HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاِسْرَاۤءِ  ٢٨٢ 
الجزء ١٥

عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يَرْحَمَكُمْۚ وَاِنْ عُدْتُمْ عُدْنَاۢ وَجَعَلْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَافِر۪ينَ حَص۪يرًا ﴿ ٨ ﴾ اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَهْد۪ي لِلَّت۪ي هِيَ اَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِن۪ينَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْرًا كَب۪يرًاۙ ﴿ ٩ ﴾ وَاَنَّ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا۟ ﴿ ١٠ ﴾ وَيَدْعُ الْاِنْسَانُ بِالشَّرِّ دُعَٓاءَهُ بِالْخَيْرِۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ عَجُولًا ﴿ ١١ ﴾ وَجَعَلْنَا الَّيْلَ وَالنَّهَارَ اٰيَتَيْنِ فَمَحَوْنَٓا اٰيَةَ الَّيْلِ وَجَعَلْنَٓا اٰيَةَ النَّهَارِ مُبْصِرَةً لِتَبْتَغُوا فَضْلًا مِنْ رَبِّكُمْ وَلِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّن۪ينَ وَالْحِسَابَۜ وَكُلَّ شَيْءٍ فَصَّلْنَاهُ تَفْص۪يلًا ﴿ ١٢ ﴾ وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَٓائِرَهُ ف۪ي عُنُقِه۪ۜ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كِتَابًا يَلْقٰيهُ مَنْشُورًا ﴿ ١٣ ﴾ اِقْرَأْ كِتَابَكَۜ كَفٰى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَس۪يبًاۜ ﴿ ١٤ ﴾ مَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۜ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۜ وَمَا كُنَّا مُعَذِّب۪ينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولًا ﴿ ١٥ ﴾ وَاِذَٓا اَرَدْنَٓا اَنْ نُهْلِكَ قَرْيَةً اَمَرْنَا مُتْرَف۪يهَا فَفَسَقُوا ف۪يهَا فَحَقَّ عَلَيْهَا الْقَوْلُ فَدَمَّرْنَاهَا تَدْم۪يرًا ﴿ ١٦ ﴾ وَكَمْ اَهْلَكْنَا مِنَ الْقُرُونِ مِنْ بَعْدِ نُوحٍۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِه۪ خَب۪يرًا بَص۪يرًا ﴿ ١٧ ﴾

سُورَةُالْاِسْرَاۤءِ  ٢٨٢ 
الجزء ١٥
İsrâ Sûresi  282 
Cüz  15

8  (Bu ikinci defadan sonra da günahları bırakıp gerçekten tevbe ederseniz,) umulur ki Rabbiniz size acıyacaktır. Ama eğer (âhir zamanda göndereceğim peygamberi inkâr edip öldürmeye kalkarak, üçüncü defa da ifsatlarınıza) dönecek olursanız, Biz de (size azap etmeye) döneriz! Zaten Biz cehennemi o kâfirler için bir hapis yeri/bir hasır (gibi altlarına yaygı)/ yapmışızdır.’’
Onlar, Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`i inkâr ederek ifsatlarını tazeleyince Allâh-u Te`âlâ, Habîbini ve müminleri onlara musallat ederek, Kureyza’yı katlettirmiş, Nadîr oğullarını sürgüne göndermiş, diğerlerine de cizye vurdurmuştur ve bu tasallut kıyâmet gününe kadar devam edecektir. Yahudilerin binlerce sene çektikleri azapların yanında bugün görünen birkaç yıllık devletleri yok hükmünde olduğu gibi, İlâhî vaad gereğince, kendilerine en kötü azapları tattıracak olan kimseler de kıyâmete kadar başlarına musallat edilecektir.

9  Şüphesiz işte bu Kur’ân, o kendisi en doğru olan (iman ve amel-i salih) yol(un)a ulaştırmaktadır ve salih ameller işlemekte bulunan o müminleri müjdelemektedir ki, (cennet gibi) pek büyük ve çok değerli bir mü kâfat şüphesiz sadece onlara âittir.

10  (O müminlere şu müjdeyi de vermektedir ki) âhirete inanmamakta olan o kimseler ise; gerçek ten Biz onlara (cehennem gibi) çok acı verici pek büyük bir azap hazırlamışızdır.

