HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَنْفَالِ  ١٧٧ 
الجزء ٩

اِذْ تَسْتَغ۪يثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ اَنّ۪ي مُمِدُّكُمْ بِاَلْفٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُرْدِف۪ينَ ﴿ ٩ ﴾ وَمَا جَعَلَهُ اللّٰهُ اِلَّا بُشْرٰى وَلِتَطْمَئِنَّ بِه۪ قُلُوبُكُمْۚ وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟ ﴿ ١٠ ﴾ اِذْ يُغَشّ۪يكُمُ النُّعَاسَ اَمَنَةً مِنْهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً لِيُطَهِّرَكُمْ بِه۪ وَيُذْهِبَ عَنْكُمْ رِجْزَ الشَّيْطَانِ وَلِيَرْبِطَ عَلٰى قُلُوبِكُمْ وَيُثَبِّتَ بِهِ الْاَقْدَامَۜ ﴿ ١١ ﴾ اِذْ يُوح۪ي رَبُّكَ اِلَى الْمَلٰٓئِكَةِ اَنّ۪ي مَعَكُمْ فَثَبِّتُوا الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ سَاُلْق۪ي ف۪ي قُلُوبِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ فَاضْرِبُوا فَوْقَ الْاَعْنَاقِ وَاضْرِبُوا مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍۜ ﴿ ١٢ ﴾ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَٓاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۚ وَمَنْ يُشَاقِقِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ﴿ ١٣ ﴾ ذٰلِكُمْ فَذُوقُوهُ وَاَنَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابَ النَّارِ ﴿ ١٤ ﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا لَق۪يتُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا زَحْفًا فَلَا تُوَلُّوهُمُ الْاَدْبَارَۚ ﴿ ١٥ ﴾ وَمَنْ يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُٓ اِلَّا مُتَحَرِّفًا لِقِتَالٍ اَوْ مُتَحَيِّزًا اِلٰى فِئَةٍ فَقَدْ بَٓاءَ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَأْوٰيهُ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ﴿ ١٦ ﴾

سُورَةُالْاَنْفَالِ  ١٧٧ 
الجزء ٩
Enfâl Sûresi  177 
Cüz  9

9  Hani siz Rabbinizden yardım istiyordunuz da, O da siz(in bu yardım talebiniz)e: “Muhakkak ki Ben, (müminlerin) ardı sıra gelen birbiri ardınca gelen meleklerden bin (kadarı) ile size imdâd ediciyim!” diye tam bir icâbet buyurmuştu.
Hazreti Ömer (Radıyallâhu anh)dan rivayet edildiğine göre; Bedir günü Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) müşriklere baktığında onları bin kişi kadar çok görüp, ashâbını da üç yüz on küsur kişi kadar az bulunca kıbleye yönelerek ellerini uzattı ve: “Ey Allâh! Bana vaad etmiş bulunduğun şeyi gerçekleştir! Ey Allâh! Eğer bu İslâm topluluğunu da helâk edecek olursan, artık yer yüzünde ibadet olunmayacaksın!” diye duaya başladı, bu duayı o kadar sürdürdü ki şalı omuzlarından düştü. Hemen Ebû Bekr-i Sıddîk (Radıyallâhu anh) gelerek şalını omuzlarının üzerine koydu ve Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e arkasından sarılarak: “Ey Allâh’ın peygamberi! Senin Rabbine yalvarman yeter, çünkü O, sana vaad etmiş olduğu şeyi mutlaka yerine getirecektir!” deyince Allâh-u Te`âlâ bu âyet-i celîleyi indirdi. (Müslim, Cihat: 18, No: 1763, 31383; Hâzin; Beyzâvî)

10  Allâh bunu (; sizi bu kadar çok melekle destekle mesini, görünce güveneceğiniz, yitirince ümit kesece ğiniz bir şey yapmamış,) ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz kendisiyleiyice tatmin olsun diye yap mıştı. (Yardımı meleklerden sanmayın!) Yardım ancak Allâh katındandır. (Kazanan da ancak Allâh’ın yardı mına mazhar olandır.) Şüphesiz ki Allâh (dostlarına yardıma gücü yeten bir) Azîz’dir; (düşmanlarını yar dımsız bırakırken de hikmet sahibi bir) Hakîm’dir.

