HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْفُرْقَانِ  ٣٦٥ 
الجزء ١٩

وَالَّذ۪ينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ يَلْقَ اَثَامًاۙ ﴿ ٦٨ ﴾ يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَيَخْلُدْ ف۪يه۪ مُهَانًاۗ ﴿ ٦٩ ﴾ اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَاُو۬لٰٓئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَاتٍۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا ﴿ ٧٠ ﴾ وَمَنْ تَابَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَاِنَّهُ يَتُوبُ اِلَى اللّٰهِ مَتَابًا ﴿ ٧١ ﴾ وَالَّذ۪ينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَۙ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا ﴿ ٧٢ ﴾ وَالَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا عَلَيْهَا صُمًّا وَعُمْيَانًا ﴿ ٧٣ ﴾ وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّق۪ينَ اِمَامًا ﴿ ٧٤ ﴾ اُو۬لٰٓئِكَ يُجْزَوْنَ الْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا وَيُلَقَّوْنَ ف۪يهَا تَحِيَّةً وَسَلَامًاۙ ﴿ ٧٥ ﴾ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ حَسُنَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا ﴿ ٧٦ ﴾ قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّ۪ي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا ﴿ ٧٧ ﴾

سُورَةُالْفُرْقَانِ  ٣٦٥ 
الجزء ١٩
Furkân Sûresi  365 
Cüz  19

68  Yine o kimseler ki; Allâh’la birlikte başka bir ilâha tapmazlar, (öldürdüğü bir kişi karşılığında kısas, İslâm’a girdikten sonra dinden çıkma ve evliyken zina yapma gibi) hak(lı nedenler) ile olmadıkça, Allâh’ın (, öldürülmesini) yasakladığı o (masum) şahsı öldür mezler, zina da yapmazlar! İşte her kim bun (ların mecmû’un)u yaparsa, günahın(ın) cezasına kavuşacaktır.

69  Kıyâmet gününde azap onun için katlanacak tır ve o, alçak edilmiş olarak onun içerisinde ebedî kalacaktır.

70  Ancak (kâfirlikten) tevbe etmiş olan, (Rabbine ve âhir zaman peygamberine) iman etmiş bulunan, bir de (namaz, oruç, hac, zekât gibi) sâlih bir amel iş lemiş olan kimseler müstesnâ! İşte onlar ki, Allâh onların (tevbeleri sebebiyle sil miş olduğu) kötü işlerinin yerine (iman ve taatlar gibi) güzel şeyler yer leştirecektir. (Artık onlar şirk yerine iman, müminleri öldürme yerine müşrikleri katletme,zina yerine de iffet vasfına sahip olacaklardır.) /Allâh onların (günaha sevk eden) kötü huylarını (ibadete yönlendiren) iyi huylarla değiştirecektir./ Onların kötü işlerinin (ka zandırdığıazaplar) yerine (âhirette) güzel şeyler (ve bol sevaplar) yerleştirecektir./ Zaten Allâh dâima (günahları çokça bağışlayan bir) Ğafûr ve (kullara son derece acıyan bir) Rahîm olmuştur. (Bu yüzden bir günaha bir ceza, tevbe edene mağfi ret, tevbesinde sebat edene ise günahı kadar sevap vaad etmiştir.)

71  Her kim (günahları bırakıp, pişmanlık çekerek) tevbe eder ve (geçmiş kusurlarını telâfi etmek üzere) salih bir amel işlerse, gerçekten de o, (günahları sil dirip sevaplar kazandıran) büyük bir dönüşle Allâh’a dönmüş olur.

