HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُيُوسُفَ  ٢٤٦ 
الجزء ١٣

فَلَمَّٓا اَنْ جَٓاءَ الْبَش۪يرُ اَلْقٰيهُ عَلٰى وَجْهِه۪ فَارْتَدَّ بَص۪يرًاۚ قَالَ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ اِنّ۪ٓي اَعْلَمُ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿ ٩٦ ﴾ قَالُوا يَٓا اَبَانَا اسْتَغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَٓا اِنَّا كُنَّا خَاطِـ۪ٔينَ ﴿ ٩٧ ﴾ قَالَ سَوْفَ اَسْتَغْفِرُ لَكُمْ رَبّ۪يۜ اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ ﴿ ٩٨ ﴾ فَلَمَّا دَخَلُوا عَلٰى يُوسُفَ اٰوٰٓى اِلَيْهِ اَبَوَيْهِ وَقَالَ ادْخُلُوا مِصْرَ اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ اٰمِن۪ينَۜ ﴿ ٩٩ ﴾ وَرَفَعَ اَبَوَيْهِ عَلَى الْعَرْشِ وَخَرُّوا لَهُ سُجَّدًاۚ وَقَالَ يَٓا اَبَتِ هٰذَا تَأْو۪يلُ رُءْيَايَ مِنْ قَبْلُۘ قَدْ جَعَلَهَا رَبّ۪ي حَقًّاۜ وَقَدْ اَحْسَنَ ب۪ٓي اِذْ اَخْرَجَن۪ي مِنَ السِّجْنِ وَجَٓاءَ بِكُمْ مِنَ الْبَدْوِ مِنْ بَعْدِ اَنْ نَزَغَ الشَّيْطَانُ بَيْن۪ي وَبَيْنَ اِخْوَت۪يۜ اِنَّ رَبّ۪ي لَط۪يفٌ لِمَا يَشَٓاءُۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ ﴿ ١٠٠ ﴾ رَبِّ قَدْ اٰتَيْتَن۪ي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَن۪ي مِنْ تَأْو۪يلِ الْاَحَاد۪يثِۚ فَاطِرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اَنْتَ وَلِيّ۪ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ تَوَفَّن۪ي مُسْلِمًا وَاَلْحِقْن۪ي بِالصَّالِح۪ينَ ﴿ ١٠١ ﴾ ذٰلِكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوح۪يهِ اِلَيْكَۚ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ اَجْمَعُٓوا اَمْرَهُمْ وَهُمْ يَمْكُرُونَ ﴿ ١٠٢ ﴾ وَمَٓا اَكْثَرُ النَّاسِ وَلَوْ حَرَصْتَ بِمُؤْمِن۪ينَ ﴿ ١٠٣ ﴾

سُورَةُيُوسُفَ  ٢٤٦ 
الجزء ١٣
Yûsuf Sûresi  246 
Cüz  13

96  O (gömleği getiren) müjdeci gelince onu (Ya`kûb (Aleyhisselâm)ın) yüzünün üzerine bıraktı da, o hemen çok iyi gören bir kimseye dönüverdi. O (za man yanında bulunanlara): “Ben size: ‘Şüphesiz ki ben sizin bilmemekte ol duğunuz şeyleri Allâh tarafından biliyorum (ki, bun lardan biri de Allâh-u Te`âlâ’nın Yûsuf’a kavuşacağıma dair ümidimi boşa çıkarmayacağıdır)!’ dememiş miy dim?” dedi.

97  Onlar: “Ey babamız! (Allâh-u Te’âlâ’dan) bizim için günahlarımızın bağışlanmasını iste! Gerçek ten de biz kasten günah işleyen kim seler olduk!” dediler.

98  O da (affedilmeleri için yapacağı duayı kabul saati olan cuma gecesinin seher vaktine tehir ettiğini bildirmek üzere): “Yakında sizin için Rabbime istiğ far edeceğim. Şüphesiz ki O, (pişman olanı çokça bağışlayan) Ğafûr da, (tevbe edene hakkıyla merhamet eden) Rahîm de ancak O’dur !” dedi.

99  Nihâyet (Ya`kûb (Aleyhisselâm) eşiyle birlikte tüm âilesini alıp yola çıktı, böylece onlar kendilerini şehir dışında karşılamaya çıkan) Yûsuf’un huzuruna gir dikleri zaman o, babasıyla annesini kendisine kat(ıp kucakla)dı da: “İnşâallâh (kıtlıktan ve istenmedik tüm şeylerden) emin kişiler olarak (buyrun) Mısır’a girin!” dedi.

