HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٣٣ 
الجزء ٢

كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ۟ ﴿ ٢١٦ ﴾ يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ ف۪يهِۜ قُلْ قِتَالٌ ف۪يهِ كَب۪يرٌۜ وَصَدٌّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَكُفْرٌ بِه۪ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاِخْرَاجُ اَهْلِه۪ مِنْهُ اَكْبَرُ عِنْدَ اللّٰهِۚ وَالْفِتْنَةُ اَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِۜ وَلَا يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتّٰى يَرُدُّوكُمْ عَنْ د۪ينِكُمْ اِنِ اسْتَطَاعُواۜ وَمَنْ يَرْتَدِدْ مِنْكُمْ عَنْ د۪ينِه۪ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ﴿ ٢١٧ ﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۙ اُو۬لٰٓئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿ ٢١٨ ﴾ يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِۜ قُلْ ف۪يهِمَٓا اِثْمٌ كَب۪يرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِۘ وَاِثْمُهُمَٓا اَكْبَرُ مِنْ نَفْعِهِمَاۜ وَيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَۜ قُلِ الْعَفْوَۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَۙ ﴿ ٢١٩ ﴾

سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٣٣ 
الجزء ٢
Bakara Sûresi  33 
Cüz  2

216  (Ey müminler! Kâfirlerle) savaş, üzerinize (farz olarak) yazılmıştır. Oysa o sizin için istenmedik bir şeydir. Ama ola ki bir şeyi istemezsiniz de, o sizin için bir hayırdır. Olur ki bir şeyi de seversiniz, hâlbuki o sizin için bir şerdir. (Sizin için neyin faydalı, neyinse zararlı olduğunu) Allâh bilir; sizler ise bilemezsiniz!

217  (Habîbim! Bedir’den iki ay önce, haram aylardan biri olan recep ayının başında; Abdullah ibni Cahş (Radıyallâhu Anh)ın seriyyesine katılan Müslümanlar ve bundan zarar gören kâfirler) sana o haram aydan; ondaki çarpışma(nın sorumluluğun)dan soruyorlar. De ki: “Onda savaşmak büyük (bir günah ve cürüm) dür. Ama (insanları) Allâh’ın (İslâm) yolundan engellemek, O’nu (; Allâh-u Te`âlâ’yı) ve Mescid-i Harâm’ı( n hürmetini) inkâr etmek (ve o kutsal mâbedi gerçek sâhipleri olan Müslümanlara yasaklamak), bir de ehlini oradan çıkarmak, (İslâm seriyyesinin, cemâziyelâhirin sonu zannedip, haram olan recep ayının başında yaptıkları savaştan) Allâh indinde daha büyük (bir zulüm ve cürüm)dür. (Çünkü) o (kâfirlerin Müslümanlara yaptıkları işkence, sürgün ve Allâh’a ortak koşmak gibi) fitne(ler), (Müslümanların, müşrik İbni Hadramî’yi yanlışlıkla) öldürme(lerin)den daha büyüktür.” Eğer (kâfirler) güç yetirebilirlerse, onlar sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşır olmalarını sürdüreceklerdir. İçinizden her kim dininden döner ve kendisi kâfir olarak ölürse, işte o (mürted ola)nlar ki; yaptıkları (işler) dünyada da âhirette de boşa gitmiştir. (Zira bu kişiler uhrevî sevaptan mahrum olacakları gibi, üstelik İslâm’ın sağladığı dünyevî menfaatlerini de kaybedeceklerdir.) Ve yine işte onlar, ancak o (cehennem) ateşin(in ayrılmaz) arkadaşlarıdır. Kendileri onun içinde ebedî kalıcılardır.

218  (Müşriklere saldıran Abdullah ibni Cahş seriyyesi, sadece günahtan kurtulmakla kalmayıp, üstelik sevap da kazanmışlardır, zira) o kimseler ki iman etmiştirler, (vatanlarından din için) hicret etmiştirler ve Allâh yolunda (müşriklerle) cihat yapmıştırlar, işte gerçekten ancak onlar Allâh’ın rahmetini umabilirler. (Çünkü) Allâh (kulların, ihtiyatı terk ederek yanlışlıkla yaptıklarını çokça bağışlayan bir) Ğafûr’dur; (kendilerini çok esirgediği için, ecir ve sevaplarını zâyi etmeyecek bir) Rahîm’dir.

219  (Habîbim!) Sana o şarap (gibi akıl giderici) ve kumar (gibi mala zarar verici şeyler hakkında Allâh-u Te`âlâ’nın hükmünün ne olduğun) dan soruyorlar. De ki: “O ikisinde (, kavga, çatışma, fuhşiyât ve yalan gibi fenalıklar, bir de aklı giderdikleri için telâfisi mümkün olmayan sayısız zararlar söz konusu olduğundan, kullanımlarında) pek büyük bir günah vardır, fakat (onlarda), insanlar için (keyif ve lezzet, cesaret verme ve kolayca para kazandırma gibi çok cüz`î ve kalıcı olmayan) bazı faydalar da vardır. Ama o ikisinin (sabit) günahı, (ihtimalli) faydalarından (kat kat) daha büyüktür.” Yine o (Amr ibni Cemûh (Radıyallâhu Anh) gibi büyük servete sahip ola)nlar sana (evvelce kime infakta bulunacaklarını sormuşlarken, bu sefer maldan) neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: “(İhtiyaçtan) fazlayı (verin de, kendinizi muhtaç duruma düşürmeyin)!” İşte böylece Allâh (sorularınıza cevap mâhiyetinde olan) âyetleri size iyice açıklıyor, tâ ki siz (delilleri ve hükümleri) inceden inceye düşünebilesiniz.
Câhiliyet devrinde Araplar içki ve kumara çok düşkün oldukları için bunların birden haram edilmesi, ilk anda birçoğuna İslâm’ı yaşanılmaz gibi gösterebileceğinden, bu alışkanlıkların peyderpey yasaklanması tercih edilmiştir. Böylece evvela; Nahl Sûresi`nin 67. âyet-i kerîmesinde: “Hurma ve üzümden elde edi- len ürünlerden sarhoşluk verecek raddeye gelmiş olanlar, (pekmez ve şıra gibi) güzel olan rızk”ın karşısında zikredilerek, Allâh tarafından hoş karşılanmadığına işaret edilmiş, sonra meâlinde bulunduğumuz bu âyet-i kerîme indirilerek, birtakım kıymetsiz ve geçici faydalarına nazaran, zararlarının kat kat fazla olduğu sarâhaten ifade edilmiştir. Bir sonraki kademede, Nisâ Sûresi`nin 43. âyet-i kerîmesinin inzâliyle: “Sarhoş olarak na- maza yaklaşmak” yasaklanmış, böylece beş vakit namazla mükellef olan müminlerin hayatının birçoksafhasından içki uzaklaştırılmıştır. Nihâî mertebede ise; Mâide Sûresi 90 ve 91. âyet-i kerîmelerinin gelişiyle: “İçki ve kumarın şeytan işlerinden ibâret birer murdar” oldukları bildirilerek bu konuya son nokta konmuştur. Bu hususta geniş malûmât için bakınız: Rûhu’l-Furkan: 2/554-564

Bakara Sûresi  33 
Cüz  2
cihanyamaneren