HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَنْفَالِ  ١٧٦ 
الجزء ٩

سُورَةُالْاَنْفَالِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَنْفَالِۜ قُلِ الْاَنْفَالُ لِلّٰهِ وَالرَّسُولِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْۖ وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ﴿ ١ ﴾ اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَاِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ اٰيَاتُهُ زَادَتْهُمْ ا۪يمَانًا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَۚ ﴿ ٢ ﴾ اَلَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۜ ﴿ ٣ ﴾ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّاۜ لَهُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌۚ ﴿ ٤ ﴾ كَمَٓا اَخْرَجَكَ رَبُّكَ مِنْ بَيْتِكَ بِالْحَقِّۖ وَاِنَّ فَر۪يقًا مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ لَكَارِهُونَۙ ﴿ ٥ ﴾ يُجَادِلُونَكَ فِي الْحَقِّ بَعْدَ مَا تَبَيَّنَ كَاَنَّمَا يُسَاقُونَ اِلَى الْمَوْتِ وَهُمْ يَنْظُرُونَۜ ﴿ ٦ ﴾ وَاِذْ يَعِدُكُمُ اللّٰهُ اِحْدَى الطَّٓائِفَتَيْنِ اَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ اَنَّ غَيْرَ ذَاتِ الشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُحِقَّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه۪ وَيَقْطَعَ دَابِرَ الْكَافِر۪ينَۙ ﴿ ٧ ﴾ لِيُحِقَّ الْحَقَّ وَيُبْطِلَ الْبَاطِلَ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَۚ ﴿ ٨ ﴾

سُورَةُالْاَنْفَالِ  ١٧٦ 
الجزء ٩
Enfâl Sûresi  176 
Cüz  9

SEKİZİNCİ SÛRE-İ CELİLE
el-Enfâl
SÛRE-İ CELîLESİ

Medenî (; Medîne-i Münevvere döneminde inmiş)dir. 75 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  (Habîbim! Bedir muharebesin de ganîmet elde eden sahabe) sa na ganimetler(in nasıl taksim edi le ceğinden ve kimin taksim edeceğin)den soruyorlar. De ki: “O ganimetler(le ilgili tüm yetki) Allâh’a ve o Rasûl’e âittir! (Allâh-u Te’âlâ’nın izni ve bildirmesiyle, o konuda tek yetkili Rasûlüllah (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) dir. O, Allâh-u Te`âlâ’nın hikmeti gereği emrettiği taksime riayet ederek, istediğine dilediği kadar verebilir.)Artık (maddî sebeplerle görüş ayrı lıklarına ve çekiş melere düşmemek için) Allâh’tan hakkıyla sakının da, aranızdaki hali düzeltin. (Ganimetlerin taksimi dâhil tüm emirlerine uyma hususunda) Allâh’a ve Rasûlüne itaat edin! Eğer siz (gerçek anlamda) mümin kimse ler olduysanız(, imanınız sizi itaate yönlendirmelidir)!”

2  (Hakiki manada) inananlar an cak o kimseler dir ki, Allâh anıldığı zaman (O’nun yüce şanına tazim ederek, sonsuz heybetine karşı) kalpleri korkuya ka pılır, üzerlerineO’nun âyetleri okunduğunda, (din ledikleri o âyetler) kendilerini iman (ve tasdik) yönün den artırırlar ve onlar (kimseye ümit bağlamayıp, kimseden de korkmayıp) ancak Rablerine tevekkül (eder ve tüm işlerini sadece O’na havale) ederler.

3  O kimseler ki o (farz) namaz(ları dosdoğru kılarlar, kendilerini rızık landırdığımız şeylerden de (Bizim yolumuzda) harcamada bulunurlar.

4  İşte sana! Onlar, gerçekten ina nanların ta kendileridir. Rableri ka tında yüksek dereceler, (beşeriyet gereği işledikleri kusurlar için) büyük bir bağışlanma ve (cennet nimetleri gibi) pek değerli bir rızık onlara âittir.

5  (Senin ashâbın ganimetler hakkındaki yetkinin ellerinden alınıp, Allâh’a ve Rasûlüne âit kılınmasını hoş karşılamadılar, hâlbuki bunda kendileri için büyük bir hayır vardı.) Nitekim Rabbin seni evin(in bulunduğu Medîne-i Münevvere) den hak (ve gerekli, aynı zamanda isabetlibir gaye) ile (Bedir savaşına) çıkarmıştı. Oysa gerçekten müminlerden bir fırka elbette (bu hususta) isteksiz kimselerdi! (Ama sonunda ne büyük bir zafer elde ettiler.)
Sahâbe-i kirâm`ın ekseriyetinin değilde içlerinden bir cemaatin bu isteksizlikleri, asla Allâh ve Rasûlünün emrine karşı gelme anlamında değerlendirilmemelidir. Ancak onların bu tutumu, ganimet yüklü kervanı ele geçirme kastıyla yola çıktıklarından, büyük bir orduyla savaşa hazırlıklı olmadıkları için, Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ile istişâre mâhiyetinde bir fikir beyanından öte geçmemiştir. Yine böylece ganimet taksiminin kendi ellerinden alınıp Allâh ve Rasûlüne havale edilmesi konusundaki hoşnutsuzlukları, Allâh ve Rasûlünün hükmüne razı olmama niteliği taşımayıp, ancak insanın tabiatı gereği ganimete meyilli olmasındandır ki, bu gibi huylar gayr-i ihtiyârî olup, kişinin istek ve gücüyle zaptedebileceği hususlardan olmadığı için, malları ve canları pahasına Allâh ve Rasûlünün her emrine kayıtsız şartsız teslim olan sahâbe-i kiramhazarâtının yüce makamına halel getirecek şeyler değildir. (Âlûsî)

6  (Yöneldikleri her sahada mansur ve muzaffer olacakları gerçeği, Bizim vahyimiz ve senin bildirmenle kendilerine) iyice belirdikten sonra on lar (hâlâ gani met yüklü savunmasız kervana değil de, şirkin önder lerini barındıran topluluğa karşı) o hak (olan cihat ilanını tercih etmen) hususunda seninle mücadele ediyorlardı. Sanki onlar kendileri de bakarlarken (göz göre göre) ölüme sevk olunuyorlardı.

7  Hani Allâh size (kervanda bulunan birkaç kişiyle, onları sa vunmaya gelen yüz lerce müşrikten oluşan) o iki tâifeden birini: “Mutlaka o size âit (bir ganimet) tir!” diye vaat ediyordu. Siz ise (müşriklerin ileri ge lenlerinin de aralarında bu lunduğu o büyük orduyu mağlup etmek yerine,) o güç sahibi olmayan (kerva n) ın gerçekten size âit olmasını arzuluyordunuz. Oysa Allâh (o anda vahyettiği) keli meleriyle (size, güçlü olan orduy la harbetmenizi emrederek,) hak kı yerleştir (ip yücelt)meyi ve o inkâr cıların ardını (arkasını) kes(ip, onları tümüyle helâk et)meyi mu rad ediyordu.

8  (Evet! Allâh-u Te’âlâ böyle murad eyledi!) Tâ ki O, hakk (olan İslâm)ı iyice sabitleştirsin ve bâtıl (olan şirk ve inkâr)ı iptal etsin! Velev ki o (şirk gibi en büyük suçu işleyen) mücrimler hoş görmesin!

Enfâl Sûresi  176 
Cüz  9
cihanyamaneren