HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَنْبِيَاءِ  ٣٢٣ 
الجزء ١٧

وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا نُوح۪ٓي اِلَيْهِ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاعْبُدُونِ ﴿ ٢٥ ﴾ وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَدًا سُبْحَانَهُۜ بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَۙ ﴿ ٢٦ ﴾ لَا يَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَهُمْ بِاَمْرِه۪ يَعْمَلُونَ ﴿ ٢٧ ﴾ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَۙ اِلَّا لِمَنِ ارْتَضٰى وَهُمْ مِنْ خَشْيَتِه۪ مُشْفِقُونَ ﴿ ٢٨ ﴾ وَمَنْ يَقُلْ مِنْهُمْ اِنّ۪ٓي اِلٰهٌ مِنْ دُونِه۪ فَذٰلِكَ نَجْز۪يهِ جَهَنَّمَۜ كَذٰلِكَ نَجْزِي الظَّالِم۪ينَ۟ ﴿ ٢٩ ﴾ اَوَلَمْ يَرَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَاۜ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّۜ اَفَلَا يُؤْمِنُونَ ﴿ ٣٠ ﴾ وَجَعَلْنَا فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَم۪يدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا ف۪يهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ ﴿ ٣١ ﴾ وَجَعَلْنَا السَّمَٓاءَ سَقْفًا مَحْفُوظًاۚ وَهُمْ عَنْ اٰيَاتِهَا مُعْرِضُونَ ﴿ ٣٢ ﴾ وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ ف۪ي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ ﴿ ٣٣ ﴾ وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِنْ قَبْلِكَ الْخُلْدَۜ اَفَا۬ئِنْ مِتَّ فَهُمُ الْخَالِدُونَ ﴿ ٣٤ ﴾ كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِۜ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةًۜ وَاِلَيْنَا تُرْجَعُونَ ﴿ ٣٥ ﴾

سُورَةُالْاَنْبِيَاءِ  ٣٢٣ 
الجزء ١٧
Enbiyâ Sûresi  323 
Cüz  17

25  (Habîbim!) Biz senden önce hiçbir rasûl göndermedik ki, ona : “Şu bir gerçektir ki; Benden baş ka hiçbir ilâh yoktur. O halde (sadece) Bana kulluk edin!” diye vahyetmekte bulunmuş olmayalım.

26  (Meleklerin Allâh’ın kızları olduğuna inanan Huzâ’a kabilesi:) “Rah mân bir çocuk edindi!” dediler. (Bu gibi yakışıksız sıfatlardan arılık ve) tesbîh O’na! Doğrusu, (melekler Allâh-u Te’â lâ’nın çocukları olmayıp,) ikram edilmiş (ve manevi yakınlığa mazhar kılınarak şereflendirilmiş) birtakım kullardır.

27  Onlar (Rablerinden önce söz söyleyerek veya O’ndan emir almadan bir kelam sarf ederek) sözle O’nu geçmezler. Zaten onlar sadece O’nun emriyle iş ya parlar. (Emrolunmadıkları şeyi ise asla yapmazlar.)

28  O onların önlerinde olanı da, arkalarında bulunanı da (; geçmiş ve gelecek, dünya ve âhiretle alâkalı her şeylerini) bilmektedir. (Melekler de bu nun farkında olduklarından, ona göre davranmakta dır.) Onlar (O’ndan çok korktuklarından) O’nun (, şefa at olunmasına) rıza gösterdiği kimselerden baş kasına şefaat ede(rek kurtuluşu için hiçbir aracılığa tevessül ede)mezler (, o râzı olunanlar ise ancak imanla ölmüş kimselerdir). Onlar O’nun saygı ve korkusun dan ötürü titreyicidirler/(en ufak emareleri dahi değerlendirecek şekilde) endişeli (ve tedirgin)dirler (, bu yüzden makamlarının yüksekliğine güvenip de hiç bir zaman gevşekliğe kapılmazlar)/!

