HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُيُونُسَ  ٢١٥ 
الجزء ١١

اَلَٓا اِنَّ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ ﴿ ٦٢ ﴾ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَۜ ﴿ ٦٣ ﴾ لَهُمُ الْبُشْرٰى فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِي الْاٰخِرَةِۜ لَا تَبْد۪يلَ لِكَلِمَاتِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۜ ﴿ ٦٤ ﴾ وَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْۢ اِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَم۪يعًاۜ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ﴿ ٦٥ ﴾ اَلَٓا اِنَّ لِلّٰهِ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِۜ وَمَا يَتَّبِعُ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ شُرَكَٓاءَۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ ﴿ ٦٦ ﴾ هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ لِتَسْكُنُوا ف۪يهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِرًاۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ ﴿ ٦٧ ﴾ قَالُوا اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَدًا سُبْحَانَهُۜ هُوَ الْغَنِيُّۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ اِنْ عِنْدَكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ بِهٰذَاۜ اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿ ٦٨ ﴾ قُلْ اِنَّ الَّذ۪ينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَۜ ﴿ ٦٩ ﴾ مَتَاعٌ فِي الدُّنْيَا ثُمَّ اِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ نُذ۪يقُهُمُ الْعَذَابَ الشَّد۪يدَ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ۟ ﴿ ٧٠ ﴾

سُورَةُيُونُسَ  ٢١٥ 
الجزء ١١
Yûnus Sûresi  215 
Cüz  11

62  Âgâh olun; şüphesiz Allâh’ın velileri ki, (in sanlar korkuya kapıldığı zaman) onlar üzerine (, isten medik) hiçbir (şeyle karşılaşma) korku(su) yoktur! Ve (insanlar umduklarını bulamadıkları için üzül düklerinde) ancak onlar mahzun olmayacaklardır!

63  O kimseler ki (Allâh-u Te`âlâ ta rafından geldiği sâbit olan tüm hakikatlere) iman etmişlerdir ve (sa kınılması gereken her şeyden) hakkıyla sakınmakta bulunmuşlardır.

64  O en yakın (dünya) hayat(ın)da da, (ölüm anında, kabre taşınırken, mezarda ve) âhirette de tüm müjdeler (; güzel rüyalar, medhü senâlar, meleklerin iltifatları, mağfiret vaatleri ve cennet gibi nimetler) sadece onlara mahsustur! Allâh’ın (inananlara vaad ettiği müjdelerini ifade eden) kelimeleri için hiçbir değiştirme (ve bu sözlerin yerine getirilmemesi gibi bir şey söz konusu) olamaz! İşte ancak bu (şekilde iki cihan müjdesine nâil olmak), pek büyük bir kurtuluşun ta kendisidir!
Ebu’d-Derdâ (Radıyallâhu anh) “Dünya hayatındaki müjde'den ne kastedildiğini Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e sorduğunda: “Müslüman bir kulun gördüğü ya da kendisi için başkası tarafından görülen sâlih bir rüyadır!” (Tirmizî, Tefsîr: 11, No: 3106, 5/286) buyurmuştur. Ebû Hureyre (Radıyallâhu anh)`dan rivayet edilen bir hadîs- i şerîfte Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): “Benim ardımdan nübüvvetten ancak müjdeciler kalacaktır!” buyurmuştur. O zaman: “Müjdeciler nedir?” diye sorulduğunda ise: “Sâlih rüyadır!” buyurmuştur. (Buhârî, Ta’bîr: 5, No: 6589, 6/2564) Kazî Beyzâvî (Rahimehullâh)`ın beyanına göre; sâlih müminlere zuhur eden keşifler de bu kabîl müjdelerdendir.

65  (Habîbim!) Onların (inkâr, alay ve tehdit dolu) sözleri seni üzmesin! Çünkü izzet (; kahır, galebe ve kudret) gerçekten de tümüyle Allâh’a âittir. (Onların sözleri dâhil tüm konuşulanları hakkıyla işiten) Semî’ de, (onların yaptıkları ve düşündükleri hileler dâhil, azim ve niyetlerine varıncaya kadar her şeyi tam manasıyla bilen) Alîm de ancak O’dur.

66  İyi bilin ki; göklerde bulunan (melekler gibi nûrânî varlık)lar da, yerde olan (cinler ve insan)lar da, hiç şüphesiz (her bakımdan) sadece Allâh’a âittir. Allâh’tan başkasına tapmakta bu lunan o kimse ler, (O’na eş koştukla rı şeylere “Ortaklar” adını vermek teyseler de, gerçek manada kendilerine fayda verecek ve şefaat edecek) birtakım ortaklara tâbi olmuş olmuyor(lar). Onlar ancak (kuru bir) zanna (ve asılsız bir varsa yıma) uymaktadırlar! Ve kendileri (Allâh-u Te`âlâ’ya ortak koştukları şeylerin gerçekten O’nun ortakları ol duğuna inanırken ve bunu açıklarken) ancak yalan uyduruyorlar/ sadece tahmin yürütüyorlar/.

67  Kendisinde sükûnet bulasınız (da, iyice dinlenip istirahat edesiniz) diye (karanlık) geceyi ve (ça lışıp kazanarak ihtiyaçlarınızı görebilesiniz diye) ay dınlık olan gündüzü sizin için yaratmış olan Zât ancak O’dur! İşte şüphesiz ki bunda, (düşü nüp ibret alma niyetiyle delilleri) dinlemekte olan bir toplum için, elbette (Allâh-u Te`âlâ’nın varlığına ve birliğine delâlet eden) pek çok ve çok büyük âyet (ve delil)ler vardır.

68  O (müşrik ola)nlar: “Allâh bir çocuk edindi!” dediler. (Kendisine isnat ettikleri şeyler den takdîs ve) tenzîh (; arılık ve pâklık) O’na! (Hiçbir hususta hiçbir şeye muhtaç olmayan tek zengin ve) Ğaniyy, ancak O’dur! Göklerde bulunanlar ve yerde olan (akıllı akılsız tüm varlık)lar (mülkiyet bakımından) sadece Kendi sine âittir. (O, hepsinin yoktan yaratıcısı ve yegâne Mâ lik’i olduğundan, her şey O’nun yönetimi altındadır.)İşte buna dâir sizin yanınızda hiçbir delil yoktur. Yoksa siz (Allâh’a çocuk isnat ederken, doğruluk pa yını) bilmemekte olduğunuz şeyleri mi Allâh’a karşı (cahilce iftira ederek) söylemektesiniz?

69  (Habîbim! Bana çocuk ve ortak isnadında bu lunan o müfterîlere) de ki: “(Sıfatı ne olursa olsun,) Allâh’a karşı yalan uydurmayı sürdüren o kimseler gerçekten de felâh bulamayacak (, hiçbir isteklerine ulaşamayacak ve hiçbir endişelerinden kurtulama yacak)lardır.”

70  (Onların elde ettikleri birtakım imkânlar,) dün yada(ki yaşantılarıyla sınırlı kalacak) pek az ve değer siz bir faydalanmadır. (Ölümlerinden) sonra dönüş leri ancak Biz(im hükmümüz) edir. Daha sonra da inkâr etmekte bulunmuş olma ları sebebiyle o pek şiddetli (cehennem) azâbı(nı) onlara tattıracağız!

Yûnus Sûresi  215 
Cüz  11
cihanyamaneren