HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُهُودٍ  ٢٢٤ 
الجزء ١٢

وَيَا قَوْمِ لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مَالًاۜ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ وَمَٓا اَنَا۬ بِطَارِدِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ اِنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ وَلٰكِنّ۪ٓي اَرٰيكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ ﴿ ٢٩ ﴾ وَيَا قَوْمِ مَنْ يَنْصُرُن۪ي مِنَ اللّٰهِ اِنْ طَرَدْتُهُمْۜ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ ﴿ ٣٠ ﴾ وَلَٓا اَقُولُ لَكُمْ عِنْد۪ي خَزَٓائِنُ اللّٰهِ وَلَٓا اَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلَٓا اَقُولُ اِنّ۪ي مَلَكٌ وَلَٓا اَقُولُ لِلَّذ۪ينَ تَزْدَر۪ٓي اَعْيُنُكُمْ لَنْ يُؤْتِيَهُمُ اللّٰهُ خَيْرًاۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْۚ اِنّ۪ٓي اِذًا لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ ﴿ ٣١ ﴾ قَالُوا يَا نُوحُ قَدْ جَادَلْتَنَا فَاَكْثَرْتَ جِدَالَنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ ﴿ ٣٢ ﴾ قَالَ اِنَّمَا يَأْت۪يكُمْ بِهِ اللّٰهُ اِنْ شَٓاءَ وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ ﴿ ٣٣ ﴾ وَلَا يَنْفَعُكُمْ نُصْح۪ٓي اِنْ اَرَدْتُ اَنْ اَنْصَحَ لَكُمْ اِنْ كَانَ اللّٰهُ يُر۪يدُ اَنْ يُغْوِيَكُمْۜ هُوَ رَبُّكُمْ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَۜ ﴿ ٣٤ ﴾ اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۜ قُلْ اِنِ افْتَرَيْتُهُ فَعَلَيَّ اِجْرَام۪ي وَاَنَا۬ بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تُجْرِمُونَ۟ ﴿ ٣٥ ﴾ وَاُو۫حِيَ اِلٰى نُوحٍ اَنَّهُ لَنْ يُؤْمِنَ مِنْ قَوْمِكَ اِلَّا مَنْ قَدْ اٰمَنَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَۚ ﴿ ٣٦ ﴾ وَاصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا وَلَا تُخَاطِبْن۪ي فِي الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۚ اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ ﴿ ٣٧ ﴾

سُورَةُهُودٍ  ٢٢٤ 
الجزء ١٢
Hûd Sûresi  224 
Cüz  12

29  Ey kavmim! Ben o (tebliğin size ulaştırılması) na karşılık sizden bir mal istemiyorum. Benim ec rim ancak Allâh’a âittir. (Âhirette mükâfatımı o verecektir. Bana iman eden fakirlerden hoşlanmıyorsunuz, ama sizin hatırınız için) ben o iman etmiş kimsele ri asla kovacak biri değilim. Zira şüphesiz ki onlar Rableri (nezdinde mer tebe sahipleridir, âhirette de O’nun nimetleri) ne kavuşu cu kimselerdir. (Dolayısıyla on ları kovan kimse Rab leri katında cezaya müstehak olur.) Lâkin ben sizi öyle bir toplum olarak görüyo rum ki (, bilinmesi gereken şeyler hakkında, özellikle de Rabbinize kavuşacağınız ve O’nun huzurunda bu ki şilerin sizden daha hayırlı olduğuhususunda) cehâ lette bulunmaktasınız.

30  Ey kavmim! Ben onları kovacak olursam, Allâh’tan (gelecek azâba karşı) bana kim yardım edebilir? Siz hiç mi düşünmüyorsunuz (da, onları kovarsam iman edeceğinizisöylüyorsunuz)?

