HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُيُوسُفَ  ٢٣٥ 
الجزء ١٢

قَالَ يَا بُنَيَّ لَا تَقْصُصْ رُءْيَاكَ عَلٰٓى اِخْوَتِكَ فَيَك۪يدُوا لَكَ كَيْدًاۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ لِلْاِنْسَانِ عَدُوٌّ مُب۪ينٌ ﴿ ٥ ﴾ وَكَذٰلِكَ يَجْتَب۪يكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِنْ تَأْو۪يلِ الْاَحَاد۪يثِ وَيُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَعَلٰٓى اٰلِ يَعْقُوبَ كَمَٓا اَتَمَّهَا عَلٰٓى اَبَوَيْكَ مِنْ قَبْلُ اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْحٰقَۜ اِنَّ رَبَّكَ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ۟ ﴿ ٦ ﴾ لَقَدْ كَانَ ف۪ي يُوسُفَ وَاِخْوَتِه۪ٓ اٰيَاتٌ لِلسَّٓائِل۪ينَ ﴿ ٧ ﴾ اِذْ قَالُوا لَيُوسُفُ وَاَخُوهُ اَحَبُّ اِلٰٓى اَب۪ينَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌۜ اِنَّ اَبَانَا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۚ ﴿ ٨ ﴾ اُقْتُلُوا يُوسُفَ اَوِ اطْرَحُوهُ اَرْضًا يَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ اَب۪يكُمْ وَتَكُونُوا مِنْ بَعْدِه۪ قَوْمًا صَالِح۪ينَ ﴿ ٩ ﴾ قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا يُوسُفَ وَاَلْقُوهُ ف۪ي غَيَابَتِ الْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ السَّيَّارَةِ اِنْ كُنْتُمْ فَاعِل۪ينَ ﴿ ١٠ ﴾ قَالُوا يَٓا اَبَانَا مَا لَكَ لَا تَأْمَنَّۭۖا عَلٰى يُوسُفَ وَاِنَّا لَهُ لَنَاصِحُونَ ﴿ ١١ ﴾ اَرْسِلْهُ مَعَنَا غَدًا يَرْتَعْ وَيَلْعَبْ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ ﴿ ١٢ ﴾ قَالَ اِنّ۪ي لَيَحْزُنُن۪ٓي اَنْ تَذْهَبُوا بِه۪ وَاَخَافُ اَنْ يَأْكُلَهُ الذِّئْبُ وَاَنْتُمْ عَنْهُ غَافِلُونَ ﴿ ١٣ ﴾ قَالُوا لَئِنْ اَكَلَهُ الذِّئْبُ وَنَحْنُ عُصْبَةٌ اِنَّٓا اِذًا لَخَاسِرُونَ ﴿ ١٤ ﴾

سُورَةُيُوسُفَ  ٢٣٥ 
الجزء ١٢
Yûsuf Sûresi  235 
Cüz  12

5  (Oğlunun bu rüyasını dinleyen Ya`kûb (Aley hisselâm) evvela onu kıskançlık nedeniyle kardeşlerinden gelecek bir tehlikeye karşı uyarmak, sonra da rüyasını tabir etmek üzere) dedi ki: “Ey oğulcuğum! (Gör müş olduğun bu) rüyanı kardeşlerine anlatma; son ra sana (korunamayacağın şekilde) büyük bir tuzak kurarak hile yaparlar. Şüphesiz ki şeytan insan için pek açık bir düş mandır. (Dolayısıyla nübüvvet evinde yetişmiş olsalar da, şeytan devreye girerek, kardeşlerinde sana karşı bir kıskançlığın gelişmesine sebep olup onları bir yanlışa sevk edebilir.)

6  İşte böylece Rabbin (göstermiş olduğu rüya ile de bildirdiği üzere) seni (peygamberlik için) seçiyor, sana (insanların rüyalarında görüp etkilen diği) o haberlerin (ne şekilde gerçekleşeceğini bildi ren tabir ve) te’vîlinden (önemli) bir kısmını öğre tiyor, sana da, Ya`kûb ailesine de (tüm istenmedik şeylerden kurtuluş vererek iki cihanda da) nimetini tamamlıyor. Nitekim daha önce ataların İbrâhîm ve İshâk’a da onu tamamlamıştı. Gerçekten senin Rabbin (kimlerin yüksek makam lara seçilmeyi hak ettiğini pek iyi bilen bir) Alîm’dir; (her şeyi gereğince ve yerli yerince yapan bir) Ha kîm’dir.”

