HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُيُونُسَ  ٢١٢ 
الجزء ١١

قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُۜ قُلِ اللّٰهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ ﴿ ٣٤ ﴾ قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَهْد۪ٓي اِلَى الْحَقِّۜ قُلِ اللّٰهُ يَهْد۪ي لِلْحَقِّۜ اَفَمَنْ يَهْد۪ٓي اِلَى الْحَقِّ اَحَقُّ اَنْ يُتَّبَعَ اَمَّنْ لَا يَهِدّ۪ٓي اِلَّٓا اَنْ يُهْدٰىۚ فَمَا لَكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَ ﴿ ٣٥ ﴾ وَمَا يَتَّبِعُ اَكْثَرُهُمْ اِلَّا ظَنًّاۜ اِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْن۪ي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔاۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ ﴿ ٣٦ ﴾ وَمَا كَانَ هٰذَا الْقُرْاٰنُ اَنْ يُفْتَرٰى مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ تَصْد۪يقَ الَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْص۪يلَ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ ف۪يهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۠ ﴿ ٣٧ ﴾ اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۜ قُلْ فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِثْلِه۪ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ﴿ ٣٨ ﴾ بَلْ كَذَّبُوا بِمَا لَمْ يُح۪يطُوا بِعِلْمِه۪ وَلَمَّا يَأْتِهِمْ تَأْو۪يلُهُۜ كَذٰلِكَ كَذَّبَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الظَّالِم۪ينَ ﴿ ٣٩ ﴾ وَمِنْهُمْ مَنْ يُؤْمِنُ بِه۪ وَمِنْهُمْ مَنْ لَا يُؤْمِنُ بِه۪ۜ وَرَبُّكَ اَعْلَمُ بِالْمُفْسِد۪ينَ۟ ﴿ ٤٠ ﴾ وَاِنْ كَذَّبُوكَ فَقُلْ ل۪ي عَمَل۪ي وَلَكُمْ عَمَلُكُمْۚ اَنْتُمْ بَر۪ٓيؤُ۫نَ مِمَّٓا اَعْمَلُ وَاَنَا۬ بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَ ﴿ ٤١ ﴾ وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُونَ اِلَيْكَۜ اَفَاَنْتَ تُسْمِعُ الصُّمَّ وَلَوْ كَانُوا لَا يَعْقِلُونَ ﴿ ٤٢ ﴾

سُورَةُيُونُسَ  ٢١٢ 
الجزء ١١
Yûnus Sûresi  212 
Cüz  11

34  (Habîbim!) De ki: “Sizin ortaklarınızdan var mıdır öylesi ki; halkı ilk başta (yoktan) yaratmak tadır, (öldürdükten) sonra da onları (dirilterek son suz hayata) geri döndürecektir?” (Habîbim! Gerçeği bildikleri halde inatçılıkları yüzünden itiraftan çekinen o müşriklere) de ki: “Allâh, halkı ilk başta (yoktan) yaratmaktadır, (öldürdükten) sonra da onları (diril terek âhiret yaşantısına) geri döndürecektir! (Bu hakikati açıklayan bunca delillere rağmen) siz nasıl hâlâ (O’na ibadetten) döndürülebiliyorsunuz?”

35  (Rasûlüm!) De ki: “Sizin ortaklarınız içe risin den (akıl vererek ve peygamberler gönderip kitaplar indi rerek) hakka hidayet etmekte olan biri var mı dır?” (Habîbim! Câhil liğinden yahut inadından ötürü bu suâle doğru cevap vermeyen o kâfirlere) de ki: “Allâh hakka hidâyet etmektedir! Artık hakka (ve doğru ya) iletmekte olan bir Zât mı, yoksa kendisi hidâyet edilmedikçe doğruyu bulamayan biri mi uyulmaya daha lâyıktır? Öyleyse size ne oldu (da bu âcizleri ortaklar ediniyorsunuz)? Siz (peşine gidilmeyi hiç mi hiç hak etmeyen âciz varlıklara tapma gibi bir bâtıla) nasıl karar veriyorsunuz?”

36  Onların çoğu (inançları hususunda, içi boş bir) zandan (ve birtakım tahminlerden) başka bir şeye uymamaktadır. Oysa gerçekten zan (ve tahmin diye bilinen şey), hak (ve gerçek sayılabilecek ilim ve itikat) tan hiçbir şey yerine geçmez. (Ya bir de yanlışlığı sabit olan bir düşünce, ilim nâmına ne ifade edebilir?) Muhakkak ki Allâh (kat’î deliller dururken bozuk zanlara uymak gibi) yapmakta olduklarınızı (ve ne ticelerini hakkıyla bilen bir) Alîm’dir.

