HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَنْفَالِ  ١٨٣ 
الجزء ١٠

ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًا نِعْمَةً اَنْعَمَهَا عَلٰى قَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْۙ وَاَنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙ ﴿ ٥٣ ﴾ كَدَأْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْۚ فَاَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَاَغْرَقْنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَۚ وَكُلٌّ كَانُوا ظَالِم۪ينَ ﴿ ٥٤ ﴾ اِنَّ شَرَّ الدَّوَٓابِّ عِنْدَ اللّٰهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَۚ ﴿ ٥٥ ﴾ اَلَّذ۪ينَ عَاهَدْتَ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ ف۪ي كُلِّ مَرَّةٍ وَهُمْ لَا يَتَّقُونَ ﴿ ٥٦ ﴾ فَاِمَّا تَثْقَفَنَّهُمْ فِي الْحَرْبِ فَشَرِّدْ بِهِمْ مَنْ خَلْفَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ ﴿ ٥٧ ﴾ وَاِمَّا تَخَافَنَّ مِنْ قَوْمٍ خِيَانَةً فَانْبِذْ اِلَيْهِمْ عَلٰى سَوَٓاءٍۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْخَٓائِن۪ينَ۟ ﴿ ٥٨ ﴾ وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَبَقُواۜ اِنَّهُمْ لَا يُعْجِزُونَ ﴿ ٥٩ ﴾ وَاَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِه۪ عَدُوَّ اللّٰهِ وَعَدُوَّكُمْ وَاٰخَر۪ينَ مِنْ دُونِهِمْۚ لَا تَعْلَمُونَهُمْۚ اَللّٰهُ يَعْلَمُهُمْۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ يُوَفَّ اِلَيْكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ ﴿ ٦٠ ﴾ وَاِنْ جَنَحُوا لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ﴿ ٦١ ﴾

سُورَةُالْاَنْفَالِ  ١٨٣ 
الجزء ١٠
Enfâl Sûresi  183 
Cüz  10

53  İşte bu (kâfirlerin başlarına gelen bela), şu sebepledir ki gerçekten onlar kendilerinde bulu nan (iyi halleri ve güzel ahlâk)ı değiştirinceye kadar Allâh, kendisini bir kavme lûtfetmiş olduğu (küçük veya büyük) herhangi bir nimeti değiştirici olmamış tır, bir de muhakkak ki Allâh (inkârcıların sözlerini hakkıyla işiten bir) Semî’dir ve (hem yaptıklarını, hem de kalplerinde gizlediklerini pek iyi bilen bir) Alîm’dir!

54  (Bu kâfirlerin sürdürdükleri halleri;) Firavun hânedânının ve onlardan önceki o (inkarcı) kişile rin âdeti gibidir. Onlar Rablerinin âyetlerini yalan lamışlardı da, Biz de kendilerini günahları yüzün den helâk etmiştik. Firavun hânedânını da suyla boğmuştuk! (İnkâr eden fırkaların) hepsi de (kâfir lik ve günahlara dalarak kendilerine yazık etmiş) zâ lim kimseler olmuşlardı.

55  Gerçekten de (yeryüzünde) hareket edebilen (canlı nesne)lerin Allâh katında en şerlisi o kâfir olmuş kimselerdir. Artık onlar (inkârda ısrarcı oldukları için kalpleri mühür len diğinden hiç bir hakikate) inanmazlar. (Ha bîbim! Bunu böyle bildiğine göre kendini üzmeye kalkma!)

