HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٣ 
الجزء ١

مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ نَارًاۚ فَلَمَّٓا اَضَٓاءَتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّٰهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ ف۪ي ظُلُمَاتٍ لَا يُبْصِرُونَ ﴿ ١٧ ﴾ صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لَا يَرْجِعُونَۙ ﴿ ١٨ ﴾ اَوْ كَصَيِّبٍ مِنَ السَّمَٓاءِ ف۪يهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌۚ يَجْعَلُونَ اَصَابِعَهُمْ ف۪ٓي اٰذَانِهِمْ مِنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِۜ وَاللّٰهُ مُح۪يطٌ بِالْكَافِر۪ينَ ﴿ ١٩ ﴾ يَكَادُ الْبَرْقُ يَخْطَفُ اَبْصَارَهُمْۜ كُلَّمَٓا اَضَٓاءَ لَهُمْ مَشَوْا ف۪يهِۙ وَاِذَٓا اَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُواۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَاَبْصَارِهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟ ﴿ ٢٠ ﴾ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ ﴿ ٢١ ﴾ اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشًا وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءًۖ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْۚ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَادًا وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ ﴿ ٢٢ ﴾ وَاِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِمَّا نَزَّلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِنْ مِثْلِه۪ۖ وَادْعُوا شُهَدَٓاءَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ﴿ ٢٣ ﴾ فَاِنْ لَمْ تَفْعَلُوا وَلَنْ تَفْعَلُوا فَاتَّقُوا النَّارَ الَّت۪ي وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُۚ اُعِدَّتْ لِلْكَافِر۪ينَ ﴿ ٢٤ ﴾

سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٣ 
الجزء ١
Bakara Sûresi  3 
Cüz  1

17  O (münafık ola)nların şaşılacak durumu; öyle bir kimsenin ilginç hâli gibidir ki, (karanlık bir gecede korktuklarından emin olmak ve ısınmak gibi faydalar temin etmek için) bir ateş yakmıştır. Artık ne zaman ki o (ateş), çevresindekileri aydınlatmıştır, Allâh hemen onların nurunu (temin eden ateşlerini söndürüp) gidermiştir ve kendilerini karanlıklar içerisinde (hiçbir şeyi) göremez oldukları halde bırakmıştır.
İşte bu münafıklar da, yaktığı ateşten kısa süreli istifade eden adam misali; iman kelimesini dilleriyle söyleyerek, kısa dünya hayatında can ve mal emniyeti elde edip, Müslümanlarla evlenebilme ve ganimetlerden hisse alabilme gibi birtakım faydalar temin etmişlerdir. Ancak Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in, onların iç yüzünü açıklayan beyanı yahut herhangi bir suretle bozuk inançlarının Müslümanlar tarafından anlaşılması sebebiyle, evvelce yaşadıkları korku karanlıklarına avdet edecek veya ânîden karşılaşacakları bir ölüm neticesinde Allâh-u Te`âlâ’nın gazabı ve sonsuz azâbından ibaret karanlıklara tekrar döneceklerdir.
(Beyzâvî, Nesefî, Hâzin)

18  (O münafıklar, hakikatleri duymaktan, konuşmaktan ve görmekten) sağırlardır, dilsizlerdir, körlerdir. Artık onlar (bıraktıkları o doğru yola geri) dönemezler.

19  Veya (onların durumu;) gökte(ki bulutta)n (sağanak hâlinde boşanan), şiddetli bir tür yağmur(a tutulanların hâli) gibidir ki, beraberinde türlü türlü karanlıklar, dehşetli bir gök gürültüsü ve korkunç bir şimşek bulunmaktadır. O (fırtınaya tutula)nlar yıldırımlar yüzünden (gelecek) ölüm çekincesiyle parmaklarını(n uçlarını) kulaklarına tıkarlar. Allâh ise o kâfirleri (ilmiyle ve kudretiyle her taraflarından) kuşatıcıdır.

