HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُمَرْيَمَ  ٣٠٦ 
الجزء ١٦

فَكُل۪ي وَاشْرَب۪ي وَقَرّ۪ي عَيْنًاۚ فَاِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ الْبَشَرِ اَحَدًاۙ فَقُول۪ٓي اِنّ۪ي نَذَرْتُ لِلرَّحْمٰنِ صَوْمًا فَلَنْ اُكَلِّمَ الْيَوْمَ اِنْسِيًّاۚ ﴿ ٢٦ ﴾ فَاَتَتْ بِه۪ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُۜ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْـًٔا فَرِيًّا ﴿ ٢٧ ﴾ يَٓا اُخْتَ هٰرُونَ مَا كَانَ اَبُوكِ امْرَاَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ اُمُّكِ بَغِيًّاۚ ﴿ ٢٨ ﴾ فَاَشَارَتْ اِلَيْهِ۠ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَنْ كَانَ فِي الْمَهْدِ صَبِيًّا ﴿ ٢٩ ﴾ قَالَ اِنّ۪ي عَبْدُ اللّٰهِ۠ اٰتَانِيَ الْكِتَابَ وَجَعَلَن۪ي نَبِيًّاۙ ﴿ ٣٠ ﴾ وَجَعَلَن۪ي مُبَارَكًا اَيْنَ مَا كُنْتُۖ وَاَوْصَان۪ي بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِ مَا دُمْتُ حَيًّاۖ ﴿ ٣١ ﴾ وَبَرًّا بِوَالِدَت۪يۘ وَلَمْ يَجْعَلْن۪ي جَبَّارًا شَقِيًّا ﴿ ٣٢ ﴾ وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَيًّا ﴿ ٣٣ ﴾ ذٰلِكَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَۚ قَوْلَ الْحَقِّ الَّذ۪ي ف۪يهِ يَمْتَرُونَ ﴿ ٣٤ ﴾ مَا كَانَ لِلّٰهِ اَنْ يَتَّخِذَ مِنْ وَلَدٍۙ سُبْحَانَهُۜ اِذَا قَضٰٓى اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُۜ ﴿ ٣٥ ﴾ وَاِنَّ اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ ﴿ ٣٦ ﴾ فَاخْتَلَفَ الْاَحْزَابُ مِنْ بَيْنِهِمْۚ فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ مَشْهَدِ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ ﴿ ٣٧ ﴾ اَسْمِعْ بِهِمْ وَاَبْصِرْۙ يَوْمَ يَأْتُونَنَاۚ لٰكِنِ الظَّالِمُونَ الْيَوْمَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ﴿ ٣٨ ﴾

سُورَةُمَرْيَمَ  ٣٠٦ 
الجزء ١٦
Meryem Sûresi  306 
Cüz  16

26  (Ey Meryem!) Artık (bu taze hurmadan) ye, (bu ırmaktan da) iç! Gönül bakımından da hoş ol(, gözün aydın olsun, kendini üzecek şeyleri at gitsin)! Ya bir de gerçekten insanlardan (sana soru sora cak) birini görürsen: ‘Muhakkak ki ben (konuşmamak için) O Rahmân’a bir oruç adadım. Artık bu (adağımı size bildirdiğim) gün(den sonra, Allâh-u Te`âlâ benim beraatimi açık layıncaya kadar) hiçbir insanla asla konuşmaya cağım!’ de!”

27  Nihâyet onu (kucağında) taşımakta olduğu halde kavmine onu getirdi. (Bunu gören İsrâîloğul ları) dediler ki: “Ey Meryem! Andolsun ki; muhak kak sen, elbette pek büyük/ çok ilginç/çok çirkin/ bir iş yaptın!

28  Ey (aramızda takvâlığıyla tanınan o) Hârûn’un kız kardeşi(ne benzeterek methettiğimiz Meryem)! Senin baban (zina yapan) kötü bir adam değildi. Annen de zina yapan biri olmamıştı!”

