HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٢٩ 
الجزء ٢

وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَاَخْرِجُوهُمْ مِنْ حَيْثُ اَخْرَجُوكُمْ وَالْفِتْنَةُ اَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِۚ وَلَا تُقَاتِلُوهُمْ عِنْدَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ حَتّٰى يُقَاتِلُوكُمْ ف۪يهِۚ فَاِنْ قَاتَلُوكُمْ فَاقْتُلُوهُمْۜ كَذٰلِكَ جَزَٓاءُ الْكَافِر۪ينَ ﴿ ١٩١ ﴾ فَاِنِ انْتَهَوْا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿ ١٩٢ ﴾ وَقَاتِلُوهُمْ حَتّٰى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدّ۪ينُ لِلّٰهِۜ فَاِنِ انْتَهَوْا فَلَا عُدْوَانَ اِلَّا عَلَى الظَّالِم۪ينَ ﴿ ١٩٣ ﴾ اَلشَّهْرُ الْحَرَامُ بِالشَّهْرِ الْحَرَامِ وَالْحُرُمَاتُ قِصَاصٌۜ فَمَنِ اعْتَدٰى عَلَيْكُمْ فَاعْتَدُوا عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا اعْتَدٰى عَلَيْكُمْۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ ﴿ ١٩٤ ﴾ وَاَنْفِقُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَلَا تُلْقُوا بِاَيْد۪يكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِۚۛ وَاَحْسِنُواۚۛ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ ﴿ ١٩٥ ﴾ وَاَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلّٰهِۜ فَاِنْ اُحْصِرْتُمْ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِۚ وَلَا تَحْلِقُوا رُؤُ۫سَكُمْ حَتّٰى يَبْلُغَ الْهَدْيُ مَحِلَّهُۜ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَر۪يضًا اَوْ بِه۪ٓ اَذًى مِنْ رَأْسِه۪ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ اَوْ صَدَقَةٍ اَوْ نُسُكٍۚ فَاِذَٓا اَمِنْتُمْ۠ فَمَنْ تَمَتَّعَ بِالْعُمْرَةِ اِلَى الْحَجِّ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍ فِي الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ اِذَا رَجَعْتُمْۜ تِلْكَ عَشَرَةٌ كَامِلَةٌۜ ذٰلِكَ لِمَنْ لَمْ يَكُنْ اَهْلُهُ حَاضِرِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ۟ ﴿ ١٩٦ ﴾

سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٢٩ 
الجزء ٢
Bakara Sûresi  29 
Cüz  2

191  O (size harp aça)nları yakaladığınız yerde öldürün onları! Bir de onların sizi çıkardıkları yer (olan Mekke)den siz de onları çıkarın. O (müşriklerin, Allâh’a ortak koşmaları ve sizi vatanlarınızdan sürmeleri gibi bir) fitne, (sizin onları haremde ve ihramlıyken) öldürme(niz)den daha büyük (bir cürüm)dür. Onlar sizinle orada savaşıncaya kadar, siz de onlarla Mescid-i Harâm yanında savaş (başlat)mayın. Fakat eğer onlar sizinle (orada) savaş (başlat) ırlarsa, (oranın hürmetini önce onlar ihlâl ettiği için,) siz de (hiç aldırmadan) onlarla savaşın. İşte kâfirlerin cezası böylece (misilleme)dir.

192  Ama eğer onlar (kâfirlikten ve sizinle savaşmaktan) vazgeçerlerse, (Allâh da onların geçmiş günahlarını bağışlar, zira) şüphesiz ki Allâh (tevbe etmeleri halinde kulların evvelce yaptıkları azgınlıkları çokça bağışlayan bir) Ğafûr’dur; (onlara çok acıdığı için, iman ve tevbelerini kabul eden bir) Rahîm’dir.

193  Böylece onlarla savaşın, tâ ki bir fitne (olan şirkten herhangi bir eser) mevcut olmasın ve din sadece Allâh için olsun (da, O’ndan başkasına ibadet olunmasın)! Ama eğer (şirkten ve inkârdan) vazgeçecek olurlarsa, artık (o zaman kendilerine saldırmayın, çünkü) o (şirk suçunu işleyen) zâlimlerden başkasına saldırı yoktur. (Onlar ise iman ettikleri için zulümden kurtulmuşlardır.)

