HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُلُقْمٰانَ  ٤١٣ 
الجزء ٢١

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۘ كُلٌّ يَجْر۪ٓي اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى وَاَنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ ﴿ ٢٩ ﴾ ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الْبَاطِلُۙ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَب۪يرُ۟ ﴿ ٣٠ ﴾ اَلَمْ تَرَ اَنَّ الْفُلْكَ تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِنِعْمَتِ اللّٰهِ لِيُرِيَكُمْ مِنْ اٰيَاتِه۪ۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ ﴿ ٣١ ﴾ وَاِذَا غَشِيَهُمْ مَوْجٌ كَالظُّلَلِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ فَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌۜ وَمَا يَجْحَدُ بِاٰيَاتِنَٓا اِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ ﴿ ٣٢ ﴾ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لَا يَجْز۪ي وَالِدٌ عَنْ وَلَدِه۪ۘ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِه۪ شَيْـًٔاۜ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا۠ وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ ﴿ ٣٣ ﴾ اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِۚ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَۚ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْاَرْحَامِۜ وَمَا تَدْر۪ي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَدًاۜ وَمَا تَدْر۪ي نَفْسٌ بِاَيِّ اَرْضٍ تَمُوتُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ ﴿ ٣٤ ﴾

سُورَةُلُقْمٰانَ  ٤١٣ 
الجزء ٢١
Lokmân Sûresi  413 
Cüz  21

29  (Ey görebilen!) Görmedin mi ki; gerçekten Allâh (gündüzü uzatıp, geceyi kısaltarak) geceyi gün düze girdirmekte, (geceyi uzatıp, gündüzü kısaltarak) gündüzü(n saatlerini) de geceye girdirmektedir. O, güneşi ve ay`ı da (kulların istifa desi için) emre âmâde kılmıştır. Her biri (günlük, aylık ve yıllık, bir de kıyâmete kadar olan tüm devrelerini tamamlamaları için) adı konmuş bir süreye kadar (burçlarında ve yö rüngelerinde) sürekli ve süratlice akıp gitmektedir. Bir de gerçekten Allâh yapmakta olduğunuz şeyleri(n iç yüzünden hakkıyla haberdâr olan bir) Habîr’dir.

30  İşte bu (üstün kudret ve ilim vasfının eserlerinin açığa çıkması) şu sebepledir ki gerçek ten Allâh (varlığı zorunlu ve sadece Kendine bağlı olan) Hakk’ın ta Kendisidir, (müşriklerin) O’nun dışında (ilâh olarak) tapmakta oldukları şeyler ise, şüphe siz ki (ilâhlığı sabit olmayan, hatta haddi zatında var lığı dahi düşünülemeyen bir) bâtıldır, bir de muhak kak Allâh, (tüm varlıklara karşı üstünlük sahibi olan) Aliyy de, (her şeyden büyük olan) Kebîr de ancak O’dur.

31  Görmedin mi ki; gerçekten gemiler denizde Allâh’ın (rüzgâr estirme) nimeti sebebiyle akıp git mektedir, tâ ki O size (kudretinin delil ve) âyetlerin den bir kısmını göstersin diye! İşte şüphe siz ki (belâlara karşı) çokça sabreden ve (nimetlere karşı) hakkıyla şükreden her (imanlı) kimse için, elbette bu (anlatıla)n(lar)da pek çok ve çok büyük âyetler vardır.

32  (Bulutlar ve dağlar büyüklüğünde) gölgelikler gibi dalgalar onları kapladığı zaman, (tüm taptıkları nı unutup) duayı sadece Kendisine tahsis edenler hâlinde Allâh’a yalvarırlar. Ama onları karaya (çıka rıp) kurtardığı vakit, içlerinden (sözünde durup) dos doğru hareket eden vardır. (Ama bunlar azdır, ekserisi ise rahata kavuştuğunda Rabbini unutmaktadır.) Zaten Bizim âyetlerimizi(n hak oluşunu) ancak (söz bozmayı âdet edinen) her çok ihânetçi ve son de rece nankör olandan başkası bile bile inkâr etmez!

