HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْمُؤْمِنُونَ  ٣٤٣ 
الجزء ١٨

فَاِذَا اسْتَوَيْتَ اَنْتَ وَمَنْ مَعَكَ عَلَى الْفُلْكِ فَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي نَجّٰينَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ ﴿ ٢٨ ﴾ وَقُلْ رَبِّ اَنْزِلْن۪ي مُنْزَلًا مُبَارَكًا وَاَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِل۪ينَ ﴿ ٢٩ ﴾ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ وَاِنْ كُنَّا لَمُبْتَل۪ينَ ﴿ ٣٠ ﴾ ثُمَّ اَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْنًا اٰخَر۪ينَۚ ﴿ ٣١ ﴾ فَاَرْسَلْنَا ف۪يهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ اَفَلَا تَتَّقُونَ۟ ﴿ ٣٢ ﴾ وَقَالَ الْمَلَاُ مِنْ قَوْمِهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِلِقَٓاءِ الْاٰخِرَةِ وَاَتْرَفْنَاهُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۙ مَا هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْۙ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ ﴿ ٣٣ ﴾ وَلَئِنْ اَطَعْتُمْ بَشَرًا مِثْلَكُمْ اِنَّكُمْ اِذًا لَخَاسِرُونَ ﴿ ٣٤ ﴾ اَيَعِدُكُمْ اَنَّكُمْ اِذَا مِتُّمْ وَكُنْتُمْ تُرَابًا وَعِظَامًا اَنَّكُمْ مُخْرَجُونَۖ ﴿ ٣٥ ﴾ هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَۖ ﴿ ٣٦ ﴾ اِنْ هِيَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوث۪ينَۖ ﴿ ٣٧ ﴾ اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌۨ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِن۪ينَ ﴿ ٣٨ ﴾ قَالَ رَبِّ انْصُرْن۪ي بِمَا كَذَّبُونِ ﴿ ٣٩ ﴾ قَالَ عَمَّا قَل۪يلٍ لَيُصْبِحُنَّ نَادِم۪ينَۚ ﴿ ٤٠ ﴾ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَٓاءًۚ فَبُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ ﴿ ٤١ ﴾ ثُمَّ اَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قُرُونًا اٰخَر۪ينَۜ ﴿ ٤٢ ﴾

سُورَةُالْمُؤْمِنُونَ  ٣٤٣ 
الجزء ١٨
Mü`minûn Sûresi  343 
Cüz  18

28  İşte sen, beraberinde bulunanlarla birlikte o gemi üzerine yerleştiğin zaman (Bana şükretmek üzere) de ki: ‘Bütün hamdler O Allâh’a mahsustur ki, bizi o zâlimler toplumundan O kurtarmıştır!’

29  Yine sen (gemiye binerken ve inerken): ‘Ey Rabbim! Beni (, kurtuluşumuza vesile olacak) çok bereketli bir indiriliş yeri (olan bu geminin içerisi) ne kondur!/(Hayırlı nesillerimizin artışına sebep ola cak) pek bereketli bir indirişle beni (tûfândan sonra yeryüzüne) indir!/ Zaten konaklatanların en hayır lısı ancak Sensin! (Zira Senden başka konuk ağırla yanlar, konuklarını Senin gibi koruyamazlar!)’ de!”

30  (Habîbim!) İşte elbette bu (anlatıla)nda pek çok ve çok büyük birtakım âyetler vardır. Gerçek şu ki; Biz elbette (Nûh kavmine) büyük bir belâ isâbet ettirenlerdik/Biz elbette dâima (kul larımızı bu gibi âyetlerle) imtihan eden(lerin muâme lesine tâbi eden)ler olmuşuzdur/!

31  Sonra onların ardından (Âd ve Semûd gibi) başka başka birtakım asırlar (halkı) meydana ge tirdik.

32  Onlar içerisinde de: “(Sadece) Allâh’a ibadet edin! Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yok tur! (Bunu bile bile) hâlâ (şirkten) hiç sakınmaya cak mısınız?” diye (vaaz etmek üzere) kendilerin den bir rasûl gönderdik.

33  Kavmi içerisinden o kâfir olmuş, âhire te (ve onda bulunan hesap ve cezaya) kavuşmayı/ âhiret(te Rabbiyle) buluşmasını/ yalanlamış ve o en alçak hayatta kendilerini nimetlere boğmuş olduğumuz ileri gelen kimseler de (birbirlerine) dedi ki: “İşte bu ancak sizin gibi bir beşerdir ki, sizin kendisin den yemekte bulunduğunuz şeylerden yemekte dir ve içtiklerinizden içmektedir.

34  Andolsun ki; kendiniz gibi bir beşere (teslim olup, her konuda ona) itaat edecek olursanız, o tak dirde şüphesiz ki siz, elbette (kendilerini alçaltan ve görüşlerinde aldanan kim seler konumuna düşece ğiniz için , akıllarını) kaybeden kimselersiniz!

35  O mu size vaad ediyor ki, gerçekten siz öldü ğünüz, toprak ve kemikler olduğunuz zaman, mu hakkak ki siz (kabirlerinizden diri olarak) çıkartıl mış kimselersiniz?

36  Size vaad olunmakta olan o şeylere (inan mak) heyhât! Ne uzak!

37  O (hayat) ancak bizim (şu an da yaşamakta olduğumuz) en yakın hayatımızdır ki, (kimimiz) ölü rüz ve (kimimiz doğup) yaşarız! Biz (ölümümüzün ardından) asla diriltilecek kimseler değiliz!

38  O (peygamber olduğunu iddia eden ve Allâh-u Te`âlâ’nın sizi dirilteceğini vaad eden kişi) ancak öy le bir adamdır ki, Allâh’a karşı bir yalan uydur muştur. Biz asla ona inanan kimseler değiliz!”

39  (Kavmini inandırmak için her yola başvurduğu halde onların imanlarından ümidi kesen peygamber leri) dedi ki: “Ey Rabbim! Beni yalanlamış olmaları sebebiyle (onlardan intikamımı alarak) bana yardım et!”

40  (Allâh-u Te`âlâ, elçisinin dua ve isteğine icâbe ten) bu yurdu ki: “Andolsun; elbette pek az (bir za man) sonra (baş larına gelecek azâbı gördüklerinde) pişman olanlar hâline dönüşeceklerdir.”

41  Derken o (Cibrîl (Aleyhis-selâm`ın) korkunç ve güçlü ses(i) onları (Allâh tarafından) bir adâletle/(engellenemeyecek bir) hak olarak/ yakalayıverdi de (bir nâra ile kalpleri çatlayarak topluca öldüler), böy lece Biz onları bir sel süprüntüsüne döndürdük. Artık (rahmetten) uzaklık olsun o zâlimler top lumuna!/Artık o zâlimler topluluğu tam bir helâk ile (yıkılmıştır)!/

42  Sonra onların (yerle bir edilmesinin) ardın dan (Sâlih, Lût ve Şu’ayb (Aleyhimüsselâm)`ın kavimleri gibi) başka başka birtakım asırlar (halkı) meydana getirdik.

Mü`minûn Sûresi  343 
Cüz  18
cihanyamaneren