11  İnsan (kızdığı zaman) hayır istermişçesine (kendisi, âilesi ve malı hakkında) şer (ve kötü olan bir istek)le (Allâh-u Te`âlâ’ya) duada bulunur. (Bazen de hayır sanarak şer ister.) Zaten insan (neticesini düşün meksizin, aklına gelen ve kalbine düşen her şeyi isteme hususunda) pek aceleci olmuştur.

12  Biz (mevsimler itibarıyla uzayıp kısalan ve sürekli birbirini izleyen) geceyle gündüzü (üstün gücü müze delâlet etmekte bulunan) birer âyet yaptık. (Gün düzleri) Rabbinizden bir lütuf (olan rızkınızı ve geçim sebeplerinizi) arayasınız ve senelerin sayısını da, (imsak, iftar, hac zamanı, iddet müddetleri ve borç ödeme dönemleri gibi birçok vakitlerin) hesabı(nı) da bilesiniz diye gece âyetini (kendisinde en büyük varlıkların bile görülemeyeceği şekilde) silik yaptık, gündüz âyetini ise (en ufak şeylerin bile kendisinde net görüneceği surette) parlak/gösterici/ kıldık /gecenin âyetini (temsil eden ayı güneşe nispetle) silik yaptık, gündüzün âyetini (teşkil eden güneşi) ise pek aydınlık yaptık./ Biz (din ve dünya hususunda muhtaç olacağınız) her bir şeyi, böylece onu (hiçbir karışıklığa mahal bırakmayan) ayrıntılı bir îzâhla iyice açıkladık.

13  Her bir insan (doğarken on)a; (Allâh-u Te`âlâ’nın ezelde takdir buyurduğu kader yuvasından ken disine doğru) uçan amelini/ kaderini/(n yazılı bulun duğu amel defterini) onun boynuna takmışızdır. (Artık tüm yaşayacakları ve karşılaşacakları, onun ayrıl maz bir parçası hâlini almıştır.) Kıyâmet gününde ise ona (amellerinin kendisinde yazılı olduğu) bir kitap çıkaracağız ki o ona açılmış vaziyette kavuşacaktır (ve açma zahmetinde dahi bulunmayarak onda yazılı amellerini rahatça okuya bilecektir).

14  (O zaman kendisine şöyle buyuracağız:) “Oku (bakalım) kitabını! Bugün iyi bir muhasebeci olarak nefsin sana yeterli olmuştur!”

15  Kim hidâyet bulduysa, o ancak kendisi için doğru yolu bulmuştur. (Zira salih a me lin sevabı işle yicisine mah sustur.) Kim de sapıttıysa, o ancak kendi aleyhine sapmıştır. (Çünkü onun sapıklığı kendisin den başkasını helâk etmez.) Hiçbir (günah) taşıyıcı (sı) diğerinin yükünü taşımayacaktır. Zaten Biz (herhangi bir topluma, emir ve yasaklarımızı duyurmak üzere) bir rasûl gönderinceye kadar (cezasını bil meyerek işledikleri şeylerden dolayı) azap ediciler olmamışızdır!

16  Biz (ezelî takdirimizi infaz etmek üzere) bir memleketi helâk etmek istediğimizde, oranın bol lukla şımartılan kişilerine (göndermiş olduğumuz peygamber vasıtasıyla, Kendimize itaati) emrederiz. Fakat onlar orada (Bize itaatten çıkarak) fâsıklık yaparlar da, böylece o (azap) söz(ümüz) orası üze rine hak olur.Biz de bir daha düzelemeyecek bir şekilde görül memiş bir helâk edişle hemen orayı kırıp geçiririz!

17  Nûh’tan sonra (gelip geçen Âd ve Semûd gibi) asırlar (halkın)dan nicelerini (inkâr ve isyanları se bebiyle) helâk etmişizdir. Kullarının günahlarını(n iç yüzünü de, görünen kısmını da hakkıyla idrak edip ona göre cezalarını vere cek olan bir) Habîr ve Basîr olarak senin Rabbin yeterli olmuştur!

İsrâ Sûresi  282 
Cüz  15
cihanyamaneren