33  Ey insanlar! Rabbiniz(in emirlerine muhâlefet)den hakkıyla sakının ve öyle büyük bir günden korkun ki; (o gün) hiçbir baba (ve anne) çocuğun(un yapması gereken bir şeyi, onun tarafın)dan ödeyeme yecektir.Hiçbir çocuğun kendisi de (anne ve) babasından (taraf, onun adına) hiçbir şey ödeyici olamaz! Allâh’ın (kullarını diriltip hesaba çekeceğine dâir) va adi gerçekten (de, bozulması düşünülemeyecek) bir haktır! Artık o en alçak (dünya) hayat(ı) sakın ha sizi aldat(arak, fâni lezzetlerine meftun bırakıp, Allâh’a karşı sorumluluklarınızı yerine getirmekten alıkoy) ma sın! O son derece aldatıcı olan (şeytan) da sakın sizi (günahlara sevk edip: “Ne yaparsanız yapın,) Allâh (si zi affeder, zaten O sizin imanla öleceğinizi ezelî ilminde biliyorsa, amelinizin bir faydası yoktur, kâfir olarak öleceğinizi biliyorsa da, günahlardan sakınmanız boşuna olacaktır!” gibi laflar) ile aldatmasın!

34  Şüphesiz ki Allâh, o (kıyâmet) ânın(ın ne zaman gerçekleşeceğinin) bilgisi sadece Kendi katındadır! Yağmuru (takdir buyurduğu zamanda) sadece O indirmektedir! (Anaların) rahimler(in)de bulunanları(n tüm hallerini) ancak O bilmektedir! (Bu gün ne yaptığını herkes biliyorsa da) yarın (şerden ve hayırdan, zarardan ve kârdan) ne kazanacağını hiçbir kimse bilemez! (Hatta çoğu kere yapmaya azmettiği işin tersini yapmaya bile mecbur kalabilir. Herkes doğduğu yeri bilmekteyse de) hiçbir nefis hangi yerde öleceğini bilemez! Şüphesiz ki Allâh (her şeyi lâyıkı vechile bilen bir) Alîm’dir, (her şeyin dışını bildiği gibi, iç yüzünden de kavrayıcı şekilde haberdâr olan bir) Habîr’dir.
Hadîs-i şerîfte bahsedildiği üzere; “Âyet-i kerîmenin konu ettiği beş mesele; ‘Gayb anahtarları’ diye tabir edilen ve Allâh-u Te`âlâ’dan başka kimsenin -tüm yönleriyle ve kendi başına- bilemeyeceği gaybî konulardır.” (Buhârî, Tefsîr: 269, No: 4499, 4500, 4/1793) Dolayısıyla gelişen cihazlar vasıtasıyla yapılan yağmur tahminleri ve ceninlerin cinsiyet tespiti, birtakım âletlerden yardım alınarak yapıldığından, ayrıca bu tespitler hiçbir zaman, erkek mi dişi mi, sağlam mı sakat mı, zengin mi fakir mi, mümin mi kâfir mi olacakları gibi tüm halleri hakkındaki bütün tafsîlâta dâir kesin bir bilgi ifade etmeyip, zan ve tahminden ileri geçmediğinden, âyet ve hadîslerle çelişen bir durum söz konusu değildir. Zaten “Tüm yönleriyle” şeklindeki beyânımızdan anlaşılacağı üzere; çocuğun cinsiyeti belirdikten ve bir şekilde görüldükten sonra hâsıl olan bilgi, gayba dâhil olmadığı gibi, çok yönlü de değildir. Zira o ceninin doğup doğmayacağı, ne kadar ve nasıl yaşayacağı ve âhiret hayatı dâhil sonsuza kadar karşılaşacağı tüm mukadderât ancak Allâh-u Te`âlâ nezdinde kesin bir bilgi ile mâlûm iken, kulların bu hususta en ufak bir bilgisi dahi mevcut değildir. Bir de şunu doğru anlamamız gerekir ki; peygamberlere mûcize olarak vahiy tarikiyle, velilere de kerâmet olarak ilham yoluyla bu gaybî konular bildirilebilir ki bu, Allâh-u Te`âlâ’nın bildirmesine dayandığından, konumuzla alâkalı bir sıkıntı çıkarmaz! (Âlûsî, Rûhu’l-me’ânî: 29/97)

Lokmân Sûresi  413 
Cüz  21
cihanyamaneren