HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُهُودٍ  ٢٣٣ 
الجزء ١٢

فَلَا تَكُ ف۪ي مِرْيَةٍ مِمَّا يَعْبُدُ هٰٓؤُ۬لَٓاءِۜ مَا يَعْبُدُونَ اِلَّا كَمَا يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ مِنْ قَبْلُۜ وَاِنَّا لَمُوَفُّوهُمْ نَص۪يبَهُمْ غَيْرَ مَنْقُوصٍ۟ ﴿ ١٠٩ ﴾ وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَاخْتُلِفَ ف۪يهِۜ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْۜ وَاِنَّهُمْ لَف۪ي شَكٍّ مِنْهُ مُر۪يبٍ ﴿ ١١٠ ﴾ وَاِنَّ كُلًّا لَمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمْ رَبُّكَ اَعْمَالَهُمْۜ اِنَّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ ﴿ ١١١ ﴾ فَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْاۜ اِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ﴿ ١١٢ ﴾ وَلَا تَرْكَنُٓوا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُۙ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ ﴿ ١١٣ ﴾ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِنَ الَّيْلِۜ اِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّـَٔاتِۜ ذٰلِكَ ذِكْرٰى لِلذَّاكِر۪ينَۚ ﴿ ١١٤ ﴾ وَاصْبِرْ فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُض۪يعُ اَجْرَ الْمُحْسِن۪ينَ ﴿ ١١٥ ﴾ فَلَوْلَا كَانَ مِنَ الْقُرُونِ مِنْ قَبْلِكُمْ اُو۬لُوا بَقِيَّةٍ يَنْهَوْنَ عَنِ الْفَسَادِ فِي الْاَرْضِ اِلَّا قَل۪يلًا مِمَّنْ اَنْجَيْنَا مِنْهُمْۚ وَاتَّبَعَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مَٓا اُتْرِفُوا ف۪يهِ وَكَانُوا مُجْرِم۪ينَ ﴿ ١١٦ ﴾ وَمَا كَانَ رَبُّكَ لِيُهْلِكَ الْقُرٰى بِظُلْمٍ وَاَهْلُهَا مُصْلِحُونَ ﴿ ١١٧ ﴾

سُورَةُهُودٍ  ٢٣٣ 
الجزء ١٢
Hûd Sûresi  233 
Cüz  12

109  (Habîbim! İnsanların başına geleceklerden haberdâr edildiğine göre,) artık sen işte şunların tapmakta oldukları şeyler(in, kendilerine zarar ve rip, fayda vermeyeceğin) den hiçbir şüphe içinde bulunma! (Çünkü) onlar ancak, babalarının (ve atalarının) daha önce tapmakta olduğu gibi (, körü körüne taklide dayanan birtakım zararlı) ibadet(ler) yapıyorlar. Şüphesiz ki Biz onlara(; dünyada kendilerini az dıracak rızıktan ve âhirette sebep olacağı azaptan) na siplerini eksiltilmemiş olarak elbette tastamam vericileriz.

110  Andolsun ki; muhakkak Biz Mû sâ’ya o (Tev rât) kitabı(nı) verdik; fa kat gerçekten onda da ih tilaf edil(erek, bir kısmı tarafından kabul gö rüp, di ğer birtakımlarınca inkâr edil) di. Eğer (inkârcılara cezaları peşin verilmeyip, âhirete tehiriyle ilgili, ezel de) Rabbin tarafından geçmiş olan (kararı ifade eden) bir kelime bulunmasaydı, elbette (haksızların belası çarçabuk verilip herkese gösterilir ve böylece hidâyet ehliyle, sapıkların) aralarında (çoktan) hü küm verilmiş olurdu. Şüphesiz ki o (senin kavmin den kâfir ola)nlar elbette o (başlarına gelecek azap tan ve bunu bildiren Kur’â)ndan dolayı çok huzur suz edici pek büyük bir şüphe içindedirler.

