HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَعْرَافِ  ١٧٥ 
الجزء ٩

اِنَّ وَلِيِّيَ اللّٰهُ الَّذ۪ي نَزَّلَ الْكِتَابَۘ وَهُوَ يَتَوَلَّى الصَّالِح۪ينَ ﴿ ١٩٦ ﴾ وَالَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ لَا يَسْتَط۪يعُونَ نَصْرَكُمْ وَلَٓا اَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ ﴿ ١٩٧ ﴾ وَاِنْ تَدْعُوهُمْ اِلَى الْهُدٰى لَا يَسْمَعُواۜ وَتَرٰيهُمْ يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ وَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ ﴿ ١٩٨ ﴾ خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَاَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِل۪ينَ ﴿ ١٩٩ ﴾ وَاِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِۜ اِنَّهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ﴿ ٢٠٠ ﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا اِذَا مَسَّهُمْ طَٓائِفٌ مِنَ الشَّيْطَانِ تَذَكَّرُوا فَاِذَا هُمْ مُبْصِرُونَۚ ﴿ ٢٠١ ﴾ وَاِخْوَانُهُمْ يَمُدُّونَهُمْ فِي الْغَيِّ ثُمَّ لَا يُقْصِرُونَ ﴿ ٢٠٢ ﴾ وَاِذَا لَمْ تَأْتِهِمْ بِاٰيَةٍ قَالُوا لَوْلَا اجْتَبَيْتَهَاۜ قُلْ اِنَّمَٓا اَتَّبِعُ مَا يُوحٰٓى اِلَيَّ مِنْ رَبّ۪يۚ هٰذَا بَصَٓائِرُ مِنْ رَبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ﴿ ٢٠٣ ﴾ وَاِذَا قُرِئَ الْقُرْاٰنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ﴿ ٢٠٤ ﴾ وَاذْكُرْ رَبَّكَ ف۪ي نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخ۪يفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَافِل۪ينَ ﴿ ٢٠٥ ﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ عِنْدَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِه۪ وَيُسَبِّحُونَهُ وَلَهُ يَسْجُدُونَ ﴿ ٢٠٦ ﴾

سُورَةُالْاَعْرَافِ  ١٧٥ 
الجزء ٩
A`râf Sûresi  175 
Cüz  9

196  Çünkü şüphesiz benim (size karşı koruyucum, yardımcım ve) Velîm ancak O Allâhtır ki; kitabı peyderpey indir(erek, beni peygamberlik ve vahye mazhariyetle destekle)miştir! Zaten O, (peygamberler bir yana, tüm) iyi kulları sahiplen (erek koruyup gözet)mektedir!”

197  O’nu bırakıp da tapmakta olduğunuz kimseler size yardıma güç yetiremezler. Onlar kendilerine bile yardım edemez (ve üzerlerine saldıranları def edemez)ler.

198  (Ey müşrikler! Müslümanlar Allâh’tan istediği gibi, siz de) eğer o (taptığınız odu)nları dosdoğru yolu göstermeye çağırırsanız, onlar (bu isteğinizi yerine getirmek bir yana, sizi) duyamazlar (bile)! (Ey şirk koşan insan!) O (tapı)n(dığın put)ları (, karşısına geleni gören bir heykel şeklinde tasvir ettiğin için, yapma gözleriyle) sana bakıyorlarken görürsün. Hâlbuki onlar (önlerindekini bile) göremezler!

199  (Habîbim! İnsanları İslâm’dan uzaklaştırmamak için, kendilerine zor gelecek şeyleri değil de, meşrû dairede) kolay olanı kabul et(suçluları cezalandırma yöntemini değil de) affetmeyi (esas) al, (aklın benimsediği ve dinin kabul ettiği) maruf (ve güzel olan işler) ile emret ve câhillerden yüz çevir (, onların densiz davranışlarına misliyle karşılık verme)!

