HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاِسْرَاۤءِ  ٢٨١ 
الجزء ١٥

سُورَةُالْاِسْرَاۤءِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
سُبْحَانَ الَّذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ ﴿ ١ ﴾ وَاٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اَلَّا تَتَّخِذُوا مِنْ دُون۪ي وَك۪يلًاۜ ﴿ ٢ ﴾ ذُرِّيَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍۜ اِنَّهُ كَانَ عَبْدًا شَكُورًا ﴿ ٣ ﴾ وَقَضَيْنَٓا اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ فِي الْكِتَابِ لَتُفْسِدُنَّ فِي الْاَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوًّا كَب۪يرًا ﴿ ٤ ﴾ فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ اُو۫لٰيهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًا لَنَٓا اُو۬ل۪ي بَأْسٍ شَد۪يدٍ فَجَاسُوا خِلَالَ الدِّيَارِۜ وَكَانَ وَعْدًا مَفْعُولًا ﴿ ٥ ﴾ ثُمَّ رَدَدْنَا لَكُمُ الْكَرَّةَ عَلَيْهِمْ وَاَمْدَدْنَاكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَن۪ينَ وَجَعَلْنَاكُمْ اَكْثَرَ نَف۪يرًا ﴿ ٦ ﴾ اِنْ اَحْسَنْتُمْ اَحْسَنْتُمْ لِاَنْفُسِكُمْ وَاِنْ اَسَأْتُمْ فَلَهَاۜ فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ الْاٰخِرَةِ لِيَسُٓؤُ۫ا وُجُوهَكُمْ وَلِيَدْخُلُوا الْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِيُتَبِّرُوا مَا عَلَوْا تَتْب۪يرًا ﴿ ٧ ﴾

سُورَةُالْاِسْرَاۤءِ  ٢٨١ 
الجزء ١٥
İsrâ Sûresi  281 
Cüz  15

ONYEDİNCİ SÛRE-İ CELİLE
el-İsrâ
SÛRE-İ CELîLESİ

Mekkî (Mekke-i Mükerreme döneminde inmiş)dir. Katâde (Radıyallâhu anh)`a göre; 73-80, Hasen (Radıyallâhu anh)`a göre; 26, 32- 33, 57, 78, diğer bazı rivayetlere göreyse; 60, 73, 76, 80. âyet-i kerîmeler Medîne-i Münevvere’de nâzil olmuştur. 111 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  (Bir mekânda bulunmaktan ve yüce Zât’ına ya kışmayacak her türlü acziyet vasfından takdis, arılık ve) tenzîh O Zât’a ki; bir gece(nin az bir ânında, Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm’dan (alıp), (Mûsâ (Aleyhisselâm)`dan beri vahyin iniş merkezi ve tüm pey gamberlerin mabedi olması hasebiyle dînî açıdan, ırmaklar ve ağaçlarla çevrili olması itibarıyla da dünya lık bakımdan) etrafını bereketli kıldığımız o Mescid-i Aksâ’ya götürmüştür. Tâ ki ona (bir aylık yola bir gecede ulaşma, Beyt-i Mukaddesi ziyâret, bütün pey gamberleri diri olarak görme, yedi kat semâda onların makamlarına uğrama ve Cemâlimizi müşâhede etme gibi) bazı âyetlerimizi gösterelim diye! Şüphesiz ki O, (tüm sözleri, özellikle Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in dualarını ve müşriklerin mi’râc dönüşü ona neler dediklerini hakkıyla işiten) Semî’ de, (bütün işleri, bâhusus Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in mi’râ ca mazhar kılınmasına vesîle ola cak kıymetli amellerini tam manasıyla gören) Basîr de ancak O’dur!

2  Biz Mûsâ’ya o (Tevrât) kitabı(nı) verdik ve: “(Tüm işlerinizi kendisine havâle edeceğiniz bir Rab olarak) Benden başka bir vekil edinmeyin!” diye (tembihte bulunarak) onu İsrâiloğullarına büyük bir hidâyet (rehberi) yaptık.

3  (Ey) Nûh’la birlikte (gemide) taşı(yıp selâmete çıkar)dığımız kimselerin zürriyeti! Gerçekten de o, çokça şükreden bir kuldu. (Darlıkta da, bollukta da dâima şükreder,hamd et meden yemez-içmez ve giyinmezdi. Sizler ona inanmış olan ve onunla birlikte gemide kurtulan kimselerin nes lisiniz. Öyleyse atalarınız gibi siz de onu örnek edinin!)

4  Biz o kitapta İsrâiloğullarına kesinkes vahyetmiştik ki: “Andolsun; siz mutlaka o (Şam ve Ku düs) arazi(sin)de iki kere fesat çıkaracaksınız. (Bunların birincisinde Tevrât hükümlerine karşı gelerek Şa’yâ (Aleyhisselâm)`ı şehit edeceksiniz, ikinci sindeyse Ze keriyyâ ve Yahyâ (Aleyhimesselâm)` ı şehit edip, Îsâ (Aleyhisselâm)`ı öldürmeye teşebbüs edeceksiniz.) Ve kasem olsun ki; elbette siz pek büyük bir ki birle (Allâh’a taattan) büyüklük taslayacaksınız./ Pek büyük bir azgınlıkla (insanlara karşı) zulüm yapacaksınız./

5  O ikiden birincisinin (azap) vaadesi geldiğin de, (harp hususunda) pek kuvvetli büyük güç sahip leri olan Bize âit bir takım (zorba) kulları (dünyanın yegâne hükümdarı olan o Bâbil`li Buht-u Nassar’ın or dusunu) üzerinize gönder(ip musallat et)dik, böylece onlar (sizi yakalayıp öldürmek için) evler(inizin) ara sında (ve sokakların ortasında) iyice dolaştılar. (Ezelde takdir edilmesi hasebiyle vukuu kesin oldu ğu için) zaten bu (azap tehdidimiz), yapılmış (bitmiş olarak değerlendirmeniz gereken) bir vaad olmuştu.

6  (Yüz sene kadar) sonra (Dâvûd (Aleyhisselâm) zamanında) o (üzerinize musallat kılına) nlara karşı dev leti (ve üstünlüğü) size geri vermiştik, mallarla ve oğullarla size yardım etmiş (ve geniş imkân vermiş) tik, birlikte hareket eden bir cemaat olarak da sizi (evvelce olduğunuzdan) daha çok (nüfusa sahip) yapmıştık.

7  İyi amel işlerseniz/(insanlara) iyilik yaparsanız/, kendi nefisleriniz için iyilik etmiş olursunuz. (Zira kazanacağınız sevapların menfaati sadece size ait olacaktır.) Kötü amel işlerseniz/ kötülük yaparsanız/, yine kendi (nefis)lerinize aittir. (Çün kü kötülüklerin vebâli yine size dönecektir.) Sonraki söz(ün gerçekleşme zamanı) geldiğinde ise, suratlarınızı mahzun bıraksınlar/ sizi kötü duruma soksunlar/ diye ve ilk defa (tahribat yapmak üzere) oraya girdikleri gibi tekrar o Mescid’e (Beyt-i Makdis’e) girsinler diye üstün geldikleri/gâlibiyetleri süresince/ her şeyi tam bir yıkımla (yakıp yıkarak) helâk etsinler diye (bu sefer üzerinize Romalı Tîtos komutasındaki zorba orduyu musallat ettik)!

İsrâ Sûresi  281 
Cüz  15
cihanyamaneren