111  Şüphesiz ki (o mümin ve kâfir olanlardan) hep si de, andolsun ki ; Rabbin onlara amellerini(n kar şılığını) elbette tastamam verecektir. Gerçekten O onların yapmakta olduğu şeyleri(n görünen-görün me yen tüm yönlerini hakkıyla bilen bir) Habîr’dir.

112  (Habîbim!) Artık sen (Kur’ân-ı Kerîm’de) emrolunduğun gibi (inanç larında ve amellerinde) dosdoğru ol! Seninle birlikte (şirkten ve inkârdan) tevbe (ederek iman) etmiş olanlar da (hiçbir bâtıla meyletmeksizin ve hakları zâyi etmeksizin dosdoğru olsunlar)! Siz(in için belirlenen sınırları aşarak) azgınlık da etmeyin! Zira şüphesiz ki O, yapmakta olduğunuz şeyleri (hakkıyla görüp karşılığını verecek olan bir) Basîr’dir.

113  O (şirk koşarak) zulüm işlemiş olan kimse le re (, onlar gibi giyinip kuşanmak ve kendilerine de ğer vermek gibi basit gördüğünüz şeylerle de olsa) en ufak bir meyil dahi göstermeyin, sonra (onları yaka cak olan) o ateş size de dokunur. Sizin için Allâh’tan başka yar dımcılar da yoktur (ki sizi O’nun azâbın dan koruyabilsin)! Sonra (kâfirlere meyledenlere azap edece ğini açık layan O Allâh ta rafından da) yardım olunmazsınız!

114  (Habîbim!) Gündüzün iki ucu (olan öğle ve ikindi zamanı)nda ve (sabah vakti ile akşam-yatsı gibi) gecenin (gündüze) yakın (olan) ba zı saatle rinde o (farz olan beş vakit) namazı dosdoğru kıl! Şüphesiz ki o (beş vakit namaz gibi) güzel ameller, kötü işleri(n vebalini) giderirler. İşte (isti kamet emrinden) bu(raya kadar anlatılanlar), öğüt alanlar için büyük bir vaazdır.

115  (Habîbim! Kâfirlerin ezi yetlerine karşı da sab ret, namaz gibi ağır ibadetlere de vam edip, günah lardan sakın mayı sürdürmeye de) sabret! Şüphesiz ki Allâh (yaptıkları tüm amellerde, Kendisini görür gibi bir ihlâsa sahip olan) o muhsin kimselerin mükâ fatını boşa çıkarmaz!

116  Sizden önceki asırlar (halkı) içerisinden kalıcı bir haslet (olan akl-ı selîme ve isâbetli görüş)e sahip kimseler/fazîlet (ve erdem) sahipleri/ bulun saydı da yer(yüzün)de (insanları günahlardan, boz gunculuk ve) fesattan alıkoy salardı ya! Lâkin on lar ara sından kurtarmış olduğumuz pek az kimse müstesnâ! (Çünkü onlar kötülükleri engelleme vazi fesini sürdürdüler. Ama ekserisi bu vazifeyi ihmal ettiler.) O (münkerden neh yetme vazifesini terk ederek büyük bir) zulümde bulunmuş olan kimseler (âhi ret derdini bıraktılar da sadece) kendisi sebebiyle rahata erdirildikleri (servet ve güzel yaşam gibi dünyevî) şeylerin ardına iyice düştüler ve böyle ce daha (birçok günaha bulaşan ve bunun verdiği rahatlıkla, cürümlerin en büyüğü olan şirk günahını dahi irtikâb etmekten çekinmeyen) suçlu kimseler oldular.

117  (Habîbim!) Senin Rabbin (gibi zulmün zerresinden dahi münezzeh olan Âdil bir Zât)o memle ketleri, hem de halkı (iyi yolda bulunan ve güçleri nispetinde vaaz u nasihatlere devam ederek) ıslâh(a gayret) edici kimselerken(, suçsuz insanları helâk etmek gibi) büyük bir zulümle asla helâk edecek değildir!

Hûd Sûresi  233 
Cüz  12
cihanyamaneren