56  (Onlar) O kimseler(dir) ki; (senin aleyhine düşmanlarına yardım etmeyeceklerine dâir) sen onlarla antlaşma yapmışsındır da sonra her defasında söz lerini boz(up Mekke müşriklerine yardımcı ol)uyor lar. Üstelik onlar (aldatmanın getireceği tenkit ve sövmelerden de, Allâh’ın azâbından da, Müslümanların ileride güçlenip kendilerine musallat olmasından da) hiç sakınmazlar! (İşte bunlar yaratıkların en şerlileri olan kâfirlerin de en şerlileridirler.) Bu âyet-i kerîme Allâh katında en şerli yaratık olduk ları bildirilen kâfirler içerisinden özel bir fırkayı kötü vasıflarıyla birlikte tanıtmaktadır ki onlar Kureyza Ya hudileridir. Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) onlarla evvela kendisiyle harb etmeyeceklerine ve ona karşı müşriklerle birlik olmayacaklarına dâir sözleşmişti. Fa kat onlar Mekke müşriklerine silah yardımı yaparak bu sözü bozdular. Sonra: “Unuttuk, hata ettik!” dediler ve tekrar Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ile muâhede yaptılar. Bu seferde Hendek günü kâfirlerle birlik ol dular ve reisleri Kâ’b ibni Eşref Mekke’ye giderek Ra sûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ile muhârebe husu sunda kâfirlerleantlaşma yaptı. (Beyzâvî, Âlûsî)

57  Ya bir de onlara harpte rastlayıp kesinlikle gâlip gelirsen, arkalarında olan (gâvur) ları onlar(a yaptığın cezalandırma) sebebiyle darmadağın et (ve kendilerine çok kötü bir ölüm şekli revâ gör)! Tâ ki onlar iyice öğütlensinler (de, bir daha sana karşı gelemesinler)!

58  (Habîbim!) Eğer (söz bozma yönünde beliren nişâneler görmen sebebiyle, antlaşmalı olduğun) bir kavmin herhangi bir hıyânetinden gerçekten endi şelenecek olursan, tam bir doğ ruluk/(bilgide) tam bir eşitlik/ üzere onlara (sözl eşmelerini) at (ve ant laşmayı feshettiğini harp öncesi kendilerine bildir ki, her iki ta rafın da konuyla ilgili bilgisi eşit olsun ve böyle ce söz bozmayı senin başlattığını zannetmesinler)! Şüp hesiz ki Allâh (söz bozan) hâinleri sevmez (; bu yaptıklarına rıza göstermez)!

59  O kâfir olmuş kimseler sakın ha sanmasın (lar) ki (kendileri yenilgiden kurtulup sizi) geçmiş lerdir! Şüphesiz ki onlar (Bizi intikam almaktan) âciz bırakamazlar!

60  (Ey müminler! Harp araç-gereçlerine yönelik) kuvvet olarak güç yetirmiş olduğunuz şeyleri ve (Allâh yolunda cihat için beslemek ve eğitmek üzere) bağlı (bulunan) atları o (kâfirlerle, özellikle de söz bo za)nlar(la savaşmak) için hazırlayın ki, kendisiyle hem Allâh’ın düşmanlarını, hem de sizin düşmanlarınız (olan Kureyş gâvurların)ı korkutursunuz, bir de onların dışında kalan (Yahudiler, münafıklar ve Araplardan olmayan) diğerlerini ki siz onları (şah sen) tanımazsınız, Allâh ise onları (tek tek şahsen) tanımaktadır! (Az veya çok) herhangi bir şeyden Allâh yolunda ne verirseniz (karşılığı) size tastamam verilir. Ve siz (ameliniz zâyi edilerek ya da sevabınız eksiltile rek, haksızlık ve) zulme uğratılmazsınız.

61  Eğer onlar barışa meylederlerse, sen de ona meylet ve (kendileriyle antlaşmaya giriş. Fakat tüm iş lerini) Allâh’a (ısmarlayıp ancak O’na) tevekkül et (, böylece ‘‘Bunlar barışa yanaştıklarını gösteriyorlar ama bana karşı bir hile ve tuzak mı kuracaklar?’’ diye endişeye kapılma)! Şüphesiz ki (onların gizli gizli söyledik leri hilekârca sözlere varıncaya kadar her şeyi hakkıyla işiten) Semî’ de, (niyetlerini ve kararlarını çok iyi bilip, karşılığını hazırlayacak olan) Alîm de O’dur, ancak O!

Enfâl Sûresi  183 
Cüz  10
cihanyamaneren