HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْحَجِّ  ٣٣٦ 
الجزء ١٧

اُذِنَ لِلَّذ۪ينَ يُقَاتَلُونَ بِاَنَّهُمْ ظُلِمُواۜ وَاِنَّ اللّٰهَ عَلٰى نَصْرِهِمْ لَقَد۪يرٌۙ ﴿ ٣٩ ﴾ اَلَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ اِلَّٓا اَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللّٰهُۜ وَلَوْلَا دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ ف۪يهَا اسْمُ اللّٰهِ كَث۪يرًاۜ وَلَيَنْصُرَنَّ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَقَوِيٌّ عَز۪يزٌ ﴿ ٤٠ ﴾ اَلَّذ۪ينَ اِنْ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْاَرْضِ اَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ وَاَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَلِلّٰهِ عَاقِبَةُ الْاُمُورِ ﴿ ٤١ ﴾ وَاِنْ يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَثَمُودُۙ ﴿ ٤٢ ﴾ وَقَوْمُ اِبْرٰه۪يمَ وَقَوْمُ لُوطٍۙ ﴿ ٤٣ ﴾ وَاَصْحَابُ مَدْيَنَۚ وَكُذِّبَ مُوسٰى فَاَمْلَيْتُ لِلْكَافِر۪ينَ ثُمَّ اَخَذْتُهُمْۚ فَكَيْفَ كَانَ نَك۪يرِ ﴿ ٤٤ ﴾ فَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ اَهْلَكْنَاهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ فَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلٰى عُرُوشِهَا وَبِئْرٍ مُعَطَّلَةٍ وَقَصْرٍ مَش۪يدٍ ﴿ ٤٥ ﴾ اَفَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَٓا اَوْ اٰذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَاۚ فَاِنَّهَا لَا تَعْمَى الْاَبْصَارُ وَلٰكِنْ تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّت۪ي فِي الصُّدُورِ ﴿ ٤٦ ﴾

سُورَةُالْحَجِّ  ٣٣٦ 
الجزء ١٧
Hac Sûresi  336 
Cüz  17

39  (Bu zamana kadar Mekke müşrik lerinden eziyet çeken sahâbeye, onlarla savaşma müsâadesi verilmediyse de, şimdi) o kendileriyle savaşılmakta olan kimselere, gerçekten onlar zulme uğratıldıkları için (müşriklere savaş açmaya) izin verilmiştir. Şüphesiz ki Allâh onlara yardım (edip kâfirlere gâ lip) etmeye elbette (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr’dir.

40  (Bu izin) o kimseler(e âittir) ki, ancak: “Rabbimiz sadece Allâh’tır!” dediler diye haksız yere yurtlarından çıkarılmışlardır. Allâh’ın, (müminlere kâfirlerle savaşma izni verip, onları gâlip ederek) insanları; bir kısımla(rının caydırıcı gücüyle) diğer kısımlarını(n şerrini) savması olmasaydı, (her peygamber döneminde geçerli olan şerî`ate göre) içlerinde Allâh’ın ismi çokça anılmakta olan o (Îsâ (Aleyhisselâm)`ın ümmetinin âlimlerine âit) manastırlar, kiliseler, (Mûsâ (Aleyhisselâm) döneminde bulunan) havralar ve (âhir zaman ümmetine mahsus) mescitler elbette tamamen yıkılır (ve hiç bir zaman Allâh’a ibadet yapılamaz)dı! Andolsun ki; elbette Allâh Kendisin(in dostlarına ve dinin)e yardım edenlere mutlaka yardım edecektir. Gerçekten Allâh elbette (dostlarına yardım dâhil, onların tüm isteklerini yerine getirmeye son derece güçlü olan bir) Kaviyy’dir, (düşmanlarından intikamı engellenemeyecek bir) Azîz’dir.
Allâh-u Te`âlâ’nın bahsettiği bu koruma, Ehl-i Kitap`ın, dinlerini değiştirmeden önce bulundukları hidâyet hâline işaret etmektedir. Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) gönderildikten sonra ise, onun dinine muhâlif her din geçersiz olmuştur. (Sâvî) Dolayısıyla mescitler dışındaki mabetlerin bugün için bir hürmeti söz konusu olmadığı gibi şirk yuvaları olarak görülmeleri gerekmektedir.

41  (Bu yardıma) o kimseler (mazhar olacaktır)ki; kendilerine yer(yüzün)de bir güç ve hâkimiyet ve recek olsak, o (farz) namaz(lar)ı hakkıyla kılarlar, zekâtı verirler, (tevhîd başta olmak üzere) iyi bili nen şeyleri emrederler, (şirk ve günahlar gibi) iyi tanınmayan şeylerden de nehyederler. Zaten bütün işlerin âkıbeti sadece Allâh(ın tak dir ve kazasın)a aittir. (Dolayısıyla dostlarına yardım sözünü er geç yerine getirecektir.)

42  (Habîbim!) Eğer seni yalanlıyorlarsa, (bu hususta sen bir ilki yaşamıyorsun. Zira) onlardan önce Nûh kavmi de, Âd ve Semûd da (Nûh, Hûd ve Sâlih (Aleyhimüsselâm)`ı) gerçekten yalanlamıştı.

43  İbrâhîm’in kavmiyle, Lût’un kavmi de (peygamberlerini inkâr etmişti)!

44  Medyen ashâbı da (Şu`ayb (Aley hisselâm)`ı inkâra kalkışmıştı)! Böylece Mûsâ da (bunca güçlü ve açık mû cizeler göstermesine rağmen Kıp tîler tarafın dan) yalanlanmıştı! İşte Ben o kâfirlere (bir süreli ğine) mühlet vermiştim, sonra da onları (feci azap larla) yakalamıştım. Peki (onların nimetlerini mih nete, hayatlarını helâke ve donanımlarını yıkıma dön dürerek) Benim (onları) tanıma(yıp hiçe say)mam nasıl olmuş?

45  Nice karye vardır ki; kendisi(nin halkı şirk koşan) zâ lim (kimseler)ken Biz onu he lâk etmişiz dir de, bu sebeple orası (tamamen yıkıldığından, du varları) tavanları üzerine düşmüştür, bir de (isti fâde ede cek kimsesi kalmadığı için) nice kullanılma yan (işlek) kuyu ve (sahipsiz kalan) nice yüksek/süs lü/ saray (bulunmaktadır, onları görüp de hâlâ mı ibretalmayacaklar)!

46  (Seni inkâr eden Mekke kâfirleri, kendilerinden evvel helâk edilen inkârcıların yıkım yerlerini görmek için) yer (yü zün)de hiç dolaşmadılar mı da, bu se beple onlar için birtakım kalpler olsun ki, (anla maları gereken hakikatleri) onlarla anlayabilsinler, ya da bir tür kulaklar bulunsun ki, (dinlemeleri ge reken vahiy ve öğütleri) onlarla işitebilsinler! Fakat (nerede onlar için böyle bir gayret ve basî ret?!) hakikat gerçekten şudur ki; (kafalarda bulu nan) gözler kör olmaz (olsa da bir zararı olmaz) ve lâkin göğüsler içindeki o kalpler kör olur! (Nite kim, kalp gözü görürken, göz körlüğü zarar vereme yeceği gibi, kalp körken de, baş gözünün görmesi fayda veremez!)

Hac Sûresi  336 
Cüz  17
cihanyamaneren