HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَحْزَابِ  ٤١٩ 
الجزء ٢١

قُلْ لَنْ يَنْفَعَكُمُ الْفِرَارُ اِنْ فَرَرْتُمْ مِنَ الْمَوْتِ اَوِ الْقَتْلِ وَاِذًا لَا تُمَتَّعُونَ اِلَّا قَل۪يلًا ﴿ ١٦ ﴾ قُلْ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَعْصِمُكُمْ مِنَ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَ بِكُمْ سُٓوءًا اَوْ اَرَادَ بِكُمْ رَحْمَةًۜ وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًا ﴿ ١٧ ﴾ قَدْ يَعْلَمُ اللّٰهُ الْمُعَوِّق۪ينَ مِنْكُمْ وَالْقَٓائِل۪ينَ لِاِخْوَانِهِمْ هَلُمَّ اِلَيْنَاۚ وَلَا يَأْتُونَ الْبَأْسَ اِلَّا قَل۪يلًاۙ ﴿ ١٨ ﴾ اَشِحَّةً عَلَيْكُمْۚ فَاِذَا جَٓاءَ الْخَوْفُ رَاَيْتَهُمْ يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ تَدُورُ اَعْيُنُهُمْ كَالَّذ۪ي يُغْشٰى عَلَيْهِ مِنَ الْمَوْتِۚ فَاِذَا ذَهَبَ الْخَوْفُ سَلَقُوكُمْ بِاَلْسِنَةٍ حِدَادٍ اَشِحَّةً عَلَى الْخَيْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَمْ يُؤْمِنُوا فَاَحْبَطَ اللّٰهُ اَعْمَالَهُمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرًا ﴿ ١٩ ﴾ يَحْسَبُونَ الْاَحْزَابَ لَمْ يَذْهَبُواۚ وَاِنْ يَأْتِ الْاَحْزَابُ يَوَدُّوا لَوْ اَنَّهُمْ بَادُونَ فِي الْاَعْرَابِ يَسْـَٔلُونَ عَنْ اَنْبَٓائِكُمْۜ وَلَوْ كَانُوا ف۪يكُمْ مَا قَاتَلُٓوا اِلَّا قَل۪يلًا۟ ﴿ ٢٠ ﴾ لَقَدْ كَانَ لَكُمْ ف۪ي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَث۪يرًاۜ ﴿ ٢١ ﴾ وَلَمَّا رَاَ الْمُؤْمِنُونَ الْاَحْزَابَۙ قَالُوا هٰذَا مَا وَعَدَنَا اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللّٰهُ وَرَسُولُهُۘ وَمَا زَادَهُمْ اِلَّٓا ا۪يمَانًا وَتَسْل۪يمًاۜ ﴿ ٢٢ ﴾

سُورَةُالْاَحْزَابِ  ٤١٩ 
الجزء ٢١
Ahzab Sûresi  419 
Cüz  21

16  (Habîbim!) De ki: “Ölmekten ya da öldürül mekten kaçıyorsanız, (eceliniz geldiyse) bu kaçış asla size fayda vermeyecektir! (Ama eceliniz gelme diyse) o zaman ancak (ecelinize kadar) pek az (bir süre dünya hayatından) faydalandırılırsınız!”

17  (Rasûlüm!) De ki: “O (Rabbiniz) sizinle ilgili bir kötülük (ve bozgun) dilerse, ya da sizin hakkı nızda bir rahmet (ve zafer) murad ederse, işte sizi Allâh’tan (gelecek şeye karşı) koruyacak o kişi de kimdir?! Onlar kendileri için Allâh’tan başka ne bir dost, ne de gerçek bir yardımcı bulamazlar (ki, kendile rine bir kâr temin edebilsinler veya bir zararı savuş turabilsinler)!”

18  Allâh içinizden (insanları Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e yardım etmekten) geri bırakanları da, (kendileri gibi münafık olan) kardeşlerine: “Bize gelin! (Gözümüz yollarda kaldı, Muhammed ve ashâbı bir lokma et parçası, tam bir et olsa ne ya zar? Ebû Süfyan ve adamları onları yutar! Bırakalım ne yaparlarsa yapsınlar!)” diyenleri de muhakkak bilmektedir. Zaten onlar savaşa ancak pek az (bir zaman, ora da kendilerini göstermek için) gelirler.

