HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَنْفَالِ  ١٨٠ 
الجزء ٩

وَمَا لَهُمْ اَلَّا يُعَذِّبَهُمُ اللّٰهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَمَا كَانُٓوا اَوْلِيَٓاءَهُۜ اِنْ اَوْلِيَٓاؤُ۬هُٓ اِلَّا الْمُتَّقُونَ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿ ٣٤ ﴾ وَمَا كَانَ صَلَاتُهُمْ عِنْدَ الْبَيْتِ اِلَّا مُكَٓاءً وَتَصْدِيَةًۜ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ ﴿ ٣٥ ﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ لِيَصُدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ فَسَيُنْفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيْهِمْ حَسْرَةً ثُمَّ يُغْلَبُونَۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِلٰى جَهَنَّمَ يُحْشَرُونَۙ ﴿ ٣٦ ﴾ لِيَم۪يزَ اللّٰهُ الْخَب۪يثَ مِنَ الطَّيِّبِ وَيَجْعَلَ الْخَب۪يثَ بَعْضَهُ عَلٰى بَعْضٍ فَيَرْكُمَهُ جَم۪يعًا فَيَجْعَلَهُ ف۪ي جَهَنَّمَۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ۟ ﴿ ٣٧ ﴾ قُلْ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ يَنْتَهُوا يُغْفَرْ لَهُمْ مَا قَدْ سَلَفَۚ وَاِنْ يَعُودُوا فَقَدْ مَضَتْ سُنَّتُ الْاَوَّل۪ينَ ﴿ ٣٨ ﴾ وَقَاتِلُوهُمْ حَتّٰى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدّ۪ينُ كُلُّهُ لِلّٰهِۚ فَاِنِ انْتَهَوْا فَاِنَّ اللّٰهَ بِمَا يَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ﴿ ٣٩ ﴾ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَوْلٰيكُمْۜ نِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّص۪يرُ ﴿ ٤٠ ﴾

سُورَةُالْاَنْفَالِ  ١٨٠ 
الجزء ٩
Enfâl Sûresi  180 
Cüz  9

34  (Habîbim! Sen ve ashâbın onların içinden tama men ayrıldıktan sonra) onlar(ın azâba uğramasın)a ne (mâni) olmuş kiAllâh kendilerine azap etmesin? Oysa onlar (Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ve müminleri) Mescid-i Haram’dan engellemektedir ler, üstelik onlar (müşrik oldukları için) onun (yöneti mini üstlenmeyi hak etmiş) velileri de değildirler! Onun (; Kâ’be’nin koruyup gözeticileri olan gerçek) velileriO (Allâh-u Sübhânehû)nun dostları ancak o (şirkten sakınan) takvâ sahibi kimselerdir. Lâkin onların çoğu (bu hakikati) bilmezler. (Bir kısmı bilirse de, bile bile inat ederler.)

35  O (müşrik ola)nların o Beyt(-i şerîf)in yanındaki duaları namazları, bir ıslık çalma ve bir el çırpmadan başka bir şey değildir. (O kâfirlere Bedir’de de, cehennemde de buyrulacak tır ki:) “İnkâr etmekte bulunmuş olmanız sebebiyle artık tadın bu azâbı!”İbni Abbâs (Radıyallâhu anhümâ)dan rivayet edildiği üzere; Kureyş müşrikleri Beytullâh’ı çıplak vaziyette tavaf ederlerken parmaklarıyla ıslık çalarlar ve alkış tutarlardı. Bazen de Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) namaz kılarken onun kıraatini karıştırmak için özellikle ona doğru yönelerek bu hareketleri yaparlardı. İşte bu âyet-i kerîmede onların bu davranışları kınanmaktadır. (Beyzâvî, Nesef î, Hâzin)