31  Ben size: ‘Allâh’ın (rızkının) hazineleri benim yanımdadır!’ demiyorum (ki, benim madden sizden üstün olmadığımı iddiâ ediyorsunuz). Ben (Allâh’ın bildirmediği) gaybı da bil(diğimi söyle)miyorum (ki, bu iddiâmı uzak görerek beni inkâr ediyorsunuz). Yine ben (size): ‘Gerçekten ben bir meleğim!’ de demiyo rum (ki, ‘Sen ancak bizim gibi bir beşersin!’ diyerek benim peygamberliğime itiraz ediyorsunuz). Ben (sizi hoşnut edeyim diye,) gözlerinizin küçümsemekte olduğu/beğenmediği/ o (fakir) kimseler için: ‘Allâh bunlara (iki cihanda da) asla hiçbir hayır vermeyecektir!’ de diyemem! Allâh onların içlerinde bulu nan (itikadın ne denli doğru olduğunu, kalplerinin ha yır ve şerden neler barındırdığın)ı hakkıyla bilendir! Muhakkak ben o(nların açıkladıkları ifadeleri yalanlayıp, imanlarını geçersiz sayarak kendilerini kov duğum) takdirde elbette (onlara haksızlık eden) zâ limlerdenim (demektir ki, ben böyle bir zulmü asla kendime yakıştıramayacağımdan, bu tür muâmeleyi onlara revâ göremem)!”

32  O (müşrik ola)nlar: “Ey Nûh! Gerçekten sen (yolumuzdan dönmemiz için) bizimle mücâdele ettin ve çe kişmemizi çok uzattın/bize karşı çokça mücâdele çeşitleri ortaya koydun/. O halde bize vaad etmekte olduğun o (peşin azap larla ilgili) şeyleri bize getir! Eğer sen (bu tehdidinde) doğru kimselerden olduysan (, dediğini yap da gö relim)!” dediler.

33  (Nûh (Aleyhisselâm)) dedi ki: “(Çabucak istediği niz azapları meydana getirmek benim gücüm dâhilin de değildir.) Dilerse onu size ancak (O Kendisini inkâr edip emrine karşı geldiğiniz) Allâh getirebilir. Ama (önünde sonunda azap size peşînen veya gecikmeli ola rak mutlaka gelecektir,) siz (başınıza gelecek azâbı savuşturarak yahut ondan kaçıp kurtularak Allâh-u Te`âlâ’yı) asla âciz bırakıcı kimseler olamazsınız!

34  Allâh (sizin hür irâdenizle kötü yolu tercih et-tiğinizi bildiği için) sizi saptırmayı dilemekte bulun muşsa, ben size (ne kadar) iyilikte bulunmamı ar zulasam da, bu iyilikseverliğim size fayda vermez! (Sizi yaratan ve bütün işlerinizi yöneten) Rabbiniz ancak O’dur! Ve (sonunda) ancak O’na döndürü leceksiniz (, O da yaptıklarınızın karşılığını tastamam verecektir)!”

35  Yoksa o (Nûh (Aleyhisselâm)`ın müşrik kavminden ola)nlar (Nûh (Aleyhisselâm)`ın getirdiği hak ve hakikatler için): “Onu o uydurdu!” mu diyorlar? (Ey Nûh!) De ki: “(Farz-ı muhâl) ben onu uydurduysam, benim günah işlemem(in vebâli), sadece benim aleyhimedir. Ama ben de sizin (bana iftira isnat ederek) işle mekte olduğunuz o günah(ın cezasın) dan tamamen uzağım!”

36  Böylece (dokuz yüz elli sene süren uzunca ve çileli tebliğ vazifesine sabrettikten sonra) Nûh’a vah yolundu ki: “Şu bir gerçek ki; (ne kadar tebliğ etsen de, bundan sonra) senin kavminden (bu güne kadar) ha kikaten iman etmiş olandan başkası asla inanma yacaktır. Artık sen onların yapmakta bulunmuş oldukları (inkâr, alay ve eziyetler gibi) şeyler yüzünden felakete uğramış gibi üzülme!

37  (Kâfirlerin saldırısını önlemek ve yanlış bir sanat icrâ etmeni engellemek üzere) Bizim gözetimi mizle/ilmimizle (; bilgimiz dâhilinde)/ korumamız la/ ve (o gemiyi nasıl yapacağını talim eden) vahyi mizle o gemiyi sağlamca yap! O (inkâr ederek) zulmetmiş olan kimseler(in kur tuluşu) hakkında ise (rica ve duada bulunmak sure tiyle) Benimle muhatap olma! Şüphesiz ki onlar bo ğul(malarına hükmolun)muş kimselerdir.”

Hûd Sûresi  224 
Cüz  12
cihanyamaneren