HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْاَحْزَابِ  ٤٢١ 
الجزء ٢٢

وَمَنْ يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتَعْمَلْ صَالِحًا نُؤْتِهَٓا اَجْرَهَا مَرَّتَيْنِۙ وَاَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَر۪يمًا ﴿ ٣١ ﴾ يَا نِسَٓاءَ النَّبِيِّ لَسْتُنَّ كَاَحَدٍ مِنَ النِّسَٓاءِ اِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذ۪ي ف۪ي قَلْبِه۪ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَعْرُوفًاۚ ﴿ ٣٢ ﴾ وَقَرْنَ ف۪ي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْاُو۫لٰى وَاَقِمْنَ الصَّلٰوةَ وَاٰت۪ينَ الزَّكٰوةَ وَاَطِعْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ اَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْه۪يرًاۚ ﴿ ٣٣ ﴾ وَاذْكُرْنَ مَا يُتْلٰى ف۪ي بُيُوتِكُنَّ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ وَالْحِكْمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ لَط۪يفًا خَب۪يرًا۟ ﴿ ٣٤ ﴾ اِنَّ الْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِق۪ينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِر۪ينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِع۪ينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّق۪ينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّٓائِم۪ينَ وَالصَّٓائِمَاتِ وَالْحَافِظ۪ينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِر۪ينَ اللّٰهَ كَث۪يرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا ﴿ ٣٥ ﴾

سُورَةُالْاَحْزَابِ  ٤٢١ 
الجزء ٢٢
Ahzab Sûresi  421 
Cüz  22

31  Ama sizden her kim Allâh’a ve Rasûlüne ita at(e devam) eder, salih bir amel de işlerse, (hem Allâh’ı hoşnut ettiği, hem de O’nun elçisi ile güzel ge çinerek onu memnun ettiği için) ona da mükâfatını iki kere veririz ve (fazlalık olarak) Biz ona (cennette) pek değerli bir rızık hazırlamışızdır.

32  Ey peygamber hanımları! Siz (Benim katım da) kadınlardan hiçbiri gibi değilsiniz! Eğer siz (Allâh-u Te`âlâ’nın hükmüne ve Rasûlünün rızâsına muhâlefetten) hakkıyla sakınır (olmakta dâim olur)sanız (sizin sevabınız Benim katımda diğer tüm sâliha kadınlarınkinden daha değerli olur)! Artık siz (erkeklerle perde arkasından konuşmanız îcap ettiği zaman) sözü yumuşatmayın ki, kalbinde (zinaya meyil gibi) bir tür hastalık bulunan kişi (boş yere) ümitlenmesin! Böylece siz(muhâtaplarınıza, şüphe ve töhmetten son derece uzak, biraz sert ama dînen ve aklen) iyi bilinen bir söz söyleyin!
Nikâhları ebediyyen yasak olan annelerimiz konumundaki ezvâc-ı tâhirât ile, bütün peygamberlerin ashâbından hayırlı olan Rasûlûllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)`in ashâbı arasında geçen konuşmalarda bile bu emre riâyetin söz konusu olmasından anlamalıyız ki, fitne fesâdın zirveye ulaştığı şu günümüzde, Müslüman kadınların, gerektiğinde zaruret miktarıyla sınırlı olarak da olsa, yüz yüze veya telefon gibi görüşme vasıtalarıyla yabancı erkeklerle konuşurlarken çok dikkatli olmaları gerekir!

33  (Ey peygamber hanımları! Za rurî bir ihtiyacınız olmadığı sürece) evlerinizde karar kılın! Evvelki câhiliyet (devri kadınlarının) yürüyüşüyle siz de sa lınarak, kırıtık ve işveli bir halde yürümeyin!/En önceki câhiliyet açılıp saçılmasıyla siz de açılma yın (ve örtülmesi gereken uzuvlarınızı göstermeyin)!/ O (farz) namaz(lar)ı dosdoğru kılın, zekâtı ve rin, (diğer tüm emir ve yasaklarında) Allâh’a ve Rasûlü ne de itaat edin! Ey (en şerefli hâne halkı olan) Ehl-i Beyt! (Bu emirleri vere rek) Allâh sizden ancak o (günah) kiri(ni) gi dermek ve sizi (tüm kötülükler den) tam bir te mizlemeyle arındırmak istiyor.

34  Siz evlerinizde, Allâh’ın âyet le rinden ve (Kur’ân-ı Kerîm’in manalarını beyan eden hadîs-i şe rîfler ve tefsîr ilmi gibi) o hikmetten art arda okun makta olan şeyleri (ezberleyip)hatırda tutun/(in sanlara vaaz u nasihat tarîkiyle) anlatın/! Şüphesiz ki Allâh dâima (din ve dünya hususunda yararlı olan şeylerin en ince noktalarına kadar her şeyi hakkıyla bilen bir) Latîf ve (herkesin içinde taşıdığı niyetleri dâhil, tüm eşyanın hakikatinden hakkıyla haberdâr olan bir) Habîr olmuştur. (Bu yüzden peygamberliğe Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`i, Ehl-i Beyt olma ya da sizi münâsip görmüştür.)

35  (Ey Müslüman kadınlar! Erkekler hakkında duyduğunuz müjdelerden dolayı ve peygamberimin hanımları hakkında zikrettiğim fazîletler yüzünden, sizde bir hayır olmadığını sanarak ümitsizliğe kapılıp üzülmeyin! Zira Allâh-u Te`âlâ’nın bütün hükümlerine boyun eğerek) İslâm’a giren erkekler ve İslâm’a giren kadın lar, (inanılması gereken meselelerin ta mamına) iman eden erkekler ve iman eden kadın lar, (emirleri tutup yasaklardan kaçarak) itaat eden erkekler ve itaat eden kadınlar, (niyetlerde, söz lerde ve fiillerde doğruluğu şi`âr edinmiş) sâdık er kekler ve sadâkatli kadınlar, (kaza ve kader gereği karşılaştıkları zorluklara, özellikle de hanımlarından gördükleri sıkıntılara) sabreden erkekler ve (tüm musîbetlere, özellikle kocalarından çektiklerine) sab reden kadınlar, (namazda sa ğa sola bakmayan ve kendilerini insanlardan üstün görmeyip, bu tevâzuyu dışa vuran) huşû’lu erkekler ve huşû’ sahibi kadın lar, (farz olan zekâtı ve nâfile olan sadakaları) bağış yapan erkekler ve bağışta bulunan kadınlar, (farz ve nâfile olarak) oruç tutan erkekler ve oruçlu bu lunan kadınlar, tenâsül uzuvlarını (zina, livâta ve lezbiyenlik gibi haramlardan) koruyan erkekler ve muhâfaza eden kadınlar, (hem dilden, hem de kalp ten tesbîh, tahmîd, tehlîl getirerek, Kur’ân okuyarak ve İs lâmî ilimlerle meşgul olarak) Allâh’ı çokça zik reden erkekler ve zikir ya pan kadınlar, şüphesiz Allâh bunlar(ın işledikleri günahlar) için büyük bir mağfiret ve (tâatlarına karşılık olarak da) pek bü yük bir mükâfat hazırlamıştır.

Ahzab Sûresi  421 
Cüz  22
cihanyamaneren