HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُهُودٍ  ٢٢٣ 
الجزء ١٢

اُو۬لٰٓئِكَ لَمْ يَكُونُوا مُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَٓاءَۢ يُضَاعَفُ لَهُمُ الْعَذَابُۜ مَا كَانُوا يَسْتَط۪يعُونَ السَّمْعَ وَمَا كَانُوا يُبْصِرُونَ ﴿ ٢٠ ﴾ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ ﴿ ٢١ ﴾ لَا جَرَمَ اَنَّهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ هُمُ الْاَخْسَرُونَ ﴿ ٢٢ ﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَاَخْبَتُٓوا اِلٰى رَبِّهِمْۙ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ﴿ ٢٣ ﴾ مَثَلُ الْفَر۪يقَيْنِ كَالْاَعْمٰى وَالْاَصَمِّ وَالْبَص۪يرِ وَالسَّم۪يعِۜ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًاۜ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ۟ ﴿ ٢٤ ﴾ وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِه۪ۘ اِنّ۪ي لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۙ ﴿ ٢٥ ﴾ اَنْ لَا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَۜ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ اَل۪يمٍ ﴿ ٢٦ ﴾ فَقَالَ الْمَلَاُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ مَا نَرٰيكَ اِلَّا بَشَرًا مِثْلَنَا وَمَا نَرٰيكَ اتَّبَعَكَ اِلَّا الَّذ۪ينَ هُمْ اَرَاذِلُنَا بَادِيَ الرَّأْيِۚ وَمَا نَرٰى لَكُمْ عَلَيْنَا مِنْ فَضْلٍ بَلْ نَظُنُّكُمْ كَاذِب۪ينَ ﴿ ٢٧ ﴾ قَالَ يَا قَوْمِ اَرَاَيْتُمْ اِنْ كُنْتُ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبّ۪ي وَاٰتٰين۪ي رَحْمَةً مِنْ عِنْدِه۪ فَعُمِّيَتْ عَلَيْكُمْۜ اَنُلْزِمُكُمُوهَا وَاَنْتُمْ لَهَا كَارِهُونَ ﴿ ٢٨ ﴾

سُورَةُهُودٍ  ٢٢٣ 
الجزء ١٢
Hûd Sûresi  223 
Cüz  12

20  İşte onlar (bunca genişliğine rağmen) yer(yüzün)de (nereye kaçarlarsa kaçsınlar, kendile rine azap etmek isteyen Allâh-u Te`âlâ’yı) âciz bıra kıcı/(Allâh-u Te`âlâ’nın azâbından) kaçabilici/ kim seler olamadılar! Onlar için Allâh’tan başka (yardım talebinde bu lunabilecekleri) dostlardan hiçbiri de yoktur! (Sapıklıklarına ilâveten insanları da saptırdıkları için) bu kişilere azap katlanacaktır. Çünkü onlar (hakka karşı olan nefretlerinden dolayı Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in okuduğu hakikatleri) dinle meye istekli olarak güç yetirmekte (ve buna taham mül edebilmekte) olmadılar. Onlar (içlerinde ve dış larında bulunan bunca âyetlerden göz yumdukları için gerçekleri) görmekte de değildiler!

21  İşte ancak onlardır o kimseler ki (sapıklığa karşı hidâyeti, dünyaya karşı âhireti değiştik lerinden dolayı) kendilerini (zarar ve) hüsrâna uğ ratmışlardır. (“Melekler ve putlar Allâh indinde bizim şefaatçilerimizdir!” diyere taptıkları bâtıl ilâhların şefaatlerine mazhar olacaklarına dâir) uydurmakta bulunmuş oldukları şeyler de kendilerinden (uzak laşıp)kaybolmuştur.

22  (Şu) gerçekleşti ki; şüphesiz ancak onlar, (cennette bulunan yerlerini satıp, karşılığında cehen nem derekeleri kazandıklarından,) âhirette en çok (zarar ve) hüsrâna uğraya(cak ola)nların ta ken dileridir!

23  Muhakkak o kimseler ki (tasdik edilmesi ge reken tüm hakikatlere) iman etmişlerdir, (Allâh-u Te`âlâ’nın rızasına uygun ve kabûle elverişli olan na maz, oruç, hac ve zekât gibi) sâlih ameller işlemiş lerdir ve (hem huşû’ hem de tevâzu içerisinde) Rab lerin(in taat ve ibadetin) e (tamamen yönelip, O’na) bağlılıkla sükûnet (ve huzur) bulmuşlardır! İşte gerçekten cennetin ayrılmaz yârânı ancak onlardır! Kendileri orada ebedî kalıcılardır.

24  (Hakkı görüp duyan ve doğruya uyan mümin lerle, Allâh’ın âyetlerine karşı kör ve sağır kalan kâ firlerin oluşturduğu) o iki fırkanın şaşılacak hâli, (yaratılıştan) kör ve sağırla, çok iyi gören ve pek iyi işiten kimseler gibidir. Bu ikisi benzetme ba kımından/sıfat olarak/ durum itibarıyla/ denk olabilirler mi? Hâlâ (bu iki fırkanın hiçbir bakımdan eşit olmadığı konusunda şüphede kalacaksınız da, size anlatılan mi salleri) iyice düşünmeyecek misiniz?

25  Andolsun ki; muhakkak Biz Nûh’u kavmine (bir rasûl olarak) gönderdik (de o onlara şu tebliğ lerde bulundu) ki: “Şüphesiz ben size (gönderilen ve sizi azâba düşürecek sebeplerle kurtuluş yönle rini) iyice açıklayan bir uyarıcıyım!

26  Şöyle ki; Allâh’tan başkasına ibadet etme yin! Gerçekten ben (Allâh-u Te`âlâ’dan başkasına tapmanız hâlinde başınıza gelip çatacak ve yöneldiği kişiye dünyada da, âhirette de) pek acı verecek olan büyükbir günün azâbından size karşı endişelenmekteyim!”

27  Bunun üzerine kavmi içerisinden kâfir ol muş o ileri gelen kişiler: “Biz seni ancak kendimiz gibi bir beşer olarak görüyoruz! Yine seni görüyoruz ki, sana ancak kendileri bizim en rezillerimiz olan o (düşük) kimseler (iyi ce düşünmeksizin) ilk görüşte tâbi olmuştur. (İyi araştıracak olsalardı, onların da sana uymayacak ol duklarını biliyoruz!) (Sen ve adamların dâhil,) sizin için bize karşı (si ze uymamızı gerektirecek) herhangi bir üstünlük de /fazlalık da/ göremiyoruz. Doğrusu biz sizi (sözü ve davası bir olan) yalancılar sanıyoruz!” dedi(ler).

28  (Nûh (Aleyhisselâm) onlara cevâ ben:) dedi ki: “Ey kavmim! Gördünüz mü? (Söyleyin bakayım!) Eğer ben Rabbimden (gelen ve davamın doğrulu ğuna şâhitlik yapacak nitelikte olan) açık bir delil üzere bulunmuş olduysam ve O bana Kendi ka tından (peygamberlik gibi) büyük bir rahmet ver miş de, bu size (değer verdiğiniz saltanat ve servet gibi şeyler yoluyla açıklanmayıp, bilakis fakir ve ba yağı saydığınız kişiler vasıtasıyla ulaştığı için) gizli bırakılmışsa; siz (benim getirdiğim hidâyet ve rah meti inceleyip tercih etmeyen ve) ona karşı isteksiz olan kimselerken, biz mi sizi ona (inanmaya) zor layacağız?

Hûd Sûresi  223 
Cüz  12
cihanyamaneren