19  (Gelseler bile) size karşı (yardımda) pek cimri kimseler olarak (gelirler)! Bir de (kendilerine) kor ku geldiği zaman, sen onları, üzerine ölüm(ün şid detlerin)den dolayı baygınlık çökmüş o kimse gibi gözleri döner bir halde sana bakıyorlarken gö rürsün! Korku gittiğinde (ve ganimetler taksim edilmeye başladığında) ise, o (dünya) mal(ın)a karşı çok (düş kün ve) cimri kimseler hâlinde (“Bize ganimetten payımızı verin! Sizin bizden ne üstünlüğünüz var?” diye) size keskin dillerle eziyet ederler/darbe in dirirler/bağırarak sert bir şekilde konuşurlar/. İşte onlar (gerçekte) iman etme mişler dir, bu nedenle de Allâh onla rın amellerini(n sevabını) boşa çıkarmıştır. İşte bu Allâh’a göre pek kolay bir şey olmuştur. (Zira O, münafıkların geri durmasıyla mümin kullarının yenik duruma dü şeceğinden endişe etmediği gibi, kimsenin iti razın dan korkmadığı için, onların amel lerinin iptalinden etkilenmez.)

20  (Allâh-u Te’âlâ’nın gönderdiği kasırgayla kâfir orduları darmadağın olup kaçtıkları halde, hâlâ) onlar (bir türlü üzerlerinden atama dıkları korkaklık nede niyle) o (düşman) birliklerin(in) gitmediklerini sa nırlar. Ama o birlikler (bir daha) gelecek olsa, (tekrar aynı korkuyu yaşamamak için) gerçekten arzu eder lerdi ki, onlar bedevîler içerisinde çölde yaşayan kimseler olsalardı da, (Medîne tarafından gelenle re) sizin haberlerinizden sorsalardı. Zaten onlar sizin aranızda olsalardı, ancak pek az savaşırlardı! (Ama bu da Allâh için olmayıp, utanma belası ve gös teriş için olurdu.)

21  Andolsun ki elbette sizin için; (özellikle de) Allâh’a ve o son güne ümit bağlamakta bulunmuş olan/Allâh’tan ve o son günden korkmakta bulun muş olan/ ve (korku, arzu, bolluk ve darlık gibi tüm hallerinde) Allâh’ı çokça anmış olan kimseler için Allâh’ın Rasûlünde pek güzel ve uyul mayı gerek tiren birçok haslet/çok güzel bir örnek/ bulunmaktadır! (Nitekim, onun harpteki sebatı ve Allâh yolunda birçok zorluklara katlanması da, müminlerin örnek alması gereken başlıca özelliklerindendir.)

22  Müminler o birlikleri gördüğü zaman: “İşte (karşılaştığımız) bu (dehşet verici manzara), Allâh’ın ve Rasûlünün bi ze vaad etmiş olduğu şeydir! (Çün kü, Allâh bize: ‘Yoksa siz, kendinizden önce geçen mü minlerin başına gelenlerle karşılaşmadan cennete gireceğinizi mi san dınız!’ buyurarak bunu haber ver mişti. Rasûlü de: ‘Yakında kâfirlerin sizin aleyhinizde toplanmalarıyla iş zora girecektir, ama netice onların aleyhine sizin lehinize gelişecektir. Muhakkak onlar dokuz gün sonra üzerinize geleceklerdir!’ buyurarak, başımıza gelecekleri bize bildirmişti.) Allâh da, Rasû lü de doğru söylemiştir.” dediler ve bu (karşılaştıklarızorlu savaş) onları ancak (Allâh’ın sözlerine) kuvvetlice inanmak ve (tüm buyruklarına, kaza ve kaderlerine karşı) tam bir teslimiyet bakımından artırmıştır.

Ahzab Sûresi  419 
Cüz  21
cihanyamaneren