HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَنْبِيَاءِ  ٣٢١ 
الجزء ١٧

سُورَةُالْاَنْبِيَاءِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اِقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ ف۪ي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَۚ ﴿ ١ ﴾ مَا يَأْت۪يهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنْ رَبِّهِمْ مُحْدَثٍ اِلَّا اسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَۙ ﴿ ٢ ﴾ لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْۜ وَاَسَرُّوا النَّجْوٰىۗ اَلَّذ۪ينَ ظَلَمُواۗ هَلْ هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْۚ اَفَتَأْتُونَ السِّحْرَ وَاَنْتُمْ تُبْصِرُونَ ﴿ ٣ ﴾ قَالَ رَبّ۪ي يَعْلَمُ الْقَوْلَ فِي السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۘ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ﴿ ٤ ﴾ بَلْ قَالُٓوا اَضْغَاثُ اَحْلَامٍ بَلِ افْتَرٰيهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌۚ فَلْيَأْتِنَا بِاٰيَةٍ كَمَٓا اُرْسِلَ الْاَوَّلُونَ ﴿ ٥ ﴾ مَٓا اٰمَنَتْ قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْيَةٍ اَهْلَكْنَاهَاۚ اَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ ﴿ ٦ ﴾ وَمَٓا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ اِلَّا رِجَالًا نُوح۪ٓي اِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُٓوا اَهْلَ الذِّكْرِ اِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ ﴿ ٧ ﴾ وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَدًا لَا يَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَمَا كَانُوا خَالِد۪ينَ ﴿ ٨ ﴾ ثُمَّ صَدَقْنَاهُمُ الْوَعْدَ فَاَنْجَيْنَاهُمْ وَمَنْ نَشَٓاءُ وَاَهْلَكْنَا الْمُسْرِف۪ينَ ﴿ ٩ ﴾ لَقَدْ اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكُمْ كِتَابًا ف۪يهِ ذِكْرُكُمْۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟ ﴿ ١٠ ﴾

سُورَةُالْاَنْبِيَاءِ  ٣٢١ 
الجزء ١٧
Enbiyâ Sûresi  321 
Cüz  17

YİRMİBİRİNCİ SÛRE-İ CELİLE
el-Enbiyâ
SÛRE-İ CELîLESİ

Mekkî (Mekke-i Mükerreme döneminde inmiş)dir. el-İtkan isimli eserde 44. âyet-i kerîme nin Medîne-i Münevvere’de nâzil olduğu nakledilmiştir. 112 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  İnsanlar için (Allâh-u Te`âlâ tarafından) hesâb(a tâbi tutulma)ları çok yaklaşmıştır. Onlar ise (İlâhî muhâsebeden ve ona hazırlanmak tan) gaflet içerisindedirler, (bu hu - susu önemseyip düşünmekten dahi) yüz çeviricidirler.

2  Rablerinden onlara yeni bir öğüt/âyet/ geldikçe, mutlaka onlar (eğlenip) oynamakta (ve dalga geçmekte) oldukları halde onu dinlerler.

3  Kalpleri (dünyanın yaldızlarıyla meşgul olduğu için, âhiret düşüncesinden) oyalanıcı olarak (vaaz ları dinlerler)! O (şirk koşarak) zâlim ol muş kimse ler (insandan peygamber gön derilmesini imkânsız saydıklarından, bu konudaki) fısıldaşmalarını (baş kalarının göreceği yerde bile yap mayıp) iyice gizle diler ki: “İşte bu (Muhammed) ancak sizin gibi (yiyip, içen) bir beşerdir. Şimdi büyüye mi gelecek (ve oturup onu dinleyecek)siniz? Oysa siz (onun oku duklarının birer sihir olduğunu) gör mektesiniz.”

4  (Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) onların bu sözlerine cevâben) de di ki: “Rabbim, gökte de yer de de (açık veya gizli söylenmiş olan) tüm sözleri bilmektedir. (Bütün konuşulanları hakkıyla işiten) Semî’ de, (yapılanları, hattâ düşünülenleri pek iyi bilen) Alîm de ancak O’dur!”

5  Doğrusu onlar (Kur’ân hakkında “Büyü” ifadesini kullandıktan sonra, bu yanlış fikirde durmayıp, tutarlı olmayan çalkantılı diğer birtakım bâtıl görüşlere kayarak) dediler ki: “(Hayır! O bir büyü değil, bilakis) birtakım karışık rüyalardır (ki o, rüyasında gördüğü saçma sapan şeyleri Allâh’tan gelen bir vahiy sanmıştır)!”, “Doğrusu (onun okuduğu, kendisine hayal ettirilen birtakım boş şeylerden ibâret olamaz,) onu kendisi (rüya bile görmeden ve hiçbir şeyi kaynak almadan kendiliğinden) uydurmuştur!”, “Daha doğrusu o (rastgele bir uydurucu da değildir, bilakis kabiliyetli) bir şâirdir! (Tüm bu iddiâlarımızı kabul etmeyip, Allâh’tan gönderilen gerçek bir peygamber olduğunda ısrar ediyorsa) o halde bize (ejderha olan asâ, güneş gibi parlayan bembeyaz el, körleri iyileştirme ve ölüleri ihyâ gibi,) evvelki (peygamber) lerin (ken dileriyle) gönderilmiş olduğu şeylere benzeyen bir âyet getirsin!”

6  Onlardan önce (inadına mûcize istedikleri için) kendisini helâk etmiş olduğumuz hiçbir memleket (halkı, gördükleri mûcizeler karşısında) iman etme mişti, şimdi (istediklerini ya pacak olursan) bunlar mı inanacaklar?

7  (Habîbim! Yiyen-içen ölümlü bir insan olduğun için senin peygamber olamayacağını ileri süren o kişilere Bizim şöyle buyurduğumuzu bildir:) Biz senden önce de, kendilerine vahyetmekte olduğumuz bir takım erkeklerden başkasını (peygamber olarak) göndermedik! Haydi, zikir ehli (olan Ehl-i Kitap âlimleri) ne sorun (bakalım)! Eğer siz bilmemekte olduysanız (onlar bu gerçeği bilmektedirler. Gerçi kıskançlıkları yüzünden Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in peygamberliğini inkâr ediyorlarsa da, peygamberlerin dâima insan neslinin erkek cinsinden gönderildiğini asla reddedemezler)!

8  Hem Biz onları (cansız) birer ceset yapma mış tık ki yemek yeme (ihtiyacı hissetme) sinler! Onlar (dünyada) ebedî kalan (ölümsüz) kimseler de de ğildiler. (Peki, onların peygamberliğini kabul eden ler, müşterek vasıflarınızdan dolayı seni niye reddet mektedirler?)

9  Sonra onlara (verdiğimiz yardım sözünü tutarak) o vaadde sâdık olduk da, kendilerini ve dile diğimiz o (mümin) kimseleri (inkârcıların başına gelen belâdan) kurtardık. (Kâfir olarak) haddi aşan kimseleri ise helâkettik.

10  (Ey Kureyş topluluğu!) Andolsun ki; elbette muhakkak Biz size çok büyük bir kitap indirdik ki onda şerefiniz/öğüdünüz/ (tavsiye ettiği güzel ah lâkın kazandıracağı) güzel övgünüz/ vardır. Hâlâ (başkalarına karşı size verdiğimiz bu üstünlüğü) anla(yıp da inan)mayacak mısınız?

Enbiyâ Sûresi  321 
Cüz  17
cihanyamaneren