HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُهُودٍ  ٢٣٤ 
الجزء ١٢

وَلَوْ شَٓاءَ رَبُّكَ لَجَعَلَ النَّاسَ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلَا يَزَالُونَ مُخْتَلِف۪ينَۙ ﴿ ١١٨ ﴾ اِلَّا مَنْ رَحِمَ رَبُّكَۜ وَلِذٰلِكَ خَلَقَهُمْۜ وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَ ﴿ ١١٩ ﴾ وَكُلًّا نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ الرُّسُلِ مَا نُثَبِّتُ بِه۪ فُؤٰادَكَۚ وَجَٓاءَكَ ف۪ي هٰذِهِ الْحَقُّ وَمَوْعِظَةٌ وَذِكْرٰى لِلْمُؤْمِن۪ينَ ﴿ ١٢٠ ﴾ وَقُلْ لِلَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْۜ اِنَّا عَامِلُونَۙ ﴿ ١٢١ ﴾ وَانْتَظِرُواۚ اِنَّا مُنْتَظِرُونَ ﴿ ١٢٢ ﴾ وَلِلّٰهِ غَيْبُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاِلَيْهِ يُرْجَعُ الْاَمْرُ كُلُّهُ فَاعْبُدْهُ وَتَوَكَّلْ عَلَيْهِۜ وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ﴿ ١٢٣ ﴾
سُورَةُيُوسُفَ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
الٓرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْمُب۪ينِ۠ ﴿ ١ ﴾ اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ قُرْءٰنًا عَرَبِيًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ﴿ ٢ ﴾ نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ اَحْسَنَ الْقَصَصِ بِمَٓا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ هٰذَا الْقُرْاٰنَۗ وَاِنْ كُنْتَ مِنْ قَبْلِه۪ لَمِنَ الْغَافِل۪ينَ ﴿ ٣ ﴾ اِذْ قَالَ يُوسُفُ لِاَب۪يهِ يَٓا اَبَتِ اِنّ۪ي رَاَيْتُ اَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَاَيْتُهُمْ ل۪ي سَاجِد۪ينَ ﴿ ٤ ﴾

سُورَةُهُودٍ  ٢٣٤ 
الجزء ١٢
Hûd Sûresi  234 
Cüz  12

118  Rabbin (herkesin hak dinde birleşeceğini ve bir ferdin bile kâfirliği seçmeyeceğiniezelde bilseydi de, bunun böyle gerçekleşmesini) dileseydi, elbette tüm insanları (doğru yolda ittifak eden) tek bir üm met yapardı. Ama onlar(ın bazısı hakkı bularak hidâyeteermiş, birtakımları da bâtılda ısrar ederek görüş ayrılığına düş müş) ihtilaf edici kimseler olarak dâim olacaklardır!

119  Lâkin senin Rabbinin acımış olduğu kim seler müstesna! (Çünkü İlâhî rahmet gereği onlar bazı ictihâdî konularda görüş ayrılığına düşebilirler se de, zaruri inanç meselelerinde sürekli birleşirler.) İşte zaten O (Allâh-u Te`âlâ) onları sadece bunun (gerçekleşmesi) için yaratmıştır. (Tâ ki on lar hür irâdeleriyle yaptıkları tercihler doğrultusunda birtakım inanç ve amellere sahipolsunlar da, neticede karşılığını görsünler.)/O onları sırf bunun (maz harı olarak rahmete nâil kılınmaları) için yaratmıştır./ (İşte) böylece Rabbinin: “Andolsun ki; mutlaka cehenne mi cinler ve in sanlar(ın kâfir ve isyankârların)dan topluca doldu racağım!” (şeklindeki hükmünü bildiren) kelimesi (yerini bulmuş ve) tamama ermiştir.

120  O (ümmetleri tarafından in kâr la karşılanıp, büyük eziyetlere ma ruz kalmış bulunan kıymetli) pey gamberlerin haberlerinden her birini, o kendi siyle senin gönlüne (sabır ve) sebat vereceğimiz şeyleri böylece sana peş peşe anlatmaktayız. İşte bu (sûrenin kıssaları)nda sana, o (yaşanmış pek çok) hak (ve hakikatleri ihtiva eden bilgiler), bü yük bir vaaz(u nasihat), inananlar için de iyi bir öğüt gelmiştir.

121  (Habîbim!) İman etmeyen (ve inananların helâkini bekleyen) o (zâ lim) kimselere de ki: “Siz (kâfirlik ve bana karşı düşmanlık hususunda) olanca gücünüz/konumunuz/ üzere çalış(ıp çaba lay)ın. Şüphesiz ki biz de (yolumuzda sebat ederek, olanca gücümüzle size karşı direniş için) çalışıcılarız.

122  Siz (bizim başımıza musibetler yağmasını) bekleyin! Gerçekten biz de (sizden önce geçen kâ firlerin başına gelenlerin bir benzerine çarp tırılma nızı) bekleyicileriz!”

123  Göklerin ve yerin (tüm gizli kapalı) gayb (lar)ı(nın gerçek bilgisi) ancak Allâh’a âittir. (Habî bim! Senin ve düşmanlarının halleri dâhil) işlerin tümü ancak O’na döndürülecektir. Öyleyse O’na ibadet et ve (düşmanlarından seni koruması için) O’na tevekkül et! Zaten senin Rabbin, sizin yapmakta oldukları nızdan asla gâfil (ve habersiz) değildir. (Dolayısıyla herkese hak ettiği karşılığı verecektir.)

ONİKİNCİ SÛRE-İ CELİLE
el-Yûsuf
SÛRE-İ CELîLESİ

Mekkî (Mekke-i Mükerreme döneminde inmiş)dir. 111 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  Elif! Lâm! Râ! İşte bu (sû rede buluna)n lar, (Allâh-u Te`â lâ tarafından indirildiği âşikâr olan ve muhataplarınca manaları) pek açık olan/ (hidâyet ve rüşdü açıkça ortaya koyan ve insanların merak ettiği konuları) iyice açıklayan/ o (yüce) kitabın âyetleridir.

2  Gerçekten Biz onu Arapça bir Kur’ân ola rak indirdik! Tâ ki siz (manalarını ve mûcizelerini ge reği gibi) anlayasınız!

3  Biz sana işte bu Kur’ân’ı vahyetmiş olmamız sebebiyle, anlatılanların en güzelini/en güzel an latma (üslûbu)yla/ sana bildirmekteyiz. Gerçek şu ki; bu (vahyin ulaşması)ndan önce el bette sen (bu gibi kıssaları hiç duymamış olan) ha bersiz kimselerdendin!

4  Hani Yûsuf babasına demişti ki: “Ey benim babam! Şüphesiz ben rüyamda onbir yıldızı, güne şi ve ayı gördüm! Böylece onları bana özenle sec de ediciler hâlinde gördüm.”

Hûd Sûresi  234 
Cüz  12
cihanyamaneren