HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالنُّورِ  ٣٤٩ 
الجزء ١٨

سُورَةُالنُّورِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
سُورَةٌ اَنْزَلْنَاهَا وَفَرَضْنَاهَا وَاَنْزَلْنَا ف۪يهَٓا اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ﴿ ١ ﴾ اَلزَّانِيَةُ وَالزَّان۪ي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا مِائَةَ جَلْدَةٍۖ وَلَا تَأْخُذْكُمْ بِهِمَا رَأْفَةٌ ف۪ي د۪ينِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۚ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَٓائِفَةٌ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ ﴿ ٢ ﴾ اَلزَّان۪ي لَا يَنْكِحُ اِلَّا زَانِيَةً اَوْ مُشْرِكَةًۘ وَالزَّانِيَةُ لَا يَنْكِحُهَٓا اِلَّا زَانٍ اَوْ مُشْرِكٌۚ وَحُرِّمَ ذٰلِكَ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ ﴿ ٣ ﴾ وَالَّذ۪ينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا بِاَرْبَعَةِ شُهَدَٓاءَ فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَان۪ينَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا لَهُمْ شَهَادَةً اَبَدًاۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَۙ ﴿ ٤ ﴾ اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ وَاَصْلَحُواۚ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿ ٥ ﴾ وَالَّذ۪ينَ يَرْمُونَ اَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَٓاءُ اِلَّٓا اَنْفُسُهُمْ فَشَهَادَةُ اَحَدِهِمْ اَرْبَعُ شَهَادَاتٍ بِاللّٰهِۙ اِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِق۪ينَ ﴿ ٦ ﴾ وَالْخَامِسَةُ اَنَّ لَعْنَتَ اللّٰهِ عَلَيْهِ اِنْ كَانَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ ﴿ ٧ ﴾ وَيَدْرَؤُ۬ا عَنْهَا الْعَذَابَ اَنْ تَشْهَدَ اَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللّٰهِۙ اِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِب۪ينَۙ ﴿ ٨ ﴾ وَالْخَامِسَةَ اَنَّ غَضَبَ اللّٰهِ عَلَيْهَٓا اِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ ﴿ ٩ ﴾ وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَاَنَّ اللّٰهَ تَوَّابٌ حَك۪يمٌ۟ ﴿ ١٠ ﴾

سُورَةُالنُّورِ  ٣٤٩ 
الجزء ١٨
Nûr Sûresi  349 
Cüz  18

YİRMİDÖRDÜNCÜ SÛRE-İ CELİLE
el-Nûr
SÛRE-İ CELîLESİ

Medenî (Medîne-i Münevvere döneminde inmiş)dir. 64 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  (İşte bu,) çok yüce bir sûredir ki, Biz onu indirmişizdir, onu(n hükümlerinin tatbikini) farz kıl mışızdır ve içerisinde pek açık nice âyetler indir mişizdir. Tâ ki siz iyice düşünesiniz/hakkıyla öğüt lene(rek gereğiyle amel ede)siniz/!

2  Zina eden kadınla, zina eden erkek (bülûğa ermiş, akıllı, Müslüman ve hür kimseler iseler, ayrıca evlilik ve birleşme geçirmemişseler); işte onlardan her birinin derisine yüz (kamçı) darbe(si) vurun! (Fakat etine ve kemiğine zarar verme kastıyla aşırı git meyin, baş, yüz, karın ve cinsel organlara vurmaktan da sakının!) O ikisiyle ilgili olarak Allâh’ın dini(nin bir hükmünü tatbik) hususunda sizi bir esirgeme tutmasın! Eğer siz Allâh’a ve o son güne inanmakta bulun muş olduysanız (kimseye acımayın da, sizden daha merhametli olan yaratıcının hükmünü uygulayın)! İnananlardan bir cemâat de o ikisinin azâbına şâhit olsun (ki, böylece zina suçunun kötülüğü teşhîr edil sin ve bu ceza ibret-i âlem olsun)!