100  Böylece (şehre girdiklerinde) babasıyla annesini o (kendisine özel çok değerli) taht üzerine yükseltti de, onlar (oğullarıyla birlikte selâmlamada bulunmak üzere) ona secdeediciler olarak (yere) kapandılar. (O zaman Yûsuf (Aleyhisselâm)) dedi ki: “Ey benim babam! İşte bu, benim daha önceki rüyamın te’vil (ve tabir)idir! Muhakkak Rabbim onu (gerçeğe uygun olarak tecelli eden) bir hak yapmıştır. Zaten O beni hapisten çıkardığında da, şeytan benimle kardeşlerimin arasında bozgunculuk (ve kışkırtma) yaptıktan sonra (hep birlikte) sizi çölden getirdiği (bugü)n(ümüz)de de gerçekten bana (çok büyük) iyilik yapmıştır. Şüphesiz benim Rabbim (kullarca gizli kapalı olan tüm konuları hakkıyla bilendir ve yaratıklara göre ne kadar zor gözükse de) dilediği şeylere Latîf’dir (ki, böylece isteklerini, hiçbir engelle karşılaşmaksızın irâdesi doğrultusunda gerçekleştirir ve irâdesini her şeye nüfûz ettirerek lütfunu tecelli ettirir)! Muhakkak ki O, (yaratma ve yönetmeyle alâkalı tüm menfaatleri hakkıyla bilen) Alîm de, (her şeyi vakti vaktinde ve yerli yerinde yapan) Hakîm de, ancak O’dur!
Müfessirler Yûsuf (Aleyhisselâm)ın rüyasıyla tevilinin çıkması arasında geçen müddetin ne kadar olduğu hakkında birkaç görüş üzere ihtilaf etmişlerse de, Hasen (Radıyallâhu anh)dan rivayet edildiğine göre; Yûsuf (Aleyhisselâm) on yedi yaşındayken kuyuya atılmış, köle olarak kaldığı, hapiste bulunduğu ve saltanat sürdüğü süre seksen seneyi bulmuş, daha sonra babası ve kardeşleriyle buluşmasının ardından da yirmi üç sene yaşamış ve nihâyet yüz yirmi yaşında vefat etmiştir. Rivayete göre Ya`kûb (Aleyhisselâm) ve zürriyeti Mısır’a girerken kadınlı erkekli yetmiş iki kişiydiler. Mûsâ (Aleyhisselâm) ile birlikte Mısır’dan çıktıklarında ise sadece eli silah tutan erkekleri altı yüz bin beş yüz yetmiş küsûr kişi idi. O gün neslin tamamı ise bir milyon yüz bine ulaşmıştı. Anne-babasının kendisine secde etmesinin şekli hakkında birkaç görüş varsa da, zâhir olan görüş, alın üzere yapılan secde dir ki bu, meleklerin Âdem (Aleyhisselâm)a yaptıkları secde gibi bir selâmlama mâhiyeti taşımaktaydı. Yoksa hakikatte secde sadece Allâh’a yapılabilir. Bizim şerîatimizde bu tür selâmlama câiz değilse de o zamanki şerî’atta, bizde yaygın olan ayağa kalkma, musâfaha ve el öpme gibi câiz olan âdetler kabîlindendi. Yûsuf (Aleyhisselâm) ın bu kadar uzun zaman geçmesine rağmen babasına ulaşmamasının hikmetini beyan eden birçok âlim, kader yerini buluncaya kadar Yûsuf (Aleyhisselâm) ın bu işi babasından gizlemesine dâir vahiy aldığını söylemişlerdir. Ya`kûb (Aleyhisselâm)ın yakın bir mesafede olduğu halde ondan haberdâr olmaması ise hârikulâde olaylardan biri olarak değerlendirilmiştir. (Nesefî, Hâzin, Beyzâvî, Âlûsî)

101  Ey Rabbim! Gerçekten sen bana (sal tanat ve) mülkten büyük bir hisse verdin ve bana (İlâhî ki tapların sırları, geçmiş peygamberlerin sünnetlerinin incelikleri ve rüyalarda görülen) o önemli hâdiselerin (tabir ve) te’vilinden çokça bir nasip öğrettin! Ey göklerin ve yerin yoktan yaratıcısı! Dünya da da, âhirette de benim (tüm işlerimin kefili ve müte vellîsi olan) Velî(yy-i nimeti)m ancak Sensin! Beni Müslüman olarak vefat ettir ve beni (ben den önceki peygamberler gibi) salih kimseler (züm resin)e kat!”

102  (Habîbim!) İşte bu (sûrede anlatılanlar), gayb haberlerindendir ki onu sana vahyetmekteyiz. Onlar (Yûsuf (Aleyhisselâm)a karşı) hile kurmakta ol dukları halde (onu kuyuya atma) işlerine azmet tikleri zaman sen onların yanında değildin (ki, bu kıssayı tüm teferruatıyla bilesin de, şimdi insanlara bildiresin)!

103  Ama sen (kulların iman etmesine) ne kadar aşırı istekli olsan da, insanların çoğu (kâfirlikte kal maya kararlı olduklarından) asla inanacak kimse ler değillerdir!

Yûsuf Sûresi  246 
Cüz  13
cihanyamaneren