200  Eğer gerçekten şeytandan sana en ufak bir vesvese gelip çatarsa, (ondan kurtulmak için) hemen Allâh’a sığın! Şüphesiz ki O, (senin sığınmalarını hakkıyla işiten bir) Semî’dir; (ne halde olduğunu çok iyi bilen bir) Alîm’dir.

201  O kimseler ki (Allâh-u Te`âlâ’nın yasaklarına düşmekten) hakkıyla sakınmışlardır; gerçekten onlara şeytandan bir vesvese dokunacak olsa , (Allâh’ın emir ve yasaklarını) iyice düşünürler de, bu sebeple hemen onlar (doğruyu, eğriyi ve şeytanın tuzaklarını) gören (ve ona uymayarak şerrinden kurtulan) kimselerdir.

202  (Şeytanların) kardeşleri (olan kâfirler) ise, o (şeyta)nlar azgınlıkta bunlara destek olurlar, sonra da (onları helâk edinceye kadar vesveseleriyle kışkırtmayı) bırakmazlarsonra (o câhil insanlar müttakîlerin sakındığı günahları) bırakmazlar.

203  Sen onlara (istedikleri) bir (mucize ve) âyet getirmediğin zaman: “(Diğer uydurdukların gibi) bunu da uydursaydın ya(diğerleri gibi) bunu da (Allâh’tan) isteseydin yabunu da (kendiliğinden) derleyip toplasaydın ya!” derler. (Habîbim!) Sen: “(Ben kendiliğimden mucize uydu ran ve isteyen biri değilim.) Ben ancak Rabbimden ba na vahyolunmakta olana hakkıyla uymaktayım!” de. İşte bu (Kur’ân), Rabbinizden (size gönderilmiş olup, hak ve hakikatleri gösteren, böylece kalp gözleri nizin görmesini sağlayan delil ve) basiretlerdir, inan makta olan bir toplum için de büyük bir (rehber ve) hidâyettir ve muazzam bir rahmettir.

204  Kur’ân okunduğu zaman hemen onu dinle yin ve susun, tâ ki siz (Allâh tarafından) acınasınız!
Âyet-i kerîmenin zâhiri; namaz içinde olsun olmasın Kur’ân-ı Kerîm okunduğu zaman, susup dinlemenin farziyetini ifade etmekteyse de, sahâbenin cumhûruna göre; bu emir, cemaatle namaz esnasında imam okur ken, cemaatin okumayıp dinlemesinin farz oluşunu ortaya koymaktadır. Hutbe esnasındaki dinleme de buna dâhildir. Bu iki halin dışında da dinlemenin müs tehap oluşu fukaha tarafından genel görüş olarak ka bul edilmiştir. (Nesefî, Beyzâvî)

205  (Habîbim!) sabahları ve akşamları (kabulü için) yalvarışla ve (reddolunur) korku(su) yla, bir de bağırmanın aşağısında bir söyleyişle, kendi için de Rabbini zikret ve (Allâh’ın zikrinden haberi olma yan) gâfillerden olma!

206  (Habîbim!) Şüphesiz o kimseler ki Rabbinin nezdinde bulunmaktadırlar; o (mukarreb melekler gibi en yüce tabakaya mensup ola)nlar O (Allâh-u Azîmü’ş-şâ)na ibadetten büyüklenmezler, (tüm noksan sıfatlardan uzak olduğunu ifade eden zikirlerle) O’nu (tenzih ve) tesbih ederler ve ancak O’nun için secde yaparlar.
Bu âyet-i kerime, Kur’ân-ı Kerîm’de bulunan on dört secde âyetinin ilki olup, okuyan ve dinleyenlerin secde etmeleri vaciptir. Ancak bu, Arapça metni okuyanlar için geçerlidir, zira diğer dillere yapılan çeviriler Kur’ân değildir. Bu husustaki hükümler ve diğer secde âyetlerinin sıralamasıyla alâkalı bilgiler, Rûhu’l-Furkan Tefsirimizin Mukaddime bölümünde (148-50) zikredilmiştir.

A`râf Sûresi  175 
Cüz  9
cihanyamaneren