11  Hani O, tarafından bir güvenlik olsun diye size hafif bir uyku bürüyor ve üzerinize gökten bir su indiriyordu ki sizi onunla (büyük-küçük abdestsiz liklerden) iyice temizlesin, sizden şeytanın (sebebi yet verdiği cünüplük) murdarlığını(susuzluktan he lâk olacağınıza dâir verdiği) vesvesesini gidersin ve (sabrı, sebatı ve Allâh’ın yardımına karşı kesin inanç ve güveni) kalpleriniz(e doldurup) üzerine (taşacak şe kilde) sıkıca bağlama yapsın, bir de (kumda kayan) ayaklar(ınız)ı onunla sabitlesinayaklar(ınız)ı (er meydanında) sabit kılsın!

12  Hani Rabbin meleklere vahyediyordu ki: “Şüphesiz Ben (Müslümanlara yardım ve destek hususunda) sizinle beraberim. Haydi, o inanmış olan kimselere (insan kılığında görünüp müjde vererek, sayılarını çoğaltarak ve bizzat harbe iştirak ederek) sebat verin! Muhakkak Ben o kâfir olmuş kimselerin kalpleri içerisine korku salacağım, siz de hemen o (imansız) boyunlar üstüne vurun! Onların tüm parmaklarına tüm mafsallarına da vurun!”
İbni Abbâs (Radıyallâhu anhümâ) şöyle anlatmıştır: Müslümanlardan biri Bedir günü önünde giden müşriklerden birinin peşinde süratlice koşarken, birdenbire üsttten gelen bir kırbaç darbesiyle bir atlının: “Ey Hayzûm! Atıl!” dediğini işitti. O anda önündeki müşriğe baktığın da onu boylu boyunca yere serilmiş halde gördü, ona iyice baktığında bir de ne görsün; burnu berelenmiş, yüzü de kırbaç darbesiyle yarılmış gibiydi ve bütün bu uzuvları yemyeşil olmuştu. Ensardan olan bu zat gidip durumu Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e anlattığında Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): “Doğru söyledin! İşte bu, üçüncü semanın (meleklerinin) yardımındandır!” buyurdu. Böylece onlar o gün yetmiş kişiyi katlettiler, yetmiş kişiyi de esir aldılar. (Müslim, Cihat: 18, No: 1763, 31384; Hâzin)

13  (Habîbim!) İşte bu (kâfir lerin başına gelen hezimet) şu sebepledir ki gerçekten onlar Allâh’a ve Rasûlu’ne karşı gelmiştirler. İşte her kim Allâh’a ve Rasûlu’ne muhalefet ederse muhakkak ki Allâh, azâbı çok şiddetli olan bir Zât’tır.

14  (Ey kâfirler!) İşte size (Azabınız) budur! Şim dilik (dünyada) tadın bunu! Üstelik o (cehennem) ateşin(in) azâbı da hiç şüphesiz yine o kâfirler içindir!

15  Ey iman etmiş olan kimseler! Çok kalabalık bir ordu halindelerken o kâfir olmuş kimselerle karşılaşırsanız, onlara arkaları(nızı) döndür(üp geri çekil)meyin!

16  Harb için (daha uygun bir yere çekilmek üzere) yerini bırakan (savaştıklarından daha önemli başka bir fırkayla) savaşa yönelenharp (taktiği uygulamak) için (, bozguna uğramış da geri kaçıyormuş gibi gösterip aniden hücum etmek üzere savaş meydanından) kena ra çekilen ya da (Müslümanlardan) diğer bir cema ate katıl(ıp birlikte savaş) an kimse dışında işte o (kâ firlerle harbedildiği) gün her kim onlara arkasını dön dürür (de firar eder)se muhakkak ki o kişi Allâh’tan (gelen) pek büyük bir gazapla dönmüş olur. Onun (dünyada harpten kaçarak ölümden kurtulmak için sığındığı yere karşılık, âhiretteki) barınağı ise an cak cehennemdir. O ne kötü varılacak yer olmuştur!

Enfâl Sûresi  177 
Cüz  9
cihanyamaneren