HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُيُونُسَ  ٢٢٠ 
الجزء ١١

وَاِنْ يَمْسَسْكَ اللّٰهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُٓ اِلَّا هُوَۚ وَاِنْ يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلَا رَٓادَّ لِفَضْلِه۪ۜ يُص۪يبُ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ۜ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ ﴿ ١٠٧ ﴾ قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۚ وَمَٓا اَنَا۬ عَلَيْكُمْ بِوَك۪يلٍۜ ﴿ ١٠٨ ﴾ وَاتَّبِعْ مَا يُوحٰٓى اِلَيْكَ وَاصْبِرْ حَتّٰى يَحْكُمَ اللّٰهُۚ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِم۪ينَ ﴿ ١٠٩ ﴾
سُورَةُهُودٍ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
الٓرٰ۠ كِتَابٌ اُحْكِمَتْ اٰيَاتُهُ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِنْ لَدُنْ حَك۪يمٍ خَب۪يرٍۙ ﴿ ١ ﴾ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَۜ اِنَّن۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ وَبَش۪يرٌۙ ﴿ ٢ ﴾ وَاَنِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِ يُمَتِّعْكُمْ مَتَاعًا حَسَنًا اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذ۪ي فَضْلٍ فَضْلَهُۜ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَب۪يرٍ ﴿ ٣ ﴾ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ﴿ ٤ ﴾ اَلَٓا اِنَّهُمْ يَثْنُونَ صُدُورَهُمْ لِيَسْتَخْفُوا مِنْهُۜ اَلَا ح۪ينَ يَسْتَغْشُونَ ثِيَابَهُمْۙ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَۚ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ﴿ ٥ ﴾

سُورَةُيُونُسَ  ٢٢٠ 
الجزء ١١
Yûnus Sûresi  220 
Cüz  11

107  Allâh sana (hastalık ve fakirlik gibi) bir zarar dokunduracak olursa, onu Kendisinden başka (gi derip) açacak yoktur! Ama O sana (sıhhat ve zengin lik gibi) bir hayır (ulaştırmayı) murad ederse, (dile diği iyilikler dâhil,) O’nun fazlını geri çevirebilecek kimse de yoktur! O o (lütfu)nu kullarından diledi ğine ulaştırır. (Belaları günahlara keffâret yapan) Ğafûr da, (kullarına ziyâdesiyle acıdığı için âfiyetler veren) Rahîm de ancak O’dur!

108  (Habîbim!) De ki: “Ey insanlar! Gerçekten de size Rabbinizden o hak (olan Kur’ân) gelmiştir. Ar tık her kim ki (ona inanarak) hidâyet bulmuştur, o ancak kendisi(nin menfaati) için hidâyete ermiştir. Kim de (inkâr ederek) sapıttıysa, o da sadece kendi aleyhine sapmıştır. Zaten ben sizin üzerinize bir vekîl değilim (ki, sorumluluğunuzu yükleneyim yahut cezanızı vereyim)!”

109  (Habîbim!) Sen (ancak) sana vahyolunmakta olan (Kur’ân)a hak kıyla uy ve Allâh (, düşmanlarını mağlup kılıp sana yardım ederek, aranızda) hükmünü verinceye kadar (tebliğin sıkıntılarına ve inkârcıların eziyetlerine) sabret! Zaten hüküm verenlerin hayırlısı ancak O’dur! (Zira O, görünen meselelere vâkıf olduğu gibi, tüm giz lilerden de haberdâr olduğu için hükümlerinde yanıl ma payı yoktur. Kim olursa olsun O’nun dışındakiler ise hataya mahkûmdur!)

ONBİRİNCİ SÛRE-İ CELİLE
el-Hûd
SÛRE-İ CELîLESİ

Mekkî ( Mekke-i Mükerreme döneminde inmiş)dir. 123 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  Elif! Lâm! Râ! (İşte bu Kur’ân-ı Kerîm) pek bü yük bir kitaptır ki; (tüm yaptıklarında hikmet ve isâ bet sahibi olan bir) Hakîm ve (tüm kullarının bütün hallerini ve kendilerine yarayan şeyleri pek iyi bilen bir) Habîr tarafından âyetleri sağlamlaştırılmıştır (, içerisinde herhangi bir çelişki barındırmaktan, gerçek lere ve hikmetlere ters bir şey bulundurmaktan, fesâ hat ve belâğatini ihlal edecek ifadelere sahip olmaktan ve kendisinden sonra gelecek başka bir kitapla nesh olunmaktan korunmuştur), sonra da (inanç, hüküm, öğüt ve kıssaları ihtiva eden ayrı ayrı sûreler halinde) ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.

2  (Bu büyük kitap sizlere) şöyle(ce fermanbuyur maktadır) ki; Allâh’tan başkasına ibadet etmeyin! Şüphesiz ki ben O’nun tarafından size tam bir uyarıcı ve büyük bir müjdeleyiciyim!

3  Ve yine şöyle ki; Rabbinizden (günahlarınız için) mağfiret talep edin, sonra da (her günah işle diğinizde geciktirmeksizin hemen) O’na tevbe edin ki O sizi (ömürlerinizinnihâyeti için) belirlenmiş bir süreye kadar (sıhhat, âfiyet, emniyet ve bitmez tüken mez nimetler içerisinde) güzel bir meta’la yaşatsın ve (salih amel bakımından) her fazlalık sahibine (dünyada da âhirette de) o fazlalığını(n mükâfatını tastamam) versin! Eğer (getirdiğim hidâyetten) yüz çeviri(p de eski kâfirliğinizi sürdürü)rseniz, muhak kak ki ben size karşı o (dehşeti ) pek büyük olan (kıyâmet) günün(ün) azâbın(ın gelip çatmasın)dan endişelenmekteyim!

4  (Öldürülüp diriltilmenizin ardından) dönüşünüz ancak Al lâh(ın manevî huzurun)a (olacak)dır! Zaten O, her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr’dir.

5  Haberdâr olun ki; gerçekten onlar (kendi bâtıl ve gülünç inançlarına göre güya) O(Allah-u Azîmü’ş şâ)ndan (sırlarının) gizlenme( sini) istedikleri için (ve Allâh onların konuştuklarını ve niyetlerini öğre nip de, peygamberine ve mü minlere bildirmesin diye evlerine girerler,) göğüslerini eğip bükerler (ve elbiselerini üzerlerine çekerler)!/Şüphesiz onlar (Rasûlûl lâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e son derece düşman olduk ları halde) ondan (bu nefretlerini) gizleyebilmeleri için (kendisine karşı güler yüzlü ve tatlı dilli davranır lar ve böylece) göğüslerin(in barındırdığı düşmanlık ve kinler) i çeviri(p gizle)rler./Onlar (Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e) görünmemeleri için ondan gö ğüs lerini çeviri(p arkalarını döne)rler./ İyice bilin ki; onlar (yataklarına girip, yorganlarına ve) elbiselerine büründükleri zaman/ (Allâh ve Rasûlünden gizlen mek ve Kur’ân’ı duymamak için ) elbiselerini kendile rine örtü yaptıklarında/ (bile) O (Allâh-u Te`âlâ), gizlemekte oldukları şeyleri de, açıklamakta bulundukları şeyleri de bilmektedir. Zira şüphesiz ki O, sînelerin sahip olduğu şeyi (; kalplerin barındır dığı tüm sırları, niyet ve inançları hakkıyla bilen bir) Alîm’dir.

Yûnus Sûresi  220 
Cüz  11
cihanyamaneren