72  (Rahmân’ın seçkin kulları) yine öyle kimselerdir ki; yalan (konuşulan mekânlar)a şâhit olmazlar (bilakis şerre bulaşmamak için yalancıların ve günahkârların meclislerinden, özellikle de çalgılı yerlerden son derece uzak dururlar)./Yalan (yere) şâhitlik yapmazlar./ Terk edilmesi gereken hayırsız şeylere (rastgele) uğradıklarında ise, (oralardan yüz çevirerek) şereflerini koruyan kimseler olarak geçip giderler. (Bu meyanda fuhşî olaylara tanıklık etmezler, kusurları araştırmazlar ve müstehcen konuları kinâyeli olarak konuşurlar.)
Muhammed ibni Hanefiyye ve Mücâhid (Radıyallâhu anhümâ) bu âyet-i kerîmeyi tefsir ederlerken: “Onlar eğlence ve çalgı meclislerine katılmazlar!” buyurmuştur. İbni Mes’ûd (Radıyallâhu anh) ise: “Su ekini yetiştirdiği gibi, çalgı da kalpte mûnafıklık büyütür!” buyurmuştur. Bu âyetten anlaşıldığı üzere; yalan konuşulan, gayr-i meşrû eğlenceler bulunan ve ağıt yakılan meclislerde bulunmak, Allâh’ın methettiği kulların vasıflarından değildir. Çünkü bâtılı seyretmek, ona ortak olmak demektir. Ayrıca böyle meclislerde bulunmak ve onlara bakmak, bir hoşnutluk göstergesi olduğundan, böyle yerlerde bulunanlar o günahı işleyenlere ortak olurlar. Bu yüzden Îsâ (Aleyhisselâm): “Günahkârlarla oturup kalkmaktan son derece sakının!” buyurmuştur. (Nesefî, Hâzin, Âlûsî)

73  Yine öyle kimseler ki; (Kur’ân okunarak ve vaaz u nasîhat yapılarak) Rablerinin âyetleriyle öğüt lendikleri zaman, onlara karşı sağırlar ve körler olarak (yıkılıp) düşmezler. (Bilakis kavrayıcı kulaklar ve gerçeği gören gözlerle âyetlerden istifâde ederler ve âyetleri duyar duymaz secdeye kapanırlar.)

74  Yine o kimseler ki (dualarında): “Ey Rabbimiz! Eşlerimizden ve zürriyetlerimizden (bir kısmını iman ve taata muvaffak kılarak) bizim için gözlere ay dınlık (yap da, böylece bize hayırlı hanımlar ve çocuk lar) bağışla! Bir de bizi (yeterli ilme ve amele muvaffak ederek) takvâ sahipleri için bir imam (; hayır ve hidâyette örnek alınacak önderler) kıl!” derler.

75  İşte onlar (İslâm’ın hükümlerini hakkıy la yerine getirmenin zorluklarına) sabretmeleri sebe biyle (inci ve yakut tan yapılma) yüksek köşklerle mükâ fatlandırılacaklardır. Ayrıca onlar orada (melekler tarafındanhayırlı uzun ömür dileği anlamında) bir tahiyye ve (her türlü âfetlerden) büyük bir selâmet (dilekleri) ile karşı lanacaklardır…

76  (Ölmeksizin ve ayrılmaksızın) içerisinde e be dî kalıcılar olarak! Bir yerleşim yeri ve bir ikametgâh olarak (orası) ne de güzel olmuştur!

77  (Habîbim!) De ki: “Duanız (ve ibadetiniz) olma saydı, Rabbim sizi ne yapsın?/Rabbim size niye de ğer versin? (Çünkü değeriniz, ancak Rabbinizi bilme niz sayesindedir, yoksa hayvanlardan ne farkınız olur du?)/(Allâh’la birlikte başka ilâhlara) tap(arak şirk koş)manız olmasaydı, Rabbim size n(iy)e (azap) yapsın?/ Fakat siz gerçekten (benim tebliğlerimi) yalan ladınız; artık pek yakında o (azap), (yakanıza) yapı ş(ıp sizi cehenneme düşürünceye kadar bırakmay)an bir şey olacaktır!”

Furkân Sûresi  365 
Cüz  19
cihanyamaneren