HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَعْرَافِ  ١٧٣ 
الجزء ٩

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَث۪يرًا مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِۘ لَهُمْ قُلُوبٌ لَا يَفْقَهُونَ بِهَاۘ وَلَهُمْ اَعْيُنٌ لَا يُبْصِرُونَ بِهَاۘ وَلَهُمْ اٰذَانٌ لَا يَسْمَعُونَ بِهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ كَالْاَنْعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ ﴿ ١٧٩ ﴾ وَلِلّٰهِ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰى فَادْعُوهُ بِهَاۖ وَذَرُوا الَّذ۪ينَ يُلْحِدُونَ ف۪ٓي اَسْمَٓائِه۪ۜ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ﴿ ١٨٠ ﴾ وَمِمَّنْ خَلَقْنَٓا اُمَّةٌ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِه۪ يَعْدِلُونَ۟ ﴿ ١٨١ ﴾ وَالَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَۚ ﴿ ١٨٢ ﴾ وَاُمْل۪ي لَهُمْۜ اِنَّ كَيْد۪ي مَت۪ينٌ ﴿ ١٨٣ ﴾ اَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا مَا بِصَاحِبِهِمْ مِنْ جِنَّةٍۜ اِنْ هُوَ اِلَّا نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ ﴿ ١٨٤ ﴾ اَوَلَمْ يَنْظُرُوا ف۪ي مَلَكُوتِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا خَلَقَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍۙ وَاَنْ عَسٰٓى اَنْ يَكُونَ قَدِ اقْتَرَبَ اَجَلُهُمْۚ فَبِاَيِّ حَد۪يثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ ﴿ ١٨٥ ﴾ مَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَلَا هَادِيَ لَهُۜ وَيَذَرُهُمْ ف۪ي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ ﴿ ١٨٦ ﴾ يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ اَيَّانَ مُرْسٰيهَاۜ قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ رَبّ۪يۚ لَا يُجَلّ۪يهَا لِوَقْتِهَٓا اِلَّا هُوَۜ ثَقُلَتْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ لَا تَأْت۪يكُمْ اِلَّا بَغْتَةًۜ يَسْـَٔلُونَكَ كَاَنَّكَ حَفِيٌّ عَنْهَاۜ قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ اللّٰهِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ ﴿ ١٨٧ ﴾

سُورَةُالْاَعْرَافِ  ١٧٣ 
الجزء ٩
A`râf Sûresi  173 
Cüz  9

179  Andolsun ki muhakkak Biz, cinlerden ve in sanlardan birçoğunu(n kâfirlikte ısrarı seçeceğini, evveli olmayan ilmimizle bildiğimizden dolayı onları) cehennem için yarattık. (Zira işledikleri kâfirlik ve günahların âkıbeti cehennem olacaktır. Ama ezelde Bi ze ibadet edeceklerini bildiğimiz kimseleri, Bize kulluketsinler de cennete girsinler için yarattık.) Onlar için kalpler vardır, (ama) onlar(ı hakkı anlama uğrunda kullanmadıklarından, kendileri) ile (gerçekleri) anla mazlar. Onlar için gözler vardır, (fakat) kendileriy le (Allâh’ın yaratıklarına ibret nazarıyla bakıp onlarda bulunan âyetleri) görmezler. Onlar için kulaklar da vardır, (lâkin) kendileriyle (âyet ve vaazları amel et me niyetiyle) işitmezler. İşte sana! Onlar (anlayış kıtlığı, ibret nazarıyla bak mama ve düşünerek dinlememe yönlerinden) hayvan lar gibidir! Hattâ (hayvanlar fayda ve zararı bilip, menfaatlerini celp etme ve tehlikelerden sakınma hususunda var güç lerini kullanırken) onlar (sonsuz faydaları bırakıp, ebe dî azaplara kendilerini maruz kılarak işi tersine çevir dikleri için, hayvanlardan) daha da sapıktır(lar)! İşte sana! Ancak onlar, (kendi kârlarını bilmeyen) gâfil kimselerin tâ kendileridir.