29  Bunun üzerine (Meryem (Aley hesselâm): “Haberi çocuktan alın!” dercesine) ona işaret etti. Onlar: “Beşikte bir çocuk olarak bulunan biriyle biz nasıl konuşabiliriz (bizimle alay mı ediyorsun)?” dediler.

30  (O anda Îsâ (Aleyhisselâm), Allâh-u Te`- âlâ’nın mû cizesiyle dile gelerek) dedi ki: “Şüphesiz ben, Allâh’ın kuluyum! O bana o (İncil) kitab(ın)ı vermiş ve beni büyük bir peygamber yapmıştır.

31  O beni, bulunduğum her yer de (hayır öğreten, iyiliği emredip kötülükten nehyeden, insanların ihti yaçlarını gören, çok faydalı ve) mübârek bir kim se yapmıştır. Diri olduğum sürece bana namazı ve (bir servete mâlik olmam durumunda) zekâtı emretmiştir.

32  (Beni) anama karşı da itaatkâr (yapmıştır). Beni kibirli/zorba/ ve isyankâr biri yapmamıştır.

33  Doğduğum günde de, öleceğim günde de, diri olarak (kabrimden) çıkarılacağım günde de bana (Allâh-u Te`âlâ’dan) selâm olsun (da, o vesîleyle şey tanın tasallutundan, kabir azâbından, kıyâmet günü nün dehşetlerinden ve cehennemden kur tulabileyim)!”

34  İşte (hristiyanların inandıkları değil) ancak bu (Kur`ân’da anlatılan zât), Meryem oğlu Îsâ’dır! O Hakk (olan Allâh-u Te`âlâ’n)ın (“Ol!” emriyleba basız yaratılmış olduğu kutsal) buyruğu olarak ki, on lar özellikle onun hakkında (“İlâh mıdır?”, yoksa: “İlâhın oğlu mudur?”, ya da: “Üçün üçüncüsü müdür?” diye) şüphe etmektedirler.

35  Çocuk edinmek Allâh için asla olacak bir şey değildir! (Çocuk edinmekten, tenzîh, takdîs, arılık ve) tesbîh O’na! O, bir şey(i meydana getirmey)`e karar verdiği za man ona ancak (harf ten ve sesten münezzeh olarak): “Var ol!” buyurur, o da hemen meydana geliverir.

36  (Îsâ (Aleyhisselâm) sözlerine şöyle devam etti:) “Şüphesiz ki; benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz ancak Allâh’tır! Öyleyse (bana değil,) O’na kulluk edin! İşte bu (sahibini ebedî nimetlere kavuşturacak) dosdoğru bir yoldur.”

37  (Bu kadar açık mûcizelere şâhit olduktan ve Îsâ (Aleyhisselâm) göğe kaldırıldıktan) sonra (Yahudi ve Hristiyanların) aralarından o (Îsâ (Aleyhisselâm)`ı tümüyle reddedenler, inananlar arasında ise; Orto doks, Katolik ve Protestanlar diye bilinen) hizipler (onun hakkında görüş birliğine varamayıp) ihtilaf etti(ler de kimi: “Kötü bir çocuktur! Sahtekâr bir bü yücüdür!”, kimi: “O, Allâh’tı, yere indi, sonra semâya yükseldi!”, kimiyse: “O, Allâh’ın oğludur!”, kimi de: “Allâh’ın kulu ve peygambe ridir!” dediler). (Şiddetler, dehşetler, hesaplar ve cezalarla kar şı laşacakları) o pek büyük günde şâhit ola cakların dan / o pek büyük günün şâhit liğinden / o pek bü yük günün şâhitlik ânın dan / o pek büyük günün şâhitlik mekâ nından / do layı; o kâfir olan kimse ler için çok büyük bir helâk vardır!

38  Onlar (dünyada âyetlerimize karşı sağır ve kör bir haldedirler, ama) Bize gelecekleri gün, ne acayip duyacaklar, ne de keskin görecekler! Lâkin o zâlimler bugün (yaşadıkları hayatlarında tüm duyularını yitirmiş bir halde) pek açık ve çok büyük bir sapıklık içerisindedirler.

Meryem Sûresi  306 
Cüz  16
cihanyamaneren