HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْحَجِّ  ٣٣٥ 
الجزء ١٧

حُنَفَٓاءَ لِلّٰهِ غَيْرَ مُشْرِك۪ينَ بِه۪ۜ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَكَاَنَّمَا خَرَّ مِنَ السَّمَٓاءِ فَتَخْطَفُهُ الطَّيْرُ اَوْ تَهْو۪ي بِهِ الرّ۪يحُ ف۪ي مَكَانٍ سَح۪يقٍ ﴿ ٣١ ﴾ ذٰلِكَۗ وَمَنْ يُعَظِّمْ شَعَٓائِرَ اللّٰهِ فَاِنَّهَا مِنْ تَقْوَى الْقُلُوبِ ﴿ ٣٢ ﴾ لَكُمْ ف۪يهَا مَنَافِعُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ مَحِلُّهَٓا اِلَى الْبَيْتِ الْعَت۪يقِ۟ ﴿ ٣٣ ﴾ وَلِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَه۪يمَةِ الْاَنْعَامِۜ فَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَلَهُٓ اَسْلِمُواۜ وَبَشِّرِ الْمُخْبِت۪ينَۙ ﴿ ٣٤ ﴾ اَلَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِر۪ينَ عَلٰى مَٓا اَصَابَهُمْ وَالْمُق۪يمِي الصَّلٰوةِۙ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ ﴿ ٣٥ ﴾ وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَٓائِرِ اللّٰهِ لَكُمْ ف۪يهَا خَيْرٌۗ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهَا صَوَٓافَّۚ فَاِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّۜ كَذٰلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴿ ٣٦ ﴾ لَنْ يَنَالَ اللّٰهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَٓاؤُ۬هَا وَلٰكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوٰى مِنْكُمْۜ كَذٰلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْۜ وَبَشِّرِ الْمُحْسِن۪ينَ ﴿ ٣٧ ﴾ اِنَّ اللّٰهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ۟ ﴿ ٣٨ ﴾

سُورَةُالْحَجِّ  ٣٣٥ 
الجزء ١٧
Hac Sûresi  335 
Cüz  17

31  O’na (hiçbir şeyi) ortak koşmayanlar ve Allâh için (ihlâsla ibadet eden) hanîf kimseler olarak (put lara tapmaktan ve yalan sözden sakınmaya devam edin)! Her kim Allâh’a ortak koşarsa, sanki o, gökten düşmüştür de artık onu kuşlar süratlice kap(ıp par çala)maktadır, ya da rüzgâr onu pek uzak bir yere at(ıp bırak)maktadır! (İşte Allâh’a şirk koşan da, par çaları kuşların kursaklarına dağılan ya da kasırgalara tutulup uçurumlara yuvarlanan gibi kurtuluştan uzaktır.)

32  İşte (durum) bu(dur)! Her kim (Safâ-Merve gibi) Allâh’ın (di ninin) nişanlarına (özellikle kurbanlık hayvanlara) tâzimde bulunursa, gerçek ten de o (hürmet ve saygı), kalplerin (Allâh-u Te`âlâ’ya karşı taşıdığı saygı ve) takvâsından (kaynaklanmak ta)dır.

33  (Kesimleriyle ilgili) adı konmuş bir süreye kadar, o (kurbanlık hayvan)nlar(ın sütü, yünü, yavru su ve sırtın)da sizin için birçok faydalar vardır. Sonra onların (kurban edilme) yeri, o eski ev (olan Kâ`be’nin bulunduğu Harem bölgesin)e varır.

34  Kendilerine rızık olarak vermiş olduğu hayvanların davarları (olan deve, sığır, koyun ve keçi) üzerine (kesim ânında) Allâh’ın adını ansınlar diye (sizden önce geçen imanlı) her bir ümmet için bir kurban kesme yeri/(Allâh-u Te`âlâ’ya yaklaşma ve silesi olan) bir kurban (ibadeti)/kan akıtma(kla ya pılan bir ibadet tarzı)/bir hacc/(Allâh’a kavuşturacak) bir mezhep/ tayin ettik. İşte sizin İlâhınız tek bir İlâh’tır. Artık (ibadetlerinizi şirkle bulaştırmayıp) sadece O’na hâlis kılın! (Habîbim! İslâm’la huzur bulup yatışan, kadere râzı, ibadette çok gayretli ve zulme uğrasa da intikama kal kışmayan) o ihlâslı ve tevazulu kimseleri müjdele!

35  O kimseleri (müjdele) ki, Allâh anıldığında (eseri dışa vuracak şekilde) kalpleri korkuyla dol muştur, özel likle kendilerineisâbet etmiş olan (hastalık, mihnet, hicret ve gurbet gibi) şeylere karşı sabredenleri ve o (farz) namaz(lar)ı (vakti vaktine) hakkıyla kılanları, bir de onlar(ı) ki, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (hayır yollarına) har camada bulunmaktadırlar!

36  O büyükbaş hayvanları; Biz si zin için onları Allâh’ın (dîninin) nişanlarından kıldık ki onlarda size âit (maddî ve manevî) pek büyükbir hayır var dır. Artık (develeri yatarken değil de, el ve ayaklarını) uzata(rak ayakta dura)nlar hâlindeyken (kurban edin ve kesim esnasında) onlar üzerine Allâh’ın adı nı anın! (Canları çıkarak) yanları (yere) düş tüğü zaman, (dilerseniz) onlardan yiyin, (elinde bulunana ve iste meden verilene) kanaatkâr olana da, (istemek için yolunuza çıkan) dilenciye de yedirin! İşte Biz böylece onları (olanca cüsselerine ve güçlerine rağmen) size (görülmemiş bir teslimi yetle) tamamen itaatkâr kıldık (bu yüzden hiçbir engelle karşılaşmaksızın on ları bağlayıp boğazlaya biliyorsunuz. Allâh’ın tes hîri olmasaydı, onları, kendi lerinden çok daha küçük ve güç süz olan bazı yabâni hay vanlardan daha âciz bulamazdınız)! Tâ ki siz (ihlâsla kurban keserek, bunca nimetimize) şükredesiniz!

37  (Câhiliyet ehli kestikleri hay vanların kanlarını Kâ’be’ye bulaştırıyorlar ve bunu bir ibadet sayıyor lardı. Hâlbuki) onların ne etleri ne de kanları asla Allâh’a ulaşacak değildir! Ve lâkin sizden O’na (an cak) takvâ (nedeniyle yapmış olduğunuz kurban iba deti) ulaşmaktadır. İşte sizi (ibadet vazifelerine) hidâyet buyur masına karşılık (“Al lâh-u ekber” diyerek) Allâh’ı tek bîr edesiniz diye O böylece onları size tamamen itaatkâr kılmıştır. (Habîbim! Emirlerimi tutan ve ihlâsla ibadet yapan) o güzel amel sâhibi kimseleri müjdele!

38  Şüphesiz ki Allâh o iman etmiş olan kimse lerden her zaman (müşriklerin şerrini) savuşturur! Muhakkak ki Allâh (emânetlere karşı) son derece hâin ve (nimetlere kar şı) çokça nankör olan hiçbir kimseyi sevmez (onların bu yaptıklarını beğenmez ve kendilerine yardım etmez)!

Hac Sûresi  335 
Cüz  17
cihanyamaneren