29  O (melekler olsun, İblîs olsun, yaratıla)nlardan her kim: “Gerçekten de ben O’nun dışında bir ilâhım!” derse, işte o ki, bu sebeple Biz onu cehen nemle cezalandıracağız! İşte Biz (, ilâhlık iddia sın da bulunan veya bu çağrıya uyup Allâh’a ortak ko şan) o zâlimleri ancak böyle (feci azaplarla) cezalandıracağız (ki, bundan daha aşağısı düşünülemez)!

30  O kâfir olmuş kimseler görmedi mi ki; gerçekten gökler ve yer, o ikisi de (birbirlerinden ayırt edile me yecek derecede tek bir kütle halindeydiler ve kendi aralarında katmanları fark edilemeyecek şekil de) yapışık bir şeydiler, sonra Biz onları yarıp (, ara larına hava ve fezâ yerleştirerek, yer ve gök diye iki ayrı varlık haline getirdik, ayrıca yedi kat gök ve yedi kat yer halinde tabakalara, feleklere ve iklimlere) ayır dık!/O kâfir olmuş kimseler görmedi mi ki; şüp hesiz gökler ve yer, (hiçbir yağmur) yağdırmayan ve (hiçbir ürün) bitirmeyen birer varlık idiler de, Biz onları yar(ıp kendilerinden yağmurlar ve mahsul ler çıkar)dık!/ (Evet! Göklerin ve yerin yaratılışını gözüyle gören olmadıysada, inceleyenler, bu âlemin ezelî olmayıp, sonradan yaratılmış olduğunun birçok delilini görme imkânına sahiptirler.) Yine Biz (, insanlar, hayvanlar ve bitkiler gibi) birçok canlı şeyi (gök ten indirdiğimiz) sudan yarattık!/Biz her canlıyı sudan yarattık! (Zira ilk yarattığımız cevhere heybet nazarıyla baktığımızda o, eriyip, sallanarak suya dönüştü. Böylece diğer yaratıklar ondan meydana geldi.)/ Hâlâ mı (yaratıcının gücüne ve dinine) inanmayacaklar?

31  Biz (su üzerine döşenmiş olan) yer(yüzün) de sâbit dağlar yerleştirdik ki, o onları sallamasın. Bir de orada/o (dağları)n (ara)lar(ın) da/ geniş geçitler ve yollar(a müsâit alanlar) ya rattık. Tâ ki onlar (istedikleri yer lere kolayca) erişebilsinler!

32  Biz o göğü (düşmek, bozulmak, dağılmak ve şeytanların ulaşımına maruz kalmak gibi âfetlerden) korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise onun (güneş, ay ve yıldızlar gibi) âyetlerinden yüz çeviricidirler.
Nitekim onlar feleklerin, gezegenlerin ve semadaki cirimlerin doğuşlarıyla batışlarında ve hareket şekillerinde bulunan üstün hikmeti ve yüce kudreti görüp de, düzenleyicisine iman etmemiştirler.

33  Ancak O’dur O Zât ki; geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratmıştır! Hepsi de bir gökte/ (semâ nın altında bulunan) bir hava dalgasında/(kendi lerine has) bir felek (ve yörünge) de/ yüz(ercesine süratle dönerek gez) mektedirler.

34  (Habîbim! Senin ölümünü bekleyen o kâfirlere Bizim şu fermanımızı ilet ki;) Biz senden önce de hiçbir beşere (dünyada) ebedîlik (ve ölümsüzlük) vermemiştik. Şimdi sen ölecek olursan, onlar ebedî mi kalıcı dırlar?

35  (Allâh-u Te’âlâ’dan başka) her canlı ölümü(n acısını) tadıcıdır! Biz sizi bir deneme olsun diye (hastalık ve fakirlik gibi) şer(ler)le de, (sağlık ve zenginlik gibi) hayır(lar)la da imtihan (edenin muâmelesine tâbi) edeceğiz! Ama (sonunda hesap ve ceza için) ancak Bize döndürüleceksiniz! (Sabrınızın ve şükrünüzün karşılığını da işte o zaman göreceksiniz.)

Enbiyâ Sûresi  323 
Cüz  17
cihanyamaneren