194  O (umreyi kaza etmek için Hudeybiye senesi Mekke’ye girdiğiniz) haram ay (olan zilkâdenin hürmetini ihlâl etmeniz), o (onların sizi umreden men ettiği aynı) haram ay(ın yasaklığını korumamaların)a karşılıktır. (Bu yüzden siz hürmeti ihlâl eden taraf değilsiniz, ancak misilleme yapmak niyetindesiniz. Dokunulmazlığa sâhip olan) yasaklar(da) ise kısas (ve misilleme uygulanmakta)dır. (Dolayısıyla onların haram ayda sizin umrenize mâni olmalarının karşılığı, sizin de haram ayda zor kullanarak da olsa Mekke’ye girmenizdir.) Artık kim sizin üzerinize saldırırsa, siz de üzerinize saldırmasının misliyle ona karşı saldırın. (İntikam alırken haddi aşma konusunda) Allâh’tan hakkıyla sakının ve bilin ki şüphesiz Allâh(ın ilmi ve yardımı) o hakkıyla sakınan kimselerle beraberdir.

195  Allâh yolunda (mallarınızı cömertçe harcayarak) infakta bulunun, (geçiminizi bozacak şekilde israfa kaçarak yahut Allâh yolunda cihat ve infaktan geri kalarak) ellerinizle (kendinizi) tehlikeye atmayın/ nefislerinizi tehlikeye atmayın/ ve (verdiklerinizin yerini dolduracağı hakkında Allâh-u Te`âlâ’ya karşı) hüsn-ü zanda bulunun/(fakirlere) iyilik yapın/(muhtaçların bakımı dâhil tüm amellerinizi) güzelce yapın/! Şüphesiz ki Allâh iyilik edenleri sever (; onların bu davranışına rıza gösterir ve kendilerini mükâfatlandırır)!

196  Haccı da umreyi de Allâh için (tüm şartlarını yerine getirerek) tam yapın! Eğer (düşman korkusu, hastalık ve acziyet gibi nedenlerle Beytullâh’a ulaşmaktan) engellenir (de, ihramdan çıkmak ister)seniz, (bu durumda) kurbandan kolay(ınız)a geleni (kesim yeri olan Harem bölgesine gönderin)! Kurban( ın), yerine ulaş(tığını iyice anlay)ıncaya kadar (ihramdan çıkmak için) başlarınızı tıraş etmeyin. Artık içinizden her kim (baş tıraşına mecbur kalacak şekilde) hasta olur yahut kendisinde başında (bulunan bit, pire veya yara gibi şeylerde)n dolayı bir eziyet bulunur (da, başını tıraş etme mecburiyetinde kalır)sa, (o takdirde yapması gereken;) bir fidyedir ki; oruç yahut sadaka veya (koyun) kurban(ı)dır. (Engellenmeyeceğinizden) emin olduğunuzda ise, artık her kim hacca kadar umre(nin sevabı) ile faydalan( may)ı (arzula)rsa, kurbandan kolay(ın)a gelen( i temettu’ kurbanı olarak kesmelidir)! Ama her kim (kurban) bulamazsa (, onun yapması gereken); hac (aylarındaki iki ihram arasın)da üç gün oruç, (hac vazifelerini bitirip) döndüğünüzde ise yedi (gün oruç tutmaktır) ki, işte bunlar tam olarak ondur. İşte bu (hüküm), ailesi Mescid-i Harâm’da yerleşik olmayan kimseler içindir. (Hac ve diğer ibadetlerdeki emir ve yasaklarına karşı gelme hususunda) Allâh’tan hakkıyla sakının ve bilin ki şüphesiz Allâh, (Kendisinden korkmayanlara karşı) azâbı çok şiddetli olan bir Zât’tır!

Bakara Sûresi  29 
Cüz  2
cihanyamaneren