37  İşte bu (tüm hidâyet yollarının îzâhını üstlen miş bulunan ve beyan üslûbuyla herkesi âciz bırakan) Kur’ân uydurulmuş bir şey değildir, Allâh’tan baş kası tarafından (düzenlenip yazılmış) da değildir! Velâkin (o,) öncesinde bulunan (Tevrât ve İncîl gibi İlâhî kitap olma vasfına sahip) şeylerin doğrulama sıdır, (inanç ve fıkıh meseleleriyle ilgili) o yazının ay rıntılı bir açıklamasıdır, kendisinde hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabbinden (indirilmiş)dir!

38  Yoksa (senin için:) “Onu o uydurdu!” mu di yorlar? (Habîbim! On ları rezil etmek ve bozuk sözlerini açıklamak üzere) de ki: “Öyleyse (be lâğat, güzel irti bat ve üstün manaya sahip olma hususunda) onun benzeri bir sûre (uydurup) getirin! (Zira siz de benim gibi Araplardansınız ve fasih kimselersiniz. Üstelik siz düz yazı ve şiirde daha tecrübelisiniz. Öyleyse bu konuda size yardım etmeleri için) Allâh’tan başka (ça ğırmaya) gücünüzün yetmiş olduğ kimseleri de (, özellikle mühim işlerinizde size yardım edeceğine inan dığınız ilâhlarınızı da) çağırın! Eğer (benim bu Kur’ân’ı uydurduğuma dâir iddianızda) doğru kimseler olduysanız ( bunu ispatlamanız gerekir).”

39  Doğrusu onlar ilmini (tüm yönleriyle) kavra mamış oldukları bir şey (olan Kur’ân-ı Kerîm)i (hiç düşünmeden ve inceleme gereği bile hissetmeden du yar duymaz) yalanladılar. Oysa henüz onun te’vîli (, gerçek manası ve geleceğe dâir verdiği haberlerin âkı beti) kendilerine gelmemiştir. İşte onlardan öncekiler de böylece (hiç düşünmeksizin kendi pey gamberlerinin getirdikleri kitapları) yalanlamıştı. Şim di bak ki o zâlimlerin (feci) âkıbeti nice olmuş?!

40  (O inkârcıların) içlerinden o (peygamberin ve Kur’ân’ın hak olduğu)na (kalben) inanan (fakat inadı na bunu açıklamayıp, kâfirlikte ısrarcı olan) da vardır, yine onlardan (aşırı düşüncesizliği ve kıt kafalılığı yü zünden kalben) ona inanmayan da vardır/onlardan (yakında kâfirlikten tevbe edip) ona inanacak olan da vardır, yine onlardan (gelecekte de) ona inanmaya cak (ve kâfir olarak ölecek) kimse de vardır/. Senin Rabbin ise (İslâm’ın doğruluğunu bildiği halde inadına inanmayan ve kâfirlikte ısrar edecek olan) o bozguncuları pek iyi bilendir.

41  (Habîbim! Bu kadar delillerle susturuldukları halde hâlâ) seni yalanla(makta ısrarcı olu)rlarsa, (ar tık kendilerinden uzak olduğunu ifade etmek üzere) de ki: “Benim amelim(in karşılığı) bana âittir, sizin amel leriniz(in vebali) de size mahsustur. Siz benim yap makta olduğum şeyler(in mesuliyetin) den uzak kim selersiniz. Ben de sizin yapmakta olduklarınızdan berîyim!”

42  O (müşrik ola)nlardan kimi (Kur’ân okuduğun zaman) sana kulak vermektedirler. Yoksa o sağırlara sen mi duyuracaksın? Hele bir de (akılsız olup, hiçbir şey) anlamaz olmuşsalar!
Aklı olan sağır, işaretlerle ve ferâsetiyle bir şeyler anlayabilir. Fakat akılsıza kimse bir şey anlatamaz. İşte bu müşrikler de, duyuları ve akılları tamamen iptal olmuş kimseler hükmünde oldukları için, onların Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`den dinlemiş oldukları Kur’ân’dan asla faydalanamayacakları bu âyet-i kerîme ile bildirilmiştir.

Yûnus Sûresi  212 
Cüz  11
cihanyamaneren