HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالنُّورِ  ٣٥٨ 
الجزء ١٨

اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَاِذَا كَانُوا مَعَهُ عَلٰٓى اَمْرٍ جَامِعٍ لَمْ يَذْهَبُوا حَتّٰى يَسْتَأْذِنُوهُۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ۚ فَاِذَا اسْتَأْذَنُوكَ لِبَعْضِ شَأْنِهِمْ فَأْذَنْ لِمَنْ شِئْتَ مِنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمُ اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿ ٦٢ ﴾ لَا تَجْعَلُوا دُعَٓاءَ الرَّسُولِ بَيْنَكُمْ كَدُعَٓاءِ بَعْضِكُمْ بَعْضًاۜ قَدْ يَعْلَمُ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ يَتَسَلَّلُونَ مِنْكُمْ لِوَاذًاۚ فَلْيَحْذَرِ الَّذ۪ينَ يُخَالِفُونَ عَنْ اَمْرِه۪ٓ اَنْ تُص۪يبَهُمْ فِتْنَةٌ اَوْ يُص۪يبَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ﴿ ٦٣ ﴾ اَلَٓا اِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قَدْ يَعْلَمُ مَٓا اَنْتُمْ عَلَيْهِۜ وَيَوْمَ يُرْجَعُونَ اِلَيْهِ فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُواۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ﴿ ٦٤ ﴾
سُورَةُالْفُرْقَانِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
تَبَارَكَ الَّذ۪ي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلٰى عَبْدِه۪ لِيَكُونَ لِلْعَالَم۪ينَ نَذ۪يرًاۙ ﴿ ١ ﴾ اَلَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَر۪يكٌ فِي الْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْد۪يرًا ﴿ ٢ ﴾

سُورَةُالنُّورِ  ٣٥٨ 
الجزء ١٨
Nûr Sûresi  358 
Cüz  18

62  Müminler ancak o kimselerdir ki; Allâh’a ve Rasûlüne (samimi kalple) inanmışlardırve onunla birlikte (, cuma, bayram namazları , harp ve istişâre toplantıları gibi insanları) bir araya getiren önemli bir iş üzere bu lunduklarında kendisinden izin iste(yip, oda kendilerine izin ver)medik çe (onun meclisinden başka bir yere) gitmezler. (Habîbim!) Şüphe siz o kimseler ki senden izin istemektedirler, işte ancak onlar Allâh’a ve Rasûlüne (gerçekten) iman etmekte olan kimselerdir! (İşte samimi Müs lüman`ı münafıktan ayıran ölçü budur. Çünkü müna fıkların âdeti, bir bahâne bularak bu gibi sorumluluk getiren yerlerden sıvışıp kaçmaktır.) Artık onlar bazı önemli işleri için senden izin istedikleri zaman, onlardan dilediğine izin ver. (Bir özre dayalı olsa bile) yine de (dünya işini din işine tercih ettiklerinden dolayı) onlar için Allâh’tan bağışlanma talebinde bulun! Şüphesiz ki Allâh (kullarının kusurlarını çokça ba ğışlayan bir) Ğafûr’dur; (onlara çok acıdığı için kolay lık sağlayan bir) Rahîm’dir.

63  O Rasûlün (sizi önemli bir iş için) çağırması nı, aranızda bir kısmınızın diğer bir kısmı çağır ması gi bi (, katılıp katılmama hakkına sahip olduğu nuz ve izinsiz ayrılmakta serbestbulunduğunuz bir çağrıya denk) tutmayın!/O peygamberi çağırmayı aranızda bir kısmınızın diğer bir kısmı (yüksek sesle ve adıyla) çağırması gibi kılmayın! (Bilakis ona, tazîm ve saygı ifade eden “Nebî” ve “Rasûl” sıfatlarıylave kısık sesle nidâ edin!)/O Rasûlûn duasını (ve bed duasını) bir kısmınızın diğer bir kısma duası gibi tutmayın (, zira sizinki ihtimalli, onunkiise kesinlikle kabuldür)!/ Allâh, içinizden birbirinin arkasına sak lanarak/(izin alan kişinin ardına takılıp ona) sığınarak/giz lice yavaş yavaş (Rasûlûllâh (Sallâl lâhu Aleyhi ve Sellem)`in cemaatinin) ara (sın)dan sıyrılıpçıkmakta olan o kişileri kesinlikle bilmektedir. Artık O (Allâh-u Sübhânehû)nun/o nun / em rine karşı duran o kişiler/O’nun/onun/emrinden (mü minleri) en gelleyen o kişiler/, kendilerine (dünyada katliâm, zelzele, zorba yönetim ve kalp katılığı gibi) büyük bir fitne(ve sıkıntı) isâbet etmesinden ya da (âhirette) onlara çok acı verici büyük bir azâbın çarpmasından sakınsın(lar)!

64  İyi bilin ki; göklerde ve yerde bulunanlar (mülkiyet ve yönetim bakımından) gerçektende sa dece Allâh’a aittir. O (Rabbiniz), (inanç, amel , nifak, ihlâs, karşı gelme ve söz tut ma gibi) üzerinde bulun duğunuz şey(ler)i de, o (münafık ola)nların Kendi sine döndürülecekleri, O’nun da onlara yapmış oldukları şeyleri(n kazandırdığı azâbı) haber vere ceği (kıyâmet) günü(nde başlarına gelecekleri) de muhakkak bilmektedir. Zaten Allâh her şeyi (hakkıyla bilen bir) Alîm’dir. (Dolayısıyla hiçbir hâliniz asla O’na gizli değildir!)

YİRMİBEŞİNCİ SÛRE-İ CELİLE
el-Furkân
SÛRE-İ CELîLESİ

Mekkî (Mekke-i Mükerreme döneminde inmiş)dir. İbni Abbâs ve Katâde (Radıyallâhu anhüm)`ün rivayetine göre; 68-70. âyet-i kerîmeler Medenî’dir. 77 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  O Zât’ın (hayrı ve) bereketi dâima pek çok olmuştur/O Zât dâima pek ulu olmuştur/ ki O, (hakkı bâtıldan ve helâli haramdan ayırıcı vasfıyla) Furkan (ismine sahip olan Kur’ân) ı (en büyük) kulu (Muham med (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)) üzerine (hâdiseler gerektirdikçe, zaman zaman) peyderpey indirmiştir, tâ ki o (peygamber ve Kur’ân), (insan ve cin toplumları dâhil) bütün âlemler için bir uyarıcı/bir uya rı/ olsun!

2  O Zât ki; göklerin ve yerin mülkü (ve hükümrânlığı, sahipliği ve yönetimi) sadece Kendisine ait tir; (Yahudi ve Hristiyanların inançlarının tersine) hiç bir çocuk edinmemiş tir; (putperestlerin sandığı gibi) Kendisi için mülkte hiçbir ortak da bulunmamak tadır; (Mecûsîlerin iddia ettiği gibi nur ve karanlığın hiçbir etkisi olmaksızın) her şeyi O yaratmıştır da böylece onu (kendisi hakkında dilediği özelliklere elverişli bir şekilde) tam bir ayarlama ile takdir et miştir. (Nitekim O yaratıkların en mükemmeli olan insanı; akıl, idrak, düşünce, yönetim, farklı sanatları geliştirme gibi birçok özelliklere kabiliyetli şekilde yaratmıştır.)

Nûr Sûresi  358 
Cüz  18
cihanyamaneren