HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٣٠ 
الجزء ٢

اَلْحَجُّ اَشْهُرٌ مَعْلُومَاتٌۚ فَمَنْ فَرَضَ ف۪يهِنَّ الْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِي الْحَجِّۜ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ اللّٰهُۜ وَتَزَوَّدُوا فَاِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوٰىۘ وَاتَّقُونِ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِ ﴿ ١٩٧ ﴾ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَبْتَغُوا فَضْلًا مِنْ رَبِّكُمْۜ فَاِذَٓا اَفَضْتُمْ مِنْ عَرَفَاتٍ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ عِنْدَ الْمَشْعَرِ الْحَرَامِۖ وَاذْكُرُوهُ كَمَا هَدٰيكُمْۚ وَاِنْ كُنْتُمْ مِنْ قَبْلِه۪ لَمِنَ الضَّٓالّ۪ينَ ﴿ ١٩٨ ﴾ ثُمَّ اَف۪يضُوا مِنْ حَيْثُ اَفَاضَ النَّاسُ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿ ١٩٩ ﴾ فَاِذَا قَضَيْتُمْ مَنَاسِكَكُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَذِكْرِكُمْ اٰبَٓاءَكُمْ اَوْ اَشَدَّ ذِكْرًاۜ فَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا وَمَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ ﴿ ٢٠٠ ﴾ وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ﴿ ٢٠١ ﴾ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ نَص۪يبٌ مِمَّا كَسَبُواۜ وَاللّٰهُ سَر۪يعُ الْحِسَابِ ﴿ ٢٠٢ ﴾

سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٣٠ 
الجزء ٢
Bakara Sûresi  30 
Cüz  2

197  Hac (ibadeti, herkes tarafından şevval ve zilkâde aylarıyla zilhıccenin ilk onu olarak) bilinen birtakım aylar(da yapılmalı)dır. O halde her kim (ihrama girerek,) onlarda haccı (kendine) farz kılarsa, artık hacda cima yapmak/ kadınların yanında cimadan bahsetmek/fuhşî kelâm (ve müstehcen sözler konuşmak)/, herhangi bir fâsıklık(; sövüşme ve dövüşme gibi yasaklar işleyerek şerî`at hududundan çıkış) ve (hizmetçilerle ya da yol arkadaşlarıyla) hiçbir çekişme yoktur. (Fâsıklık ve kavga her zaman yasaksa da, bunların hac vazifelerini îfâ sırasında işlenmesi, çirkinliğini bir kat daha artırır.)
(Bu günahları terk edip, yerine) hayırdan her ne işlerseniz Allâh onu bilir (ve ona göre sevabınızı verir). Böylece siz (dünya ve âhiret yolculuklarına çıkmak için) azık edinin (tevekkül ehli görüntüsü vermek için hac yoluna tedâriksiz çıkmayın)! İşte gerçekten azığın en hayırlısı takvâdır (ki, o da bütün günahlardan, özellikle de insanlara yük olmaktan sakınmaktır)! Ey (nefsânî arzulardan arınmış) hâlis akıllara sahip olanlar! Ben(im azâbımı hak etmek) den hakkıyla sakının! (Çünkü akl-ı selîme sahip olmak, Benim gibi bir Zât’tan sakınmayı gerektirir.)

198  (Hac zamanı ticaret yaparak rızık temin etmek suretiyle) Rabbinizden bir (lütuf ve) fazl aramanızda sizin üzerinize hiçbir günah olmamıştır. Arafat’tan (yola çıkıp, sular seller gibi hep birlikte) çokça akıp gittiğinizde, (Müzdelife’de bulunan) Meş’ar-i Harâm yanında (, telbiye, tehlil, tekbîr, hamd-ü senâ ve dualarla) Allâh’ı zikredin. O (Kendi Zât’ıyla ve dininin vazifeleriyle alâkalı malûmâta, özellikle de zikirle ilgili bilgilere) sizi hidâyet etmiş olduğu gibi, siz de O’nu anın! Gerçekten (Allâh-u Te`âlâ’nın) bu (hidâyete kavuşturması) ndan önce siz de elbette (iman nedir, ibadet nedir bilmez olan) dalâletteki kimselerdendiniz.

199  Sonra (ey Kureyş! Câhiliyet devrindeki gibi Müzdelife’den değil de,) insanların (sel gibi) çokça akıp gitmiş olduğu yer (olan Arafat mevkiin)den çokça akıp gidin ve (evvelce yaptığınız yanlış vakfelerden, ayrıca diğer câhilliklerinizden dolayı) Allâh’tan bağışlanma isteyin! Şüphesiz ki Allâh (kullarının günahlarını çokça örten bir) Ğafûr’dur; (tevbe üzere ölenleri çok esirgeyen bir) Rahîm’dir.

200  Hac ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman (, câhiliyet devrinde, hac bitimi Mina’da dururken) babalarınızı andığınız gibi ya da daha kuvvetli bir anışla (, atalarınıza ve size in’âm ettiği bunca nimetlerden dolayı) Allâh’ı zikredin! Ama insanlardan öylesi vardır ki: “Ey Rabbimiz! Bize (makam, mevki ve zenginlikten vereceklerini sadece) dünyada ver!” demektedir. Oysa (bu niyetle yaptığı hac ve duasına karşılık) kendisi için âhirette hiçbir nasip yoktur.

201  Onlardan kimi de: “Ey Rabbimiz! Bize dünyada da (nimet, âfiyet, yeterli ve helâl rızık, sâliha bir eş, hayırlı evlat, sağlıklı yaşam, düşmanlara karşı zafer, Kur’ân anlayışı, iyilerle beraberlik, insanlar tarafından güzel övgülere mazhar olmak, ilim ve ibadet gibi) güzel şeyler ver, âhirette de (kabirden müjdeyle kalkmak, kötü muhasebeden kurtuluş, mahşerin şiddetlerinden selâmet, cennete azapsız giriş ve Allâh-u Te`âlâ’nın cemâlini görme lezzeti gibi) güzel şeyler ver ve bizi (afv u mağfiret buyurarak) o (cehennem) ateşin(in) azâbından (ve o azâba götürecek günahlardan) koru!” der.

202  İşte onlar; kazanmış oldukları (hayırlı) şeylerden (ve yaptıkları dualardan) dolayı büyük bir nasip sadece kendileri içindir . Allâh ise, hesabı pek çabuk gören Zât’tır.
Nitekim çokluklarına rağmen tüm kullarını dünya günlerinden yarım günlük bir zaman diliminde muhasebeye çekecektir. Gerçi ‘An’ diye tabir edilen göz açıp kapayacak kadar az bir zamanda da muhasebeyi bitirmeye Kâdir ise de, acele etmemeyi şi’âr edindiğinden, iğneden ipliğe kulların tüm yaptıklarının hesabını yarım günde soracaktır.

Bakara Sûresi  30 
Cüz  2
cihanyamaneren