180  O (en güzel ve en şerefli manalara delâlet eden) en güzel isimler yalnızca Allâh’a âittir! Öyleyse O’nu onlarla adlandırınO’na onlarla yalvarın. (Bu isim leri bırakıp, şerî’âtte belirtilmemiş birtakım adlar uydu rarak) O’nun isimleri hususunda doğrudan sap makta olan kimseleri(n yaptığı yanlışı) ise bırakın! Muhakkak ki onlar yapmakta bulunmuş oldukları (ilhâd ve zındıklık gibi kötü) şeyler (nedeniy)le ce zalandırılacaklardır.

181  (Cehennem için yaratılan bir takım sapık tâife ler mevcutsa da,) Bizim yarattıklarımızdan öyle bir topluluk da vardır ki onlar hak üzere bulunarak hak (olan nasihatler) ile (insanları) hidâyete eriş tirirler ve (hiçbir kararlarında zulme sapmayıp) sade ce onunla (hüküm vererek) âdil davranırlar.

182  O kimseler ki Bizim âyetlerimizi yalanlamışlardır; muhakkak Biz (ken dileri hakkında ne kas tettiğimizi) bil medikleri yönden onları azar azar helâke yaklaştıracağız (, böyle ce nimetlerimizi üzer lerine bolca yollayacağız. Onlar da bunun, kendilerinin hak etmiş olduğu bir lütuf eseri olduğunu sanarak az gınlıklarını sürdürecekler, sonunda ise onları gâfil bir halde ansızın yakalayacağız).

183  Ben onlara (uzun ömürler ve bol rızıklar na sip ederek) mühlet de vereceğim. Benim (nimet şek linde gösterip, sonunda azaba dönüştürerek uyguladı ğım) yakalama (usulü) m ise gerçekten pek çetindir.

184  O (müşrik ola)nlar (, Safâ tepesine çıkarak: “Ben size gönderilen açık bir uyarıcıyım!” diye sabaha kadar nidalarda bulunan Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`i inkâr ederlerken) hiç düşünmediler mi ki (yakînen tanıdıkları) arkadaşlarında delilikten bir eser yok tur. O ancak, (Allâh tarafından gönderilen ve ikazları kimse ye gizli kalmayacak şekilde) apaçık (olan) bir uyarıcıdır.

185  O (kâfir ola)nlar göklerin ve yer(ler) in bü yük mülkü(nün ortaya koyduğu kudret delilleri) hak kında, ayrıca Allâh’ın yaratmış olduğu herhangi bir şey(in her bir zerresinin göstermiş olduğu âyetler) hu susunda, bir de ecellerinin hakikaten iyice yaklaş mış olabileceği (, bu yüzden bir an evvel kendilerini kurtaracak hak yolu bulmaları gerektiği) gerçeği konu sunda hiç düşünmediler mi (ki hâlâ o kıymetli Rasûle uymaları gerektiğini idrâk edemediler)? Artık onlar bu (Kur’â)n (gibi bir fesâhat ve belâğat mûcizesine inanmadık) dan sonra, hangi habere inanacaklar? (Yoksa bundan daha doğru bir haber mi bulacaklar?)

186  Allâh kimi saptırırsa, artık onun için hiçbir hidâyetçi yoktur. O (Allâh-u Te`âlâ), o (inadına iman dan uzaklaşa)nları azgınlıkları içerisinde bocalar oldukları halde bırakmaktadır!

187  (Habîbim!) Sana o (kıyâmet) ân(ın) dan soru yorlar ki: “Onun gerçekleşmesi ne zaman olacaktır?” De ki: “Onun (ne zaman kopacağının) bilgisi ancak Rabbimin nezdindedir (ki, ne mukarreb bir mele ğe, ne de gönderdiği bir rasûle bildir memiştir)! Vakti (geldiği)n de onu O’n dan başkası açığa çıkaramaz! (İns ü cin ve melekler,kıyâmetin dehşetinden korktukları için) o(nun haberi), gökler ve yer(de bulunanlar) üzerine ağır gelmiştir. O size ancak (hiç beklemediğiniz bir gaflet ânında) ansızın gelecektir.” Sanki sen araştırıp da ondan haberdâr olmuşsun gibi (onu) sana soruyorlar. (Habîbim!) De ki: “Onun bilgisi ancak Allâh katındadır. Velâkin insanların çoğu (bu ilmin Allâh-u Te`âlâ’ya mahsus olduğunu) bilmezler (de onun için bunu sana sorup dururlar)!”

A`râf Sûresi  173 
Cüz  9
cihanyamaneren