmış olduğunuz o şeyi inkâr edicileriz!” dedi(ler).

77  Derken onlar Rablerinin (devesine dokunma ma) emrin(i yerine getirmek)den büyüklendiler de ayaklarını keserek (işe başlayıp) o dişi deveyi boğaz ladılar ve: “Ey Sâlih! O halde (azap adına) bize vaat etmekte olduklarını derhal bize getir (de görelim)! Eğer gönderilen kimselerden olduysan (bunu ispatlaman gerekir)!” dediler.

78  Bunun üzerine o şiddetli deprem onları yakalayıverdi de, böylece onlar (helâke uğramış ölüler halinde) yurtlarında yere yapışıp kalanlara döndüler.
Muhammed ibni İshak ve Vehb ibni Münebbih gibi siyer ashâbının nakilleri vechile; Âd kavminin helâkinin ardından yeryüzünde hâkimiyet kuran Semûd kavmi çoğaldılar ve kerpiçten yaptıkları evlerin ömründen çok daha uzun ömür sürünce dağlardan evler yontmaya başladılar, bolluk ve geniş imkânlar içerisinde yaşarken putlara tapmaya başladılar. Bunun üzerine Allâh-u Te`âlâ onlara eşrâftan biri olan Sâlih (Aleyhisselâm)ı gönderince ondan bir mucize istediler, o kendilerine ne istediklerini sorunca onlar: “Bizimle beraber bayram yapmaya çık, sen ilâhına dua yap, biz de ilâhlarımıza yalvaralım, neticede kimin duasının kabulü anlaşılırsa ona uyulsun!” dediler. Böylece Sâlih (Aleyhisselâm) onlarla birlikte bayram yerine çıktı. Putları onların yalvarışlarına icâbet etmeyince reisleri tek başına duran bir kayayı göstererek: “İşte bu kayadan büyük hörgüçlü, bol tüylü on aylık yüklü bir deve çıkarırsan sana inanacağız!” dedi. Sâlih (Aleyhisselâm) onlar dan bunu yapması durumunda kendisine inanacaklarına dâir kuvvetli söz alınca hemen namaz kılıp Rabbine dua etti. Bunun üzerine o kaya herkesin gözü önünde doğum sancısına tutulan deve gibi sallanmaya başladı ve yarılarak içinden tam onların istedikleri gibi bir deve çıktı, sonra da kendisi gibi büyük bir deve doğurdu. Bunu gören liderleri bir toplulukla birlikte iman etti. Fakat putların idarecisi olan kişiyle kâhinleri, diğerlerinin imanına mâni oldu. Artık o mucize deve, yavrusuyla birlikte ağaçlardan otlayarak ve su içerek yaşamını sürdürüyordu, fakat kuyunun tüm suyunu içmedikçe kafasını kaldırmıyordu. Sonra da o kadar süt veriyordu ki diledikleri kadar onu sağabiliyorlardı. O derece ki kapları çanakları dolusu içtikten sonra bir o kadar da biriktiriyorlardı. Bir de o, yazın vadinin dış tarafında konaklayınca hayvanlar iç kesime kaçıyor, kışın iç tarafa çekilince de tüm davarlar vadinin dış tarafına çıkmak zorunda kalıyordu ki, bu da halka çok zor gelmişti, bu sebeple onlar deveyi kesmeye karar verdiler ve hayvanı keserek etini bölüştüler. O sırada yavrusu bir dağa kaçıp üç kere öfkeyle bağırınca Sâlih (Aleyhisselâm) onlara: "Yavruya yetişin, belki bu sayede azap sizden kaldırılır!" dediyse de onlar buna imkân bulamadan o, yeniden açılan kayanın içine girdi. O zaman Sâlih (Aleyhisselâm) onlara: "Artık üç günümüz kaldı; yarın suratlarınız sapsarı kesilecek, ertesi gün kıpkırmızı, üçüncü gün ise kapkara olacak, sonra da azap sizi kaplayacak!" dedi. Onlar ertesi gün alâmetlerin belirdiğini görünce Sâlih (Aleyhisselâm)ı öldürmek için peşine düştülerse de Allâh-u Te'âlâ onu beraberinde bulunan yüz on Müslüman ile birlikte Filistin topraklarına hicretle kurtardı. Dördüncü günün sabahı ise Cibrîl-i Emîn'in sayhası ile kalpleri çatlayarak topluca helâk oldular. Arkasına doğru bakan Sâlih (Aleyhisselâm) yükselen dumanları görünce onların helâk olduğunu anlayarak bir sonraki âyet-i kerîmede zikredilecek sözlerini söyledi. (Beyzâvî, Nesefî, Hâzin, Âlûsî)

79  Bunun üzerine (Sâlih (Aleyhisselâm) imansızlık sebebiyle başlarına gelen felakete üzgün bir halde) on lardan yüz çevirdi de: “Ey kavmim! Andolsun ki; gerçekten ben size Rabbimin (vahiy ve) risâletini ulaştırdım ve sırf sizin iyiliğinizi istedim. Velâkin siz (nasihat ederek) iyilik isteyenleri hiçbir zaman sevmezdiniz.” dedi. (ed-Dürru’l-Masûn)

80  Lût’u da (ümmetine peygamber olarak Biz göndermiştik)! Hani o, kavmine demişti ki: “O en çirkin iş (olan livata fiilin)i mi yapıyorsunuz ki âlemlerden hiçbiri (daha önce böyle bir şey yaparak) onun (benzeri bir günah)la sizi geçmemiştir?!

81  Şüphesiz ki elbette siz kadınları bırakıp da, şehvet yüzünden erkeklere yaklaş(arak eşcinsellik yap)ıyorsunuz. Doğrusu siz (her işte) haddi aşanlar toplumusunuz!”

A`râf Sûresi  159 
Cüz  8
cihanyamaneren