3  Zina eden erkek; zina eden bir kadından, ya da şirk koşan bir kadından başkasıyla evlenemez! Zina eden kadın ise; onu da ancak zina eden bir erkek veya şirk koşan bir erkeknikâhlayabilir! İşte bu (zinakârlarla evlenmek), inananlar üzerine haram kılınmıştır. Zinanın harâmiyeti ittifak konusuysa da, zinakârlarla evlilik İslâm’ın başlangıcında haramken, daha sonra yine bu sûrenin; iffetli-iffetsiz ayrımı yapmadan, bekârların ve dulların evlendi rilmesini emreden 32. âyet-i kerîmesiyle neshedilmiştir. Gerçi fâsıklara benzemek, töhmete maruz kalmak, kötü konuşmaya sebebiyet vermek gibi birçok nedenle, iffetsiz kadınların nikâhı mekruh sayılmıştır. (Nesef î)

4  O kimseler ki, (zinadan) korunmuş olan (na muslu, hür, Müslüman ve mükellef) kadınlara(: “Fâhişe, zâ niye, kötü kadın” gibi iffetsizlik ifade eden kelimeler le hitap ederek iftira) atmaktadırlar, sonra da (iddia larını ispat için)dört şâhit getirememektedirler; işte onların derisine seksen (kamçı) darbe(si) vurun ve (hayatları boyunca) ebediyyen onlara âit hiçbir şâhitlik kabul etmeyin! İşte ancak onlar (taatımızdan çıkan) fâsık (damgası yemiş) kimselerin ta kendileridirler!

5  İşte ancak o kimseler müstesnâ ki, bu (iftiraları)ndan sonra (günahlarına pişman olarak vazgeçmeye azmedip) tevbe etmişlerdir ve (iftira at tıkları kimselerden helâllik dileyerek, ölmüşseler onlara istiğfarda bulunarak, bozdukları işi) düzeltmişlerdir (bu durumda onların şâhitliğinin geçersizliği devam etmekteyse de, fâsıklık hükmünden çıkmışlardır)! Çünkü şüphesiz Allâh (tevbe edenlerin günahlarını çokça bağışlayan bir) Ğafûr’dur; (pişmanlık duyan kullarına çok acıyan bir) Rahîm’dir.

6  O kimseler ki (yatakların da başka birini bulup) hanım larına (zina suçu) atmaktadırlar, ama onla r(ın ortaya attık ları iddiâyı ispat) için (yine) kendile rinden başka şâhitler bulunmamaktadır; işte onla rın her birinin (yapması gereken) şâhitliği; Allâh (adın)a (yemin ederek) dört (kere) şâhitlikte bulun masıdır ki, ger çekten kendisi elbette (bu suçlama da) doğru kimselerdendir.

7  Beşinci (şâhitlik) ise; eğer o, yalancılardan ol duysa, gerçekten Allâh’ın lânetinin ken di üzerine olması (için li’ânda bulunması)dır.

8  Şüphesiz o kişinin elbette yalancılardan ol duğuna dâir Allâh (adın)a (yemin ederek) dört şehâ detle şâhitlikte bulunması da, o (kadı)ndan o (recm) azâbı(nı) savuşturur.

9  Beşinci olarak da; eğer o (ko ca), doğrulardan olmuş (da, kadın zina yapmış)sa, Allâh’ın gazabı mu hakkak kendisi üzerine olsun (diye lânetleşir)!

10  Eğer sizin üzerinizde Allâh’ın fazl u rahmeti (iyiliği ve acıması) olmasaydı ve gerçekten Allâh (tev beleri çokça kabul eden bir) Tevvâb ve (bu li’ân hükmü dâhil, her hükmü isâbetli bir) Hakîm olmayaydı (elbette günahkârların cezasını peşinen vererek yalancıyı açığa çıkarır ve sizi rezil ederdi)!

Nûr Sûresi  349 
Cüz  18
cihanyamaneren