HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٤ 
الجزء ١

وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقًاۙ قَالُوا هٰذَا الَّذ۪ي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَاُتُوا بِه۪ مُتَشَابِهًاۜ وَلَهُمْ ف۪يهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَهُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ﴿ ٢٥ ﴾ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَسْتَحْي۪ٓ اَنْ يَضْرِبَ مَثَلًا مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَاۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلًاۢ يُضِلُّ بِه۪ كَث۪يرًا وَيَهْد۪ي بِه۪ كَث۪يرًاۜ وَمَا يُضِلُّ بِه۪ٓ اِلَّا الْفَاسِق۪ينَۙ ﴿ ٢٦ ﴾ اَلَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ م۪يثَاقِه۪ۖ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ ﴿ ٢٧ ﴾ كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَكُنْتُمْ اَمْوَاتًا فَاَحْيَاكُمْۚ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿ ٢٨ ﴾ هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًا ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ۟ ﴿ ٢٩ ﴾

سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٤ 
الجزء ١
Bakara Sûresi  4 
Cüz  1

25  (Habîbim!) Müjdele o kimseleri ki; onlar (iman şartlarına şüphesiz bir şekilde) iman etmişlerdir ve (namaz, oruç, hac, zekât gibi, hem akla, hem de Kitap’a ve Sünnet’e uygun olan) salih ameller işlemişlerdir; (köşklerinin ve ağaçlarının) altlarından sürekli ırmaklar akmakta olan pek kıymetli cennetler gerçekten de onlara aittir! Her ne zaman kendileri o (cennet bağları) ndan (derlenen), herhangi bir meyveden bir rızıkla rızıklandırılsalar: “İşte bu, daha önce (dünyada da cennette) de rızıklandığımız şeydi!” derler. (Çünkü yabancılık çekmesinler diye) o (rızıklar) onlara, (renk ve şekilde) birbirinin benzeri (fakat lezzet ve tat bakımından çok farklı) olarak verilmiştir. (Büyük-küçük her türlü necâsetten, hayız ve nifas gibi maddî pisliklerden, ayrıca haset, fesat gibi manevî kötülüklerden) tertemiz kılınmış değerli birtakım eşler de orada onlara aittir (ki onlar, hem dünya kadınlarından hem de hûrilerden olacaktır). Hem onlar orada ebedî kalıcılardır(, bu nedenle ne oradan çıkacaklar, ne de ölüm tadacaklardır).

26  Şüphesiz ki Allâh bir sivrisineği de, (küçüklük veya büyüklükte) onun üstünde olanı da herhangi bir misal olarak açıklamaktan (ve hakkı ortaya koymak için örnek vermekten) asla hayâ etmez (; kim ne der diye çekinip vazgeçmez). Artık o kimseler ki (Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e ve Kur’ân-ı Kerîm’e) inanmıştırlar; işte onlar onun gerçekten Rablerinden (gelmiş, inkâr edilemeyecek) bir hak olduğunu bilirler. Ama o kimseler ki kâfir olmuşlardır; işte onlar da “(Sivrisineği örnek vermenin ne anlamı olabilir,) bir misal olarak Allah bununla ne (gibi bir) şeyi kastetmiştir?” derler. O (Allâh-u Te`âlâ), bunun (gibi örnekler açıklamak) la (inkârı sürdüren) birçok kimseleri saptırmaktadır, (tasdikte bulunan) birçoğunu da yine onunla hidâyet (bakımından ziyade) etmektedir. Ama O, onunla ancak o fâsıkları(n) sap(ıklığını ar)tırmaktadır (ki, zaten onlar evvelce kendi arzularıyla Allâh-u Te`âlâ’nın taatından çıkmışlardır).

27  Öyle (fâsık) kimseler ki; Allâh’ın (, âhir zamanda göndereceği peygambere inanacaklarına dâir, evvelce indirmiş olduğu kitaplarda kendilerine emretmiş olduğu vasiyet ve) ahdini, (bizzat kendileri kabullenip, yeminlerle) mîsâk (alt)ın (a aldık)dan sonra bozmaktadırlar. (Peygamberlerin tümüne inanmak, müminlerle dostluk ve akraba ilişkisini gözetmek gibi) Allâh’ın, kendisiyle ilgili birleştirilme emri vermiş olduğu şeyler (arasındaki tüm ilişkiler)i kesmektedirler ve (günâhlar işleyerek, insanların imanına engel olarak, bir de âlemin düzenini sağlayacak irtibatları bozarak) yer (yüzün) de (bozgunculuk ve) ifsatta bulunmaktadırlar. İşte ancak bunlar (maddî ve manevî en büyük zarar ve) hüsrâna uğrayanların ta kendileridir.

28  O Allâh’ı nasıl inkâr edebiliyorsunuz ki; siz (babalarınızın sulplerinde meniler halinde) ölüler iken, (analarınızın rahimlerinde) O sizi diriltmiştir, sonra (ecellerinizin bitiminde) O sizi öldürecektir, (ölümden) sonra yine O sizi diriltecektir, sonunda da (âhirette) ancak Kendisine döndürüleceksiniz!?

29  Ancak O’dur O Zât ki; yerde olan (madenler, bitkiler, denizler, canlılar ve dağ)ları topluca sizin (dinî ve dünyevî menfaatiniz) için yaratmıştır, sonra (yüce irâdesi, şânına yaraşan bir şekilde) göğ(ü yaratıp düzenlemey)e yönelmiştir de onları (eğrilik büğrülükten, yarık ve çatlaklardan uzak ve sapasağlam) yedi (kat) gök hâlinde düzenlemiştir! (Çünkü) O, her şeyi (hakkıyla bildiği için, yaratıklarını en mükemmel bir surette ve en faydalı bir şekilde halketmiş bulunan bir) Alîm’dir.

Bakara Sûresi  4 
Cüz  1
cihanyamaneren