20  (O anda) o şimşek, gözlerini kapmaya çok yaklaşmıştır. O (şimşek) onlar için her ne zaman aydınlatma yapsa, o(nun ışığı)nda (birazcık) yürürler. (Şimşek kaybolup,) üzerlerine karanlık çöktüğünde ise (oldukları yerde şaşkın bir halde durup) dikilirler. Allâh dileseydi elbette onların kulaklarını ve gözlerini (tümüyle) giderirdi. Şüphesiz Allâh her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kâdîr’dir!
İşte bu münâfıklar da, gökten inerek kalpleri dirilttiği için, toprağa hayat veren yağmur mesâbesinde olan Kur’ân-ı Kerîm’deki muhkem ifadeler karşısında şaşkına dönerler. Çünkü o âyetler; küfür, şirk ve nifaktan ibaret karanlıkları açıp gidermekte, gök gürültüsü gibi korkunç tehditleri ihtiva etmekte ve şimşek gibi parlayıp cennete giden yolu aydınlatmaktadır. İslâm’ı kabullenme gibi ölümden beter saydıkları yararlı şeylere karşı taşıdıkları endişe yüzünden, Kur’ân-ı Kerîm okunmaya başladığında, yıldırımlar gibi güçlü âyetleri duyup da imana meyletmemek için, neredeyse parmaklarının tümünü kulaklarına sokmaya zorlarlar. Hâlbuki Allâh-u Te`âlâ, ezelî ilmi ve sonsuz kudretiyle o kâfirleri çepeçevre kuşattığından, kaçışları kendilerine fayda vermeyecek, neticede Allâh-u Te`âlâ onları öldürüp dirilterek, o âyetlerin tehdidine çarptıracaktır. Kendi yanlış seçimleri yüzünden, haklarında ezelî bedbahtlık kararı verilmiş olmasaydı, neredeyse İslâm’ın şimşek gibi parlak delilleri, onları düşünüp inanmaya mecbur bırakacaktı. Bu münafıklar bela ve imtihansız bırakılır, bir de ganimet ve nimete kavuşarak aydınlıkta bulunurlarsa, Müslüman olduklarını açıklayarak barış yolunu tutarlar. Şiddet ve belalarla, bir de İslâm’ın cihat gibi zor teklifleriyle karşılaşıp hava karardığında ise, şaşkınlık içerisinde dikilip kalarak geri kaçarlar. Hidâyet bulmaları için Allâh-u Te`âlâ onlara kulak ve göz nimeti bahşettiği halde, kendileri bu nimetleri, sonsuz faydalar için değil de, peşin hazlar uğruna harcarlar. Allâh-u Te`âlâ dileseydi, onların manevî duyularını körelttiği gibi, elbette zâhirî hislerini de tümüyle yok edebilirdi. Çünkü O, her dilediği şeyi gerçekleştirmeye ziyadesiyle güçlüdür. Lâkin imtihan hikmetine binâen bunu yapmamıştır.
(Hâzin, Beyzâvî)

21  Ey insanlar! Sizi de, sizden öncekileri de yaratmış olan Rabbiniz (i bir bilip, sadece Kendisin)e ibadet (ve kulluk) edin, tâ ki siz (sonsuz azaptan) iyice korunabilesiniz!

22  O Zât ki, yeri sizin (kolayca yerleşebilmeniz) için bir döşek, göğü de (korunmuş yüksek bir tavan ve kubbe gibi) bir bina yapmıştır, ayrıca gökten bir su indirmiş ve onunla türlü türlü ürünlerden bazısını size bir rızık olsun için (topraktan) çıkarmıştır. Öyleyse Allâh’a eşler tayin etmeyin! Oysa siz (yaratılmışların, yaratıcının eşi ve benzeri olamayacağını, her şeyi yaratanın ancak tek bir Zât olduğunu) bilmektesiniz!

23  Eğer kulumuza indirmiş olduğumuz şey (in Bizim tarafımızdan gönderildiğin)den bir şüphe içindeyseniz, haydi siz de onun misli olan bir sûre (meydana) getirin ve (size bu konuda yardımcı olmaları için) Allâhtan başka şahit (; önder, destekçi ve güvendik) lerinizi(n tümünü) çağırın. Eğer (Rasûlümün, Kur’ân-ı Kerîm’i kendiliğinden uydurmuş olduğuna dâir sözlerinizde) doğru kimseler olduysanız (haydi ne duruyorsunuz, siz de onun gibi fesâhat ve belâğat erbâbı Araplarsınız, o halde davanızı ispat edin de görelim)!

24  Artık (bunca gayretinize rağmen) eğer (onun bir benzerini) yapamıyorsanız, zaten de (böyle bir şeyi) asla yapamayacaksınız; o halde kâfirler için hazırlanmış olan o ateşten iyice sakının ki; onun tutuşturucusu birtakım insanlar ve o (kibrit) taşlar(ı)dır.

Bakara Sûresi  3 
Cüz  1
cihanyamaneren