HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالنَّمْلِ  ٣٨٤ 
الجزء ٢٠

مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ خَيْرٌ مِنْهَاۚ وَهُمْ مِنْ فَزَعٍ يَوْمَئِذٍ اٰمِنُونَ ﴿ ٨٩ ﴾ وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَكُبَّتْ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِۜ هَلْ تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ﴿ ٩٠ ﴾ اِنَّمَٓا اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ رَبَّ هٰذِهِ الْبَلْدَةِ الَّذ۪ي حَرَّمَهَا وَلَهُ كُلُّ شَيْءٍۘ وَاُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَۙ ﴿ ٩١ ﴾ وَاَنْ اَتْلُوَ۬ا الْقُرْاٰنَۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَقُلْ اِنَّمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُنْذِر۪ينَ ﴿ ٩٢ ﴾ وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ سَيُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ فَتَعْرِفُونَهَاۜ وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ﴿ ٩٣ ﴾
سُورَةُالْقَصَصِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
طٰسٓمٓۜ ﴿ ١ ﴾ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْمُب۪ينِ ﴿ ٢ ﴾ نَتْلُوا عَلَيْكَ مِنْ نَبَاِ مُوسٰى وَفِرْعَوْنَ بِالْحَقِّ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ﴿ ٣ ﴾ اِنَّ فِرْعَوْنَ عَلَا فِي الْاَرْضِ وَجَعَلَ اَهْلَهَا شِيَعًا يَسْتَضْعِفُ طَٓائِفَةً مِنْهُمْ يُذَبِّحُ اَبْنَٓاءَهُمْ وَيَسْتَحْي۪ نِسَٓاءَهُمْۜ اِنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ ﴿ ٤ ﴾ وَنُر۪يدُ اَنْ نَمُنَّ عَلَى الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الْاَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ اَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِث۪ينَۙ ﴿ ٥ ﴾

سُورَةُالنَّمْلِ  ٣٨٤ 
الجزء ٢٠
Neml Sûresi  384 
Cüz  20

89  Her kim (iman ve kelime-i şehâdet gibi) o gü zel şeyi (mahşere) getirirse, ondan dolayı kendisi için (cennet gibi) pek büyük bir hayır vardır. İşte o gün onlar (, cehenneme düşme endişesi gi bi) son derece büyük bir korkudan emindirler.

90  Her kim de (kâfirlik ve şirk gibi) o kötü şeyi (âhirete) getirirse, onların da yüzleri/ kendileri/ o (cehennem) ateş(i) içerisine tepetakla atılmıştır. (O zaman onlara:) “Siz (dünyadayken) yapmakta bu lunmuş olduğunuz şeylerden başkasıyla cezalandırılmıyorsunuz!” (denilecektir.)

91  (Habîbim! O kâfirlere dünya ve âhiretle ilgili önemli haberleri bu sûrede beyan ettikten sonra de ki:) “Ben ancak işte şu (Mekke) şehrin(in) Rabbine iba det etmemle emrolundum ki, orayı O haram kıl mıştır. (Bu yüzden suçlu olsa da oraya sığınana doku nulamaz, otları koparılamaz, avı bile kaçırılamaz.) Zaten (yaratılmak ve mülkiyet bakımından) her şey de sadece O’na aittir. Ayrıca ben Müslümanlardan olma(kta sabit olma)mla/(kendilerini Allâh’a) teslim edenlerden olayım diye/ (Rabbimin tüm hükümleri ne) boyun eğenlerden olmam ile/ emrolundum..

92  Bir de (insanları davet etmek ve içerisindeki ince ilimlere vâkıf olmam için) art arda Kur’ân oku mamla (memur kılındım)!” Artık her kim (sana ve Kur’ân’a uyarak) hidâyete ererse, o ancak kendisi için hidâyet bulmuş olur (zira bunun tüm menfaat leri kendisine âit olur). Kim de (inkâr edip yüz çevi rerek) sapıtırsa, sen de ki: “Ben ancak uyarıcılar danım(, sizi zorla inandırmaya görevli değilim)!”

93  (Habîbim! Sana verdiğim bunca nimete hamd ve inkârcıları tehdit etmek üzere) de ki: “Bütün hamdler Allâh’a mahsustur. Pek yakın da O size (ayın yarılması, duman belirmesi ve Bedir’de meleklerin sizinle savaşmak için inmesi gibi sizi kah redecek olan) âyetlerini gösterecektir de siz onla rı(n Allâh’tan geldiğini) anlayacaksınız (ama o zaman bunun size bir faydası olmayacaktır)!” Zaten Senin Rabbin sizin yapmakta oldukları nızdan asla gâfil (ve habersiz) değildir (dolayısıyla kâfirler, azaplarının geciktirilmesinin bir ihmal ve gaf let sonucu olduğunu sanmasınlar)!

YİRMİSEKİZİNCİ SÛRE-İ CELİLE
el-Kasas
SÛRE-İ CELîLESİ

Mekkî (Mekke-i Mükerreme döneminde inmiş)dir. İbni Abbâs (Radıyallâhu anhümâ)dan rivayete göre 85. âyet-i kerîme, hicret esnasında Cuhfe’de, Hasen ve Atâ gibi zatlardan rivayete göre de; 52-55. âyet-i kerîmeler Medîne-i Münevvere’de nâzil olmuştur. 88 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  Tâ! Sîn! Mîm!

2  İşte bu (sûrede buluna)nlar, (Allâh-u Te`âlâ tarafından indirildiğini mûcizeleriyle ispat eden ve manaları muhataplarınca) pek açık olan/(helâl ve haramı, emir ve yasağı) iyice açıklayan/ o (yüce) ki tabın âyetleridir.

3  İman etmekte olan bir toplum (yararlansın) için Biz sana Mûsâ ve Firavun’un önemli haberle rinden bir kısmını hak ile art arda okumaktayız.

4  Gerçekten Firavun o (Mısır ve civarındaki) toprakta (zulüm sınırlarını aşarak) azgınlık yapmış ve oranın halkını (kendi isteği doğrultusundahareket eden) birtakım fırkalar hâline getirmişti ki, onlar dan bir zümreyi (; İsrâîloğullarını) iyice güçsüz dü şürüyordu, oğullarını çokça boğazlıyor, kadınlarınıysa diri bırakıyordu. Gerçekten de o, (kâhinlerin haberine dayanarak yüz bine yakın oğlan çocuğu öldürtecek derecede fe sat çıkaran) bozgunculardan (biri) olmuştu.

5  Ama Biz istiyorduk ki o toprakta zayıf duruma düşürülmüş olan o kimselere iyilikte bulunalım, onları (hayırda kendilerine uyulan) pek değerli ön derler yapalım ve (Firavun hânedânını helâk etme mizin ardından, bırakacakları saltanata) onları mi rasçılar kılalım...

Neml Sûresi  384 
Cüz  20
cihanyamaneren