7  Andolsun ki; elbette Yûsuf’ta ve kardeşlerin(in başlarına gelenler)de, (onların kıssalarını)so ranlar için/ (ibret almak üzere âyet) isteyenler için/ (Allâh-u Te`âlâ’nın kâhir gücüne ve bâhir hikmetine delâlet eden) pek çok ve çok büyük âyet (ve alâ met)ler vardır.

8  Hani onlar (aralarında konuşurlarken) dedi ler ki: “Elbette Yûsuf ve (ana-baba bir) kardeşi (olan Bün yamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Hâlbuki biz birbirine bağlı olan güçlü bir cema atiz! (Dolayısıyla ona hizmet etme ve fayda sağlama imkânına sahibiz, onlarsa bu vasıflardan uzaktırlar.) Gerçekten de babamız (sevgide onları bize tercih ettiği için) elbette (herkese gereken değeri verme hususunda) pek açık bir yanılgı içerisindedir!

9  (Bu konuda görüş birliğine varan kardeşler, Yû suf (Aleyhisselâm)dan kurtulma çareleri üretme husu sunda ihtilafa düştüler, kimi dedi ki:) Yûsuf’u öldürün, ya da onu belirsiz bir yere at(ıp kaç)ın ki babanızın yüzü sırf size kalsın (, böylece o artık tümüyle size yönelsin de başkasına bir iltifatı kalmasın)! Onun (ortadan kalkmasının) ardından siz (yaptığı nız bu günahtan tevbe ederek) yine (Allâh nezdinde de, babanız katında da iyi ve) sâlihler topluluğu olur sunuz!”

10  İçlerinden (en insaflı olan, fakat onları caydı ramayacağını anladığı için en az zararı öneren) bir söz sahibi: “Yûsuf’u öldürmeyin, ama (illâ ki bir şey yapacaksanız) onu bir kuyunun derin yerine bıra kın ki kafilenin biri korumak üzere onu alsın. (Böy lece o sizden çok uzak olacağından, tüm izleri silin miş olur, ona da bir zarar dokunmadan siz kurtulmuş olursunuz.) Eğer (onu babasından ayıracak bir işlem) yapacak kimseler olduysanız (, benim bu görüşüme göre hareket edin, daha ileri gitmeyin)!” dedi.

11  (Aralarında bu kararı tertipleyip, tatbik saha sına çıkarma teşebbüsüne giren kardeşler, babalarını da bu konuda râzı etme gayesiyle, aralarında bulunan soy ve kardeşlik bağını öne çıkararak) dediler ki: “Ey bizim babamız! Sana ne oluyor da, Yûsuf’a karşı bize güvenmiyorsun? Oysa muhakkak ki (sen bi zim babamızsın, o da bizim kardeşimizdir. Bu yüz den) biz özellikle onun için elbette iyilik dileyen kimseleriz.

12  Yarın onu bizimle birlikte (kırlara) gönder de bolca yiyip içsin ve (bizimle yarışıp ok atışarak eğ lenip) oynayıversin. Şüphesiz ki biz onu elbette itina ile koruyucu larız.”

13  (Onların bu konuşmalarına karşı Ya`kûb (Aleyhisselâm)) dedi ki: “Gerçekten de ben, elbette (onu çok sevdiğimden ve onsuz duramadığımdan) onu gö türmeniz beni mahzun eder. Ayrıca ben (görmüş olduğum bir rüyadan etkilendiğim için), siz kendi sinden (ayrı bir yerde oyalanıp ondan) gâfil kimse lerken onu bir kurdun yemesinden korkmaktayım.”

14  Dediler ki: “Andolsun; biz güçlü ve birbirine sıkıca bağlı bir cemaatken onu kurt yiyecek olursa, o takdirde hiç şüphesiz ki biz elbette (en değerli varlıklarını) kaybeden (ve bu yüzden aldanmışlığı ve güçsüzlüğü itirafa mecbur olan) kimseleriz.”

Yûsuf Sûresi  235 
Cüz  12
cihanyamaneren