36  Şüphesiz o kimseler ki kâfir olmuşlardır (ve Bedir, Uhud gibi savaş günlerinde Müslümanlarla sava şacak olan arkadaşlarına ziyâfet çekmişlerdir), (işte) onlar (insanları) Allâh’ın yolundanengellesinler diye (pek çok) mallarını harcamaktadırlar. Yakında onları (daha fazla) harcayacaklar ama sonra bu (tüketimleri bir şeye yaramayacağından) on lara bir pişmanlık (vesilesi) olacaktır. (Arada bir gâlip olsalar bile) sonunda da mağlup edileceklerdir.Zaten o kâfir(likte sâbit) olmuş kişiler ancak ce henneme sevk olunacaklardır. Allâh-u Te`âlâ kâfirlerin boşu boşuna yaptıkları be denî ibadetlerinin peşi sıra, âhirette hiçbir yarar göre meyecekleri mâlî ibadetlerini bu âyet-i kerîmede konu etmiştir. Bu âyet-i kerîme Bedir günü müşrik ordusuna yemek yediren on iki kişi hakkında nâzil olmuştur ki, aralarında Ebû Cehil, Nadr ibni Hâris ve Übeyy ibni Halef gibi tanınmış kâfirler mevcuttur. Bunlardan her biri her gün on deve keserek orduya yedirirlerdi. İçle rinden sadece Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in amcası Abbâs ile Hakîm ibni Hizâm (Radıyallâhu anhümâ) Müslüman olmuştur. İbni Ebzâ’nın rivayetine göre; Ebû Süfyân Uhud günü Araplardan topladığı kalabalık dışında iki bin kişiyi kiralayarak Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e karşı sa vaşa çıkardı ve onlara kırk okka altın harcama yaptı. İşte Allâh-u Te`âlâ kâfirlerin İslâm’ı engelleme uğrunda yaptıkları bu gibi harcamaların neticede kendilerine pişmanlık olarak döneceğini beyan sadedinde bu âyet-i kerîmeyi inzal buyurdu.Tâbi ki Ebû Süfyân (Radıyallâhu anh) da Mekke fethi günü İslâm ile şereflenmiş ve ba ğışlanmıştır. Nitekim bir sonraki âyet-i kerîme buna işaret etmektedir.

37  Tâ ki Allâh, pis (olan kâ firler)i temiz (mümin ler)den ayır sın da, pisin bir kısmını diğerbir kısım üzerine koyup onu topluca üst üste yığsın ve böy lece hemen onu(n tamamını) cehenneme at(ıp bırak) sın! İşte onlar, (canlarını da, mallarını da kay bettiklerinden) tam manasıyla hüsrâna uğra yanla rın ta kendileridir!

38  (Habîbim!) O (Ebû Süfyân ve arkadaşları gibi) kâfir olmuş kimselere de ki: “Eğer onlar (İslâm’a girer ve sana düşmanlıktan) vazgeçerlerse, geçmiş olan (kötü) şeyler kendileri için muhakkak ki ba ğışlanacaktır. Ama (onunla savaşa) tekrar dönerlerse,(geçmiş peygamberlerle savaşa kalkan) önceki (kâfir)lerin (başına gelen İlâhî azap) sünneti (ve muhalifleri ceza landırma kuralı) kesinlikle (gözlerinin önünde gelip) geçmiştir!” (Nitekim Bedir`de de arkadaşlarının başı na geleni görmüşlerdir. Hâlâ inanmazlarsa, buna ben zer bir belayı pek yakında beklesinler!)

39  Artık (Müşriklerde kâfirlik nâ mı na) bir fitne bulunmayıncaya ve din (, taat, ibadet ve teslimiyet) tümüyle Allâh’ın ol(up, bâtıl dinlerin iz leri kendile rinden kaybol)uncaya dek onlarla savaşın! Eğer (kâfirlikten) vazgeç(ip İslâm’a gir)erlerse, şüphesiz ki Allâh yapmakta olduklarını (hakkıyla görüp, karşılığını verecek olan bir) Basîr’dir.

40  Şayet (kâfirliği bırakmayıp, imandan) yüz çe virecek olurlarsa, bilin ki; gerçekten de Allâh sizin (yardımcınız ve) Mevlâ’nızdır. (O halde ancak O’na güvenin, bunların düşmanlığını hiç önemsemeyin.) O ne güzel Mevlâ’dır (ki, sahiplendiği kulu zâyi etmez), ne güzel de Nasîr’dir (ki, yardım ettiği kimseler asla yenik düşmez)!

Enfâl Sûresi  180 
Cüz  9
cihanyamaneren