HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْحَجِّ  ٣٣٣ 
الجزء ١٧

وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۙ وَاَنَّ اللّٰهَ يَهْد۪ي مَنْ يُر۪يدُ ﴿ ١٦ ﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَادُوا وَالصَّابِـ۪ٔينَ وَالنَّصَارٰى وَالْمَجُوسَ وَالَّذ۪ينَ اَشْرَكُواۗ اِنَّ اللّٰهَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ ﴿ ١٧ ﴾ اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَٓابُّ وَكَث۪يرٌ مِنَ النَّاسِۜ وَكَث۪يرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُۜ وَمَنْ يُهِنِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ ﴿ ١٨ ﴾ هٰذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا ف۪ي رَبِّهِمْۘ فَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِنْ نَارٍۜ يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُؤُ۫سِهِمُ الْحَم۪يمُۚ ﴿ ١٩ ﴾ يُصْهَرُ بِه۪ مَا ف۪ي بُطُونِهِمْ وَالْجُلُودُۜ ﴿ ٢٠ ﴾ وَلَهُمْ مَقَامِعُ مِنْ حَد۪يدٍ ﴿ ٢١ ﴾ كُلَّمَٓا اَرَادُٓوا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ اُع۪يدُوا ف۪يهَا وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَر۪يقِ۟ ﴿ ٢٢ ﴾ اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ ف۪يهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤً۬اۜ وَلِبَاسُهُمْ ف۪يهَا حَر۪يرٌ ﴿ ٢٣ ﴾

سُورَةُالْحَجِّ  ٣٣٣ 
الجزء ١٧
Hac Sûresi  333 
Cüz  17

16  İşte (bu konuda) böylece (açık seçik âyetler vahyettiğimiz gibi) Biz onu(n tamamını) pek açık âyetler hâlinde indirdik. Bir de (şunu bil ki,) gerçekten Allâh (doğru yola iletmeyi) dilediğini hidâyet eder (ve hidâyetini artı rarak dosdoğru yolda sabit kılar)!

17  Şüphesiz o kimseler ki (inanılması gereken tüm meselelere) iman etmiştirler, yine o kimseler ki Yahudi olmuşturlar, ayrıca (meleklere ve yıldızlara tapan) Sabiîler, Hristi yanlar, (ateşe tapan) Mecûsî ler, bir de o kim seler ki (putlar gibi bâtıl ilâhlara tapa rak, Allâh’a) şirk koşmuşturlar; muhakkak ki Allâh kıyâmet günü (bunlara aynı muâ meleyi yap mayacak, bilakis şeytana âit beş dinle, Rah mân’a âit tek din olan İslâm’ın mensuplarının) aralarında ayı rıcı bir hüküm verecektir. Muhakkak ki Allâh her şeye (hakkıyla şâhit ve gözcü olan bir) Şehîd’dir. (Artık herkes bu gerçeği göz önünde bulundurarak, neye nasıl inandığına, ne konuştuğuna ve ne yaptığına dikkat etsin!)

18  (Ey insan!) Gör(ür gibi bil)medin mi ki Allâh; gerçekten göklerde bulunanlar, yerde olanlar, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, kımıldayan canlılar ve insanlardan bir çoğu (taat ve ibadet üzere) O’na secde etmektedir. (İnkâr edip itaatten kaçınan) pek çoğu(nun gölgeleri de ister istemez Allâh’a secde etmekte) ise (de, kendi irâdeleriyle secde etmediklerinden), (onlar) üzerine azap (kararı) hak olmuştur. Zaten (kötü inancı ve ameli nedeniyle) Allâh her kimi alçaltırsa, artık ona değer verecek hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki Allâh (azîz kılma ve zelîl etme dâhil) dilediği her şeyi yapar!
İnanan insanların alınlarını yere koyarak yaptıkları secde malumsa da, diğer canlıların secdeleri müfessirler tarafından iki şekilde açıklanmıştır:
a) Şuursuz varlıkların, Yaratıcının koyduğu tabiat kurallarına boyun eğerek, vazifelerinde hiçbir aksama göstermemeleri, “Tam bir boyun eğme” anlamına gelen “Secde” tabiri ile ifade edilmiştir.
b) Her bir yaratıkta hakkanî ve manevîbir hayat mevcut olup, bizlerce anlaşılamayan bir şekilde her şeyin kendilerine göre secde ve tesbîhleri vardır. İsrâ Sûresi`nin 44. âyet-i kerî mesi de bu görüşü tercihe uygun kılmaktadır.

19  İşte (beş fırka olan kâfirlerle, müminlerin teşkil ettiği) bu ikisi, Rableri(nin Zât’ı, sıfatları ve dini) hakkında mücâdelede bulunmuş olan iki hasımdır. Artık o kâfir olmuş kimseler (kıyâmet günü çıkarılacakları İlâhî mahkeme kararı neticesinde); ateşten birtakım elbiseler (cüsselerine göre) onlar için iyice biçilmiştir. Başlarının üzerinden doğru da son derece kaynar su dökülecektir.
İbni Abbâs (Radıyallâhu anhümâ)`dan rivayet edildiğine göre; Yahudiler: “Bizim kitabımız ve peygamberimiz sizinkinden eski olduğundan, biz Allâh’a daha yakınız!” deyince, müminler: “Siz bizim kitabımızın ve peygamberimizin hak olduğunu bile bile, kıskançlıktan dolayı inkâr etmişken, biz tüm kitaplara ve peygamberlere inandığımız için Allâh’a sizden daha yakınız!” diye cevap vermişler, işte bu tartışma üzerine bu âyet-i kerîme nâzil olmuştur.

20  Karınlarında bulunan (bağırsak)lar ve deri ler onunla eritile(rek içleri dışlarına çıkarılacak, sonra azap devam etsin için eski hâline döndürüle)cektir.

21  Yine onlara âit demirden kamçılar/ tokmak lar/ da vardır (ki, insanlar ve cinler bir araya gelse onların bir tanesini yerinden kaldıramazlar).

22  Her ne zaman (kendilerini yukarıya kaldıran alevler onları cehennemin ağzına yaklaştırsa ve çek tikleri) büyük bir gamdan dolayı oradan çıkmala rını isteseler, (kafalarına vurulan demir tokmaklarla, yetmiş senelik derinliğe atılarak) onun içerisine geri döndürülürler (ve o zaman onlara denilir) ki: “O yakıcı (ateşin) azâbı(nı) tadın (bakalım)!”

23  Muhakkak ki Allâh o iman(da sebat) etmiş olanları ve (namaz, oruç, hac, zekât gibi) sâlih amel ler işlemiş bulunanları öyle değerli cennetlere girdirecektir ki, (ağaçlarının ve köşklerinin) altlarından sürekli ırmaklar akmaktadır! Onlar orada altından bilezikler ve incilerle bezendirileceklerdir. Oradaki giyecekleri ise pek değerli bir ipektir!

Hac Sûresi  333 
Cüz  17
cihanyamaneren