HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْبَقَرَةِ  ١٨ 
الجزء ١

وَلَنْ تَرْضٰى عَنْكَ الْيَهُودُ وَلَا النَّصَارٰى حَتّٰى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْۜ قُلْ اِنَّ هُدَى اللّٰهِ هُوَ الْهُدٰىۜ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ بَعْدَ الَّذ۪ي جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ ﴿ ١٢٠ ﴾ اَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلَاوَتِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِه۪ۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ۟ ﴿ ١٢١ ﴾ يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَاَنّ۪ي فَضَّلْتُكُمْ عَلَى الْعَالَم۪ينَ ﴿ ١٢٢ ﴾ وَاتَّقُوا يَوْمًا لَا تَجْز۪ي نَفْسٌ عَنْ نَفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا تَنْفَعُهَا شَفَاعَةٌ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ ﴿ ١٢٣ ﴾ وَاِذِ ابْتَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ رَبُّهُ بِكَلِمَاتٍ فَاَتَمَّهُنَّۜ قَالَ اِنّ۪ي جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ اِمَامًاۜ قَالَ وَمِنْ ذُرِّيَّت۪يۜ قَالَ لَا يَنَالُ عَهْدِي الظَّالِم۪ينَ ﴿ ١٢٤ ﴾ وَاِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَاَمْنًاۜ وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ اِبْرٰه۪يمَ مُصَلًّىۜ وَعَهِدْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ اَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْعَاكِف۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ ﴿ ١٢٥ ﴾ وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَدًا اٰمِنًا وَارْزُقْ اَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ قَالَ وَمَنْ كَفَرَ فَاُمَتِّعُهُ قَل۪يلًا ثُمَّ اَضْطَرُّهُٓ اِلٰى عَذَابِ النَّارِۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ﴿ ١٢٦ ﴾

سُورَةُالْبَقَرَةِ  ١٨ 
الجزء ١
Bakara Sûresi  18 
Cüz  1

120  (Habîbim!) Sen onların dînine tamamen uyuncaya kadar, ne Yahudiler ne de Hristiyanlar asla senden razı olacak değil(ler) dir. De ki: “Allâhın hidâyeti (ve dosdoğru yolu olan İslâm var ya), şüphesiz ki (iki cihan saâdetine ulaştıracak istikameti gösteren) hidâyet ancak odur (sizin davet ettiğiniz sapık yolların ise hidâyetle hiçbir alâkası yoktur)!” Andolsun ki; eğer (İslâm’ın doğruluğuna dair) sana gelmiş olan (bunca) ilimden sonra yine de onların (eğri büğrü görüşlerine ve) kötü arzularına uyacak olursan, elbette Allâh’tan (başına gelecek belâlara karşı) senin için ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı!

121  O kimseler ki; kendilerine (Tevrât ve İncîl) kitap(larını) vermişizdir (, onlar da ona gerçek manada inanmışlardır); onlar onu hak ettiği tilâvet (şekl)iyle devamlı okurlar (; lafzını değiştirmezler, manasını düşünürler ve gereğiyle amel ederler). İşte onlar o (kendilerine verilen kitapları)na (gerçekten) inanmaktadırlar (, bu yüzden kitaplarında konu edilen âhir zaman peygamberine iman etmekte hiç zorluk çekmemiştirler). Her kim (kitabı değiştirerek ya da hükümlerini reddederek) onu inkâr ederse, (bu kişiler imanı küfürle, hidâyeti de sapıklıkla değiştirdikleri için,) işte ancak onlar (kendilerini maddî ve manevî zarara uğratarak) hüsrana uğrayanların ta kendileridir!

122  Ey İsrâîl (isimli Ya’kûb Nebî’nin) oğulları! (Gafleti bırakın da,) üzerinize in’âm etmiş bulunduğum (bunca) nimetimi ve Benim sizi(n atalarınızı, zamanlarında bulunan) o âlemler üzerine gerçekten üstün kılmış olduğumu hatırlayın (ve İslâm’a girin de bu şerefi zayi etmeyin)!

123  İyice sakının o büyük gün(ün azâbının şiddetin) den ki; (o günde mümin-kâfir) hiçbir kişi hiçbir kimseden (azâbı kaldırmak için) herhangi bir şey ödeyemeyecektir, (mümin-kâfir) hiçbir kimseden (azaptan kurtulmak için teklif edeceği) hiçbir fidye de kabul olunmayacaktır, hiçbir (aracılık ve) şefaat de o (kâfir ola)na fayda vermeyecektir ve o (azâba müstahak ola)nlar (hiçbir kimse tarafından) yardım da olunmayacaklardır.

124  (Hatırlayın) bir zamanı ki; Rabbi İbrâhîmi (;bıyığı kısaltmak, sakalı uzatmak, misvak kullanmak, ağza su vermek, buruna su vermek, tırnakları kısaltmak, parmak eklemlerindeki kirleri yıkamak, koltuk altını yolmak, eteği tıraş etmek ve suyla tahâretlenmekten ibaret) birtakım (emirleri ifade eden) kelimelerle imtihan (edenin muamelesine tâbi) etmişti de o bunları tam olarak yerine getirmişti. (Bunun üzerine) O: “Şüphesiz ki Ben seni insanlar için (dinî konularda kendisine uyulan) bir imam yapacağım!” buyurmuştu. O (İbrâhîm (Aleyhisselâm)): “Zürriyetimden de (imamlar yapar mısın)!” demişti, O da: “Benim (dinde önder yapma sözüm ve bu husustaki) ahdim o (en büyük zulüm olan şirk suçunu işlemiş) zâlimlere ulaşmaz!” buyurmuştu.

125  (Şunu da hatırlayın ki;) hani Biz o Beyt’i (Harâm olan Kâ`be-i Muazzama’yı) insanlar için bir uğrak yeri ve (kendisine sığınanlar için güvenlik sağlayan) bir emniyet (mahalli) yapmıştık (, tâ) ki: “İbrâhîm’in makamından bir namazgâh edinin!” (emriyle sizi muhatap kılalım.) İbrâhîm ve İsmâ’îl’e ise: “Tavaf edenler, (Mekke’de ibadet için mücâvir bulunanlar,) itikâf yapanlar, (namaz kılarken) rükû’ edenler ve secde yapanlar için ikiniz de evimi tertemiz yapın!” diye (kuvvetli emir ve) ahid vermiştik.

126  (Hatırlayın) bir vakti ki; İbrâhîm: “Ey Rabbim! İşte bu (Mekke namındaki Ümmü’l-ku)rayı güvenlibir şehir yap, bir de ehlini(n tümünü diyemesem de); onlardan Allâh’a ve o son güne inanmış olanları mahsullerden rızıklandır!” demişti. (Buna karşılık) O (Rabbi): “(Rızkım sadece mümine mahsus değildir,) kim kâfir olduysa; onu da (yaşadığı sürece) pek az (bir zaman rızkımdan) faydalandıracağım, sonra kendisini o (cehennem) ateşin(in) azâbına (girmeye) mecbur bırakacağım. O(rası) ne kötü varılacak yer oldu!” buyurmuştu.

Bakara Sûresi  18 